Premising türkçesi Premising nedir

  • Sayıltı.
  • Önceden açıklamak.
  • Terim.
  • Kaziye.
  • Mukaddem.
  • Temel dayanak.
  • Mukaddeme.
  • Önerme.
  • Öncül.
  • Önermenin nedeni olarak göstermek.

Premising ingilizcede ne demek, Premising nerede nasıl kullanılır?

Premise : Terim. Mukaddeme. Temel dayanak. Önceden açıklamak. Tümdengelimci bir dizgede kanıtsav ya da vargıların dayanağı olan ve daha önce kanıtlanmış savlardan ya da önsayıtlardan her biri. Kaziye. Mukaddem. Dayanak çekidi. Sayıltı. Öncül.

Premised : Önermenin nedeni olarak göstermek. Kaziye. Önerme. Mukaddeme. Sayıltı. Önceden açıklamak. Terim. Mukaddem. Öncül. Temel dayanak.

Premises : Ana maddeler. Çevre. Taşınmaz mülk. Bina ve müştemilatı. İçindeki malzemeler. Şirket binası. Arazi. Yer. Mülk. Bina ve eklentileri.

Premises cabling : Yerleşke içi kablolar.

Premises distribution : Yerleşke içi dağıtım.

Major premise : Büyük terim. Büyük önerme.

Premisses : Öncül. Öncüller. Mukaddeme. Terim. Kaziye.

Minor premise : Küçük önerme. Küçük terim.

Premiss : Öncüller. Öncül. Mukaddeme. Kaziye. Terim. Bir tasımda sonucu hazırlayan ilk iki önermeden her biri. bir bilimsel çalışmada işe koyulurken araştırmaya konu edilmeksizin doğru sayılan önerme.

Major premiss : Büyük önerme.

İngilizce Premising Türkçe anlamı, Premising eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Premising ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Overture : Peşrev. Teklif. Ç.görüşme önerisi. Uvertür. Giriş müziği. Öneri.

Progenitors : Orijinal nüsha. Ata. Önce gelen kimse. Cet. Dede. Önce gelen kimse (pol.).

Assumption : Yüklenme. Farz. Üstlenme. Varsayım. Üstüne alma. Farzetme. Takınma. Azamet. Üzerine alma. Bir kanıtlama ya da geçerleme sürecinde usavurma zincirini tamamlamak üzere kimi halkaları doğru ya da geçerli sayma.

Premisses : Öncüller.

Proposal : Takrir. Evlilik teklifi. Öneri. Evlenme teklifi. Önerge. Plan. Tasavvur. Teklif. Tasarı.

Exordium : Giriş. Başlangıç. Önsöz.

Hypothesis : Hipotez. Kuram. Denence. Gözlemlenen olaylar ya da olay kümeleri arasında olası görülen, ama daha tanıtlanmamış olan ilişkileri dile getiren önerme. Araştırmanın başlangıcında henüz doğruluğu veya yanlışlığı kestirilemeyen bir öneri veya ön beklenti. Önsav. Gözlenen olaylar ve bu olaylar arasındaki ilişkilere yönelik açıklama taslağı ya da belirli olaylara ilişkin geçici bir açıklama işlevi gören önkabul. Kuramsal.

Proems : Önsöz. Girizgah. Başlangıç. Giriş.

Progenitor : Önce gelen kimse (pol.). Orijinal nüsha. Cet. Önce gelen kimse. Dede. Ata.

Proposition : Öneri. Plan. Bir yargı içeren, doğru ya da yanlış olabilen sav. Teklif etmek. Sevişme teklifi. İş teklifi. Sav. Uygunsuz teklif. Bir mantık dizgesine göre çeşitli doğruluk değerleri alabilen dilsel deyişler.

Premising synonyms : auspicious, preface, prefaced, antecedent, preambles, locutions, exordiums, preamble, prefaces, premise, offering, premised, prefacing, terming, precessor, term, preceding, operand, proffers, propositioning, proffer, premiss, hopeful, locution, proem, propositioned, proffering, a priori, thesis, anterior, propositions, likely, anaphora.

 

Premising zıt anlamlı kelimeler, Premising kelime anlamı

Unlikely : Olası olmayan. Olasılık dışı. Beklenilmeyen. Alışılmadık. İhtimali olmayan. Mümkün görünmeyen. Beklenilmedik. İhtimali olmadan. Muhtemel olmayan. Olasısız.

Inauspicious : Talihsiz. Uğursuz. Kutsuz. Şanssız. Meymenetsiz. Menhus. Meşum.