Progenies türkçesi Progenies nedir

Progenies ingilizcede ne demek, Progenies nerede nasıl kullanılır?

Progenitive : Ürün verme ile ilgili. Ürün verebilen.

Progenitor : Önce gelen kimse (pol.). Cet. Önce gelen kimse. Dede. Ata. Orijinal nüsha. Öncül.

Progenitors : Cet. Öncül. Dede. Orijinal nüsha. Önce gelen kimse (pol.). Önce gelen kimse. Ata.

Progenitress : Büyükanne. Nine.

Progeniture : Zürriyet. Döl. Meydana getirme.

Progeny testing : Döl kontrolü. Genetik test. Özellikle erkek damızlıkların seçiminde önem taşıyan ve bir hayvanın genotipik değerini yavrularının fenotipik değeri yardımıyla tahmin etmek için kullanılan bir seleksiyon yöntemi, projeni test. Yavru ortalamalarına göre seleksiyon. Projeni test.

Philoprogenitiveness : Çok çocukluluk. Çocuk severlik.

Saprogen : Saprojen. Çürüme veya kokuşmaya neden olan mikroorganizma.

Progeny virus : Virüs çoğalma adımlarını takiben enfekte hücrede üretilen yeni nesil virüs. Yavru virüs.

Progenesis : Progenezis. Gametlerin olgunlaşması. larvalarda görülene neoteni adı verilir. Projenez.

İngilizce Progenies Türkçe anlamı, Progenies eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Progenies ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Growth : Yaşlanma. Yükseliş. İnkişaf. Nema. Ur. Filiz. Kaynak. Geliştirme. Fidan.

Offspring : Çoluk çocuk. Bir bireyin meydana getirdiği ve yine kendi tipini meydana getirecek özellikteki bireyler; çocuk. oğul döl. Bir bireyin meydana getirdiği ve yine kendi tipini meydana getirecek özellikteki bireyler, oğul döl. Füru. Yavru. Oğul döl. Zürriyet.

Fruitage : Sonuç. Meyveler. Sonuç verme. Meyve. Netice. Meyve verme.

Cincturing : Dolamak. Pervaz. Sarmak. Kemer. Kuşatmak. Çevrelemek.

Birth : Köken. Doğum. Yavrulama. Türe özgü normal gebelik süresi sonunda yavrunun ve plasentanın döl yatağı içi ortamdan dış ortama geçiş süreci, yavrulama. Yeni bir bebeğin dünyaya geliş olayı. Kodak kökeni. Neşet. Doğurma.

Reproductive : Üremeyi sağlayan. Üretken. Tekrarlayıcı. Çoğaltkan. Üreme. Reprodüktör. Üreme (ile ilgili). Reprodüktif. Üretici.

Cinctured : Çevrelemek. Dolamak. Kemer. Sarmak. Kuşatmak. Pervaz.

Goods : Mamul. Gümrük, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Yapılan ya da üretilen, topraktan, sudan çıkartılan her türlü özdek. satılabilen bir yerden başka bir yere gönderilen sarmalama ya da sandıklama yoluyla depolara konulabilen ürünler. İyi mallar. Gümrük mevzuatı kapsamında anılan her türlü madde. Meta. Gümrük sınırından geçirilen her türlü canlı, cansız nesne ve değer. Yük. İnsan gereksinimlerini doğrudan veya dolaylı olarak karşılama özelliğine sahip her türlü nesne. geniş anlamda, insan gereksinimlerini doğrudan veya dolaylı olarak karşılayan mal ve hizmetler. bk. eşya.

Childing : Bala. Mecazi anlamda. Soy bakımından oğul veya kız. Seyahatte. Küçük yaştaki oğlan veya kız. Yavru. Çocuk. Tıfıl. Yetişkinlere yakışmayacak davranışlarda bulunan kimse. Evlat.

 

Descendance : Zürriyet.

Progenies synonyms : grandchildren, stirpes, seed, fruits, blood, extraction, posterity, blooding, bloods, crops, descendant, offsprings, ascendence, progeniture, bloodlines, the next generation, posterities, family, families, emblements, ancestry, stirps, lineages, progeny, semen, ascendance, descendants, dynasty, guys, belt, descent, binders, extended family.