Premiss türkçesi Premiss nedir

  • Öncül.
  • Mukaddeme.
  • Sosyoloji alanında kullanılır.
  • Bir tasımda sonucu hazırlayan ilk iki önermeden her biri. bir bilimsel çalışmada işe koyulurken araştırmaya konu edilmeksizin doğru sayılan önerme.
  • Öncüller.
  • Kaziye.
  • Terim.

Premiss ingilizcede ne demek, Premiss nerede nasıl kullanılır?

Major premiss : Büyük önerme.

Minor premiss : Küçük önerme. Küçük öncül.

Premisses : Mukaddeme. Öncül. Terim. Kaziye. Öncüller.

Premise : Öncül. Temel dayanak. Mukaddeme. Dayanak çekidi. Tümdengelimci bir dizgede kanıtsav ya da vargıların dayanağı olan ve daha önce kanıtlanmış savlardan ya da önsayıtlardan her biri. Terim. Sayıltı. Kaziye. Önerme. Önceden açıklamak.

Premised : Temel dayanak. Mukaddeme. Sayıltı. Önerme. Kaziye. Mukaddem. Önceden açıklamak. Öncül. Terim. Önermenin nedeni olarak göstermek.

Business premises : İş tesisleri. Bir işletmenin idari binaları ve bağlı üniteleri. İş binası. İş merkezi. İşletmenin idari binaları ve bağlı üniteleri. Şirket binası. İş çevreleri.

Major premise : Büyük terim. Büyük önerme.

Premises : Mülk. İçindeki malzemeler. Önermenin nedeni olarak göstermek. Yer. Taşınmaz mülk. Ana maddeler. Çevre. Şirket binası. Dükkanın odaları ve arazisi. Yerleşke.

Keep the premises clean : Yere çöp atmayın (yerlere çöp atılmasını önlemek için genellikle umuma açık olan yerlerde yazılı olan tabela). Yerleri temiz tutun.

 

Premises distribution : Yerleşke içi dağıtım.

İngilizce Premiss Türkçe anlamı, Premiss eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Premiss ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Progenitors : Ata. Dede. Önce gelen kimse. Orijinal nüsha. Cet. Önce gelen kimse (pol.).

Acculturation : Bir kültürün ya da bir kültür öğesinin başka bir kültüre girmesi sonucu her ikisinin de değişmeye uğraması süreci. Ekinsel yozlaşma. Kültürleşme. Kültürel etkileşim. Çevresindeki kültürü kabullenme. Kültür etkileşimleri. Kültürlenme ya da kültürel etkileşim. Kültürel uyum. Kültürlenme. Bir kültürün başka bir kültürden aldığı tesir.

Adaptive behavior : Uyarlamacı davranış. Bireyin çevreyle uyum ilişkileri geliştirmesine yarayan ya da toplumsal düzgülere uygun düşen davranış. Adaptif davranış. Uyumcu davranış. Bireyin doğal ve toplumsal çevresinin gereklerine uyacak biçimde davranması. Uyumlayıcı davranış.

Terming : İsimlendirmek. Adlandırmak. Anlaşmak. Dönem. Demek. İsim vermek. Devre. -e ... demek. -e ... adını vermek.

Hypothesis : Olgular arasında neden-sonuç ilişkisi kuran ve gözlem yoluyla sınanacak olan öngörü. Ekonomi, iktisat, sosyoloji, veterinerlik alanlarında kullanılır. Varsayım. Denence. Araştırmanın başlangıcında henüz doğruluğu veya yanlışlığı kestirilemeyen bir öneri veya ön beklenti. Hipotez. Gözlenen olaylar ve bu olaylar arasındaki ilişkilere yönelik açıklama taslağı ya da belirli olaylara ilişkin geçici bir açıklama işlevi gören önkabul. Önsav. Gözlemlenen olaylar ya da olay kümeleri arasında olası görülen, ama daha tanıtlanmamış olan ilişkileri dile getiren önerme.

 

Posit : Farzetmek. Oturtmak. Yerine koymak. Yerleştirmek. Varsaymak. Önermek. Farz etmek.

Affection : Yakınlık. Meyil. Sevgi. Anlık süreçlerinin dışında kalan ve insanın toplumsal kümesi içindeki davranışı üzerinde istençli denetimini ortadan kaldıran kısa süreli duygusal tepkiler (kızgınlık, korku vb.) gösterme durumu. Alaka. Eğilim. Etkileme. Muhabbet. Hastalık.

Agression : Saldırı. Kişilerin, toplumsal kümelerin ya da toplumların, başka kişi, küme ya da toplumların doğal varlıklarını, eylemlerini ya da iyelikleri altındaki şeyleri, kendilerine çıkar sağlamak, onlara da zarar ya da acı vermek ve belli davranışlardan caydırmak amaçlarıyla denetim altına almaya girişmeleri.

Major premise : Büyük terim. Büyük önerme.

Premiss synonyms : precessor, exordiums, thesis, subsumption, premise, prefacing, premised, adjustment in marriage, exordium, alienation, premisses, proem, locutions, proems, antecedent, aesthetic, operand, stipulation, anaphora, age distribution, a priori, minor premise, prefaced, all round development of individual, precondition, preambles, assumption, prefaces, condition, aesthetical ideal, premising, propositioned, age group.

Premiss ingilizce tanımı, definition of Premiss

Premiss kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Premise.