Precoding türkçesi Precoding nedir

  • Önniceleme.
  • Soru çizinliğinin düzenlenmesi sırasında yapılaştırılmış soruları izleyen yanıt seçenekleri ya da değerlerin uygun biçimde sayılanması.

Precoding ingilizcede ne demek, Precoding nerede nasıl kullanılır?

Precocial : Prekosiyal. Doğar doğmaz annesinden bağımsız hareket etmeye başlayan yavru (hayvan). Bazı tavşan ve geyik yavrularının özellikle kuş yavrularının doğumdan ya da yumurtadan çıkınca hemen hareket edebilmeleri. Erken gelişmiş. Erken olgunlaşan.

Precocious : Bacaksız. Erken doğmuş. Vaktinden önce yetişmiş. Zamanından önce gelişmiş. Erken gelişmiş. Erken büyümüş. Büyümüş de küçülmüş. Prekosiyöz.

Precociously : Erken gelişmiş bir şekilde.

Precociousness : Pre-kosluk. Erken gelişmişlik. Erken gelişme. Erken büyümüşlük. Erken yetişme.

Precocity : Prekozite. Prekosite. Erken olgunlaşma. Pre-kosluk. Erken gelişme. Erken yetişme. Hızlı gelişim. Erken gelişmişlik.

Precompact space : Öntıkız uzay. Prekompakt uzay.

Precognitive : Görülemeyen şeyleri görebilen.

Precompile : Ön derleme.

Precognition : Sezme. Önceden bilme. İlk soruşturma. Önceden haberdar olma. Önsezi. Ön soruşturma. Önbiliş. Geleceği görme. Prekognisyon.

Precombustion : Hazırlayıcı yanma. Önyanma.

İngilizce Precoding Türkçe anlamı, Precoding eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Precoding ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Lip synchronization : Dudak senkronu. Dudak eşlemesi. Dudak uydurma. Sözlendirmede, görüntülükteki görüntüde yer alan dudak devinimlerine uygun ses çıkarma. (bu eşleme, hem süre bakımından (yani sesin, dudak oynadığı vakit çıkıp durduğu vakit kesilmesi), hem de biçim bakımından (yani dudağın aldığı biçime uygun ses çıkarılması) yapılır). konuşmalarda, ses ile görüntünün birlikte saptanması. Müziğe dudak hareketlerini uydurma. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Pleybek.

Oscillogram : Salınım eğrisi. Osilogram.

Chromatogram : Kromatogram. Kromatografik analiz için filtre kağıdı üzerinde kaydedilmiş kimyasal örnek (kimya). Renkyazımı. Ayırım görüngesi.

Lip sync : Pleybek. Dudak eşlemesi. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Sözlendirmede, görüntülükteki görüntüde yer alan dudak devinimlerine uygun ses çıkarma. (bu eşleme, hem süre bakımından (yani sesin, dudak oynadığı vakit çıkıp durduğu vakit kesilmesi), hem de biçim bakımından (yani dudağın aldığı biçime uygun ses çıkarılması) yapılır). konuşmalarda, ses ile görüntünün birlikte saptanması.

Creating from raw materials : Ham maddeden üretme.

Mastering : Denetimi altına almak. Baş eğdirmek. Tam öğrenmek. İyi bilmek. Usta. Hükmetmek. Efendi. Öğrenmek. Hakim olmak. Üstesinden gelmek.

Transcription : Kaydetme. Transkripsiyon. Rna polimeraz enzimi vasıtasıyla kalıp dna'dan rna ipliğinin sentezlenmesi. Herhangi bir dna iplikçiğinin peş peşe nükleotitlerini kopyalayarak tamamlayıcı rna kopyası yapma olayı. Kayıt. Çevriyazı. Baz çifti teşkili kuralına göre rna polimeraz enzimi ile herhangi bir dna ipliğinin peş peşe nükleotitlerini kopyalayarak tamamlayıcı rna kopyası yapma olayı. Kopya. Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Kopya çıkarma.

 

Sign : İşaret. Belirtmek. Tecimevi, iş yerlerinin kapılarına asılan ve yapılan iş çeşidi ile bu işe ilişkin özel ve tüzel kişi iyeliğini kapsayan göstergeç. İm. Sinema ve televizyon çalışmalarında yapım takımının sessizce anlaşması, belli işlerin başlama ve bitişlerinin, gerçekleştirilmesinin belirtilmesi için el ve kolla, ışıkla, kulaklıklardan sesle verilen komutlar. İfade. Bulgu. İşaretlemek. Alamet. İnsanlar arasında anlaşmayı görüşmeyi sağlayan bütün semboller.

Signaling : Muhabere etme. Belirti. Sinyal verme. İşaretleşme. Baş işareti yapma eylemi. İmleşim. Sinyal. El işaretleri ile konuşma eylemi. Gösterme. Sinyaller kullanmak suretiyle iletişim yapma eylemi.

Spirogram : Solunum hareketleri grafiği. Bir spirografın (solunumyazarın) yaptığı kayıt.

Precoding synonyms : bolograph, lip synchronisation, bologram, lip synch, signal.

Precoding zıt anlamlı kelimeler, Precoding kelime anlamı

Subsequent : Sonraki. Sonradan ortaya çıkan. Müteakip. Daha sonraki. İzleyen. (belirli bir olayı) takip eden. Sonradan gelen. Sonra gelen.

Succeeding : Varisi olmak. Varisi olan. Başarılı olmak. Mirasçısı olan. Başarmak. Halefi olan. Başarıya ulaşmak. Başarı. Başarılı. Yerine geçen.

Incoming : Ele geçen. Girme. Yeni başlayan. Yeni (hükümet veya yıl). Gelen. Yeni gelen. Yeni. Gelmekte olan. Giren.