Progenitor türkçesi Progenitor nedir

Progenitor ingilizcede ne demek, Progenitor nerede nasıl kullanılır?

Progenitors : Cet. Öncül. Orijinal nüsha. Ata. Önce gelen kimse (pol.). Önce gelen kimse. Dede.

Progenitive : Ürün verme ile ilgili. Ürün verebilen.

Progenitress : Nine. Büyükanne.

Progeniture : Meydana getirme. Zürriyet. Döl.

Philoprogenitiveness : Çok çocukluluk. Çocuk severlik.

Progeneration : Üreme. Baba olma.

Progenies : Nesil. Yavrular. Evlatlar. Torunlar. Döl. Çocuklar. Ürün. Sülale. Soy. Kuşak.

Progeny virus : Virüs çoğalma adımlarını takiben enfekte hücrede üretilen yeni nesil virüs. Yavru virüs.

Progenesis : Gametlerin olgunlaşması. larvalarda görülene neoteni adı verilir. Projenez. Progenezis.

Saprogenous : Çürüme ile ortaya çıkan. Bozulma veya çürüme ile sonuçlanan. Bozulmaya sebep olan. Çürümeye sebep olan. Bir şeyin çürümesine sebep olan. Çürümüş.

İngilizce Progenitor Türkçe anlamı, Progenitor eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Progenitor ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Grandpas : Büyükbabacığım. Büyük baba. Büyükbaba.

Forerun : Önde gitmek. Önde koşmak. Tahmin etmek. Önceden göstermek. Haberci. Kehanette bulunmak. Müjdeci. Önce gelmek.

 

Primogenitor : İlk cet.

Ancestresses : Soy.

Alimentary toxic aleukia : Tamnidyum. Alimenter toksik alöki. Toksik lökopeni. Birçok küf türü tarafından üretilen mikotoksinlerin neden olduğu, deri yangısı, kusma, vücutta yaygın kanamalar ve lökopeniyle belirgin bir çeşit mantar zehirlenmesi, ata.

Root : İlkyazı. Kökleştirmek. Tutturmak. Tutmak. Yatık bir kıvrımın ya da örtünün, az çok düşey durumda olan ve yere girer gibi bulunan arka yanı. Deşmek. Köken. Yerleşmek. Eşelemek. Biyoloji, hukuk, gramer, jeoloji alanlarında kullanılır.

Granddads : Büyükbaba. Büyük baba.

Grandads : Büyükbaba. Büyükbaba (resmi olmayan).

Forbears : Boş vermek. Ced. Tahammül. Vazgeçmek. Sabretmek. Kendini tutmak. Yapmamak (merhametten veya şefkatten dolayı). Kaçınmak. Sakınmak.

Progenitor synonyms : progenitors, premise, premised, ataturk, forerunner, ancestors, predecessors, forefather, exante, assign to, a priori, precessor, patriarch, elder, granddad, ancestry, antecedent, grandfathers, premisses, gramp, foreruns, forbear, father, donation, grandpa, ancient, ascendant, genitor, fathers, forerunners, gramps, grandsire, antecessor.

Progenitor zıt anlamlı kelimeler, Progenitor kelime anlamı

Descendant : Soyundan gelen kimse. İn soyundan gelen kimse. -in soyundan gelen kimse. Torun. Neslinden olan. Düşen şey. Döl. Neslinden olan kişi. Birinin soyundan gelen kimse. Oğul.

Progenitor ingilizce tanımı, definition of Progenitor

Progenitor kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : An ancestor in the direct line. A forefather.