Premise türkçesi Premise nedir

  • Sayıltı.
  • Mukaddeme.
  • Mukaddem.
  • Dayanak çekidi.
  • Önerme.
  • Terim.
  • Kaziye.
  • Temel dayanak.
  • Öncül.
  • Önceden açıklamak.
  • Tümdengelimci bir dizgede kanıtsav ya da vargıların dayanağı olan ve daha önce kanıtlanmış savlardan ya da önsayıtlardan her biri.

Premise ile ilgili cümleler

English: The premise was wrong.
Turkish: Öncül yanlıştı.

English: I have a warrant to search the premises.
Turkish: Binaları arama iznim var.

English: I don't agree with the premise of your argument.
Turkish: Tartışmanın öncülü ile aynı fikirde değilim.

English: The police searched the premises thoroughly.
Turkish: Polis binaları adamakıllı araştırdı.

English: You ought to think over whether the premise is valid or not.
Turkish: Önermenin geçerli olup olmadığı üzerinde düşünmelisin.

Premise ingilizcede ne demek, Premise nerede nasıl kullanılır?

Major premise : Büyük önerme. Büyük terim.

Minor premise : Küçük önerme. Küçük terim.

Under the premise : Varsayımlar tarafından etkilenen. Varsayımlardan etkilenen. Varsayım altında.

Premised : Öncül. Sayıltı. Temel dayanak. Mukaddem. Terim. Önceden açıklamak. Mukaddeme. Önermenin nedeni olarak göstermek. Kaziye. Önerme.

Premises : Yerleşke. Şirket binası. Taşınmaz mülk. Ana maddeler. Bina ve müştemilatı. Arazi. Önermenin nedeni olarak göstermek. Tesis. Yer. İçindeki malzemeler.

 

Premisses : Terim. Mukaddeme. Kaziye. Öncüller. Öncül.

Premises distribution : Yerleşke içi dağıtım.

Premises wiring : Yerleşke kabloları. Yerleşke içi kablolar.

Premising : Terim. Kaziye. Önerme. Temel dayanak. Öncül. Sayıltı. Önermenin nedeni olarak göstermek. Mukaddem. Mukaddeme. Önceden açıklamak.

Premiss : Öncüller. Kaziye. Terim. Mukaddeme. Bir tasımda sonucu hazırlayan ilk iki önermeden her biri. bir bilimsel çalışmada işe koyulurken araştırmaya konu edilmeksizin doğru sayılan önerme. Öncül.

İngilizce Premise Türkçe anlamı, Premise eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Premise ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Propositions : Teklif. Plan. Öneri. Sorun. Cümle. Mesele. İş teklifi. Sav. Uygunsuz teklif.

Anterior : Biyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Ön, önde bulunan, ön kısımla ilgili, anteriyor. Öndeki. Önceki. İlerde. Evvelki. Daha eski. Önde bulunan. Anteriyor. Anteriyör.

Presuppose : Bir şey mantıken (başka bir şeyi) gerektirmek. Var oluşuna dayanmak. Baştan farzetmek. Gerekmek. Var olduğunu farzetmek. Önceden varsaymak. Ön şartına dayanmak veya bağlı olmak. Varsaymak. Koşul olarak gerektirmek.

Premising : Önermenin nedeni olarak göstermek.

Proems : Önsöz. Başlangıç. Girizgah. Giriş.

Prefaces : Önsöz ile başlamak. -e ile başlamak. Giriş yapmak. Mukaddime. Önsöz. Başlangıç. Önsözünü yazmak. Ön söz. Önsöz yazmak.

Major premiss : Büyük önerme.

Subsumption : Kapsamına alma. Kapsama. İhtiva etme. İçerme. Sınıflandırma. Kapsam. Altakoyma.

 

Exante : Ardıl.

Suppose : Tahmin etmek. Farz etmek. Farzedelim. Sanmak. Eğer. Gerekmek. Olduğuna inanmak. Varsaymak. Bence ...-se iyi olur. Bellemek.

Premise synonyms : major premise, proposals, preamble, premised, anaphora, posit, locution, preceding, overtures, prior, antecedent, progenitors, term, assumption, precessor, proffering, proffers, terming, preface, prefacing, hypothesis, minor premise, premiss, propositioned, proem, exordium, prefaced, overture, postulate, scenario, precondition, thesis, condition.

Premise ingilizce tanımı, definition of Premise

Premise kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : A condition. To send before the time, or beforehand. Something previously stated or assumed as the basis of further argument. A supposition. Hence, to cause to be before something else. To make a premise. To employ previously. To set forth something as a premise. A proposition antecedently supposed or proved.