Premisses türkçesi Premisses nedir

Premisses ingilizcede ne demek, Premisses nerede nasıl kullanılır?

Major premiss : Büyük önerme.

Minor premiss : Küçük önerme. Küçük öncül.

Premiss : Mukaddeme. Kaziye. Öncüller. Bir tasımda sonucu hazırlayan ilk iki önermeden her biri. bir bilimsel çalışmada işe koyulurken araştırmaya konu edilmeksizin doğru sayılan önerme. Öncül. Terim.

Premise : Kaziye. Dayanak çekidi. Mukaddem. Öncül. Tümdengelimci bir dizgede kanıtsav ya da vargıların dayanağı olan ve daha önce kanıtlanmış savlardan ya da önsayıtlardan her biri. Önerme. Sayıltı. Temel dayanak. Önceden açıklamak. Terim.

Premised : Mukaddem. Mukaddeme. Kaziye. Terim. Temel dayanak. Önermenin nedeni olarak göstermek. Önceden açıklamak. Öncül. Önerme. Sayıltı.

Premises distribution : Yerleşke içi dağıtım.

Premises cabling : Yerleşke içi kablolar.

Kept the premises clean : Temizliği korudu. Binayı temiz tuttu. Orasının her zaman temiz ve derli toplu olmasını sağladı.

Major premise : Büyük terim. Büyük önerme.

Business premises : İş binası. Bir işletmenin idari binaları ve bağlı üniteleri. Şirket binası. İşletmenin idari binaları ve bağlı üniteleri. İş tesisleri. İş çevreleri. İş merkezi.

İngilizce Premisses Türkçe anlamı, Premisses eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Premisses ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Anaphora : Önyinelem. Yinelem. Artgönderim. Artgönderim (dilbilim) birbirini izleyen ifadelerin başında kelime veya ifade tekrarı (genellikle vurgulama için).

Preface : Mukaddime. Başlangıç. Ön söz. Önsöz. Kitabın amacını, konusunu, işleniş biçimini açıklayan ve (ya da) hazırlanmasında emeği geçen kişileri anan yazı. Giriş yapmak. Önsöz yazmak. Önsöz ile başlamak. Önsözünü yazmak.

Posit : Oturtmak. Farzetmek. Varsaymak. Yerleştirmek. Önermek. Farz etmek. Yerine koymak.

Premised : Mukaddem. Sayıltı. Önceden açıklamak. Önermenin nedeni olarak göstermek. Önerme. Temel dayanak.

Premising : Sayıltı. Önermenin nedeni olarak göstermek. Temel dayanak. Mukaddem. Önerme. Önceden açıklamak.

Preambles : Başlama eki. Girizgah. Önsöz. Gerekçe. Açılış konuşması. Giriş. Açış konuşması. Başlangıç.

Scenario : Tasarı. Senaryo. Doğaçlamaya dayanan italyan halk tiyatrosu, commedia dell'arte türünün sahnedeki oyun için gerektirdiği özet taslak. ortaoyunu da önceden hazırlanmış bir taslak doğrultusunda oynanırdı. Eylemli gözlem koşulları yaratmak üzere bireylere çeşitli üstlenceler yükleyerek bir toplumsal kesiti yansıtan oyun metni. Oynanca. Plan. Durum.

Thesis : İddia. Tez. Önerme. Sav. Dava. Bitirme ödevi. Vurgulu hece (mısrada). Üniversitelerde ve yüksek okullarda öğrencilerin ya da öğretim üyelerinin hazırlayıp kimi zaman bir sınav kurulu önünde savundukları bilimsel yapıt. bk. sav. Araştırma.

 

Premise : Dayanak çekidi. Önerme. Sayıltı. Tümdengelimci bir dizgede kanıtsav ya da vargıların dayanağı olan ve daha önce kanıtlanmış savlardan ya da önsayıtlardan her biri. Mukaddem. Temel dayanak.

Prefaced : Önsözünü yazmak. Mukaddime. -e ile başlamak. Önsöz ile başlamak. Ön söz. Önsöz. Önsöz yazmak. Başlangıç. Giriş yapmak.

Premisses synonyms : land site, major premiss, antecedent, assumption, prefaces, site, hypothesis, progenitor, condition, term, locution, major premise, proems, minor premiss, locutions, exante, subsumption, preamble, prefacing, propositioning, proposition, propositioned, terming, stipulation, operand, exordium, precondition, precessor, premiss, exordiums, proem, postulate, progenitors.