Dede nedir, Dede ne demek

"Dede" ile ilgili cümle

  • "Dedenin kabri yanında bir çukur kazılmış." - Y. Z. Ortaç

Yerel Türkçe anlamı:

Tespihlerin baş tarafına geçirilen uzunca parça, imame.

Genç baba.

Kalp, yürek: Keçinin dedesini bize yollayın.

Baba

Dede

Ocağın iki yanında kibrit, sacayak ve benzeri şeyleri koymaya yarayan oyuk yer.

Ağabey.

Baba.

Zanaat Ticaret alanındaki sözlük anlamı:

Ok ucundaki deliğe geçirilen ağaç. (Gürmedere *Fethiye -Muğla)

Dede isminin anlamı, Dede ne demek:

Erkek ismi olarak; Babanın veya ananın babası. Ata. Mevlevi tarikatında çile doldurmuş dervişlere verilen san.

Gezilecek görülecek bir yer, şehir olarak tanımı:

Hakkâri şehrinde, Çukurca ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

Dede anlamı, tanımı:

Dededen kalma : Dedenin miras olarak bıraktığı (mal, mülk, eşya).

Aydede : Çocuk dilinde ay.

Koyun dede : Alık, aptal.

Bektaşi dedesi : Bektaşi tarikatında üst makamlarda bulunan ve yönetimde sorumluluk taşıyan derviş.

Dede koruk yer torununun dişi kamaşır : "eskilerin yaptığı yanlış işlerden daha sonrakiler de zarar görür" anlamında kullanılan bir söz.

 

Dedektif : Suç sayılan bir işi veya bu işi yapanı ortaya çıkarmakla görevli kimse, hafiye, polis hafiyesi.

Dedektiflik : Dedektif olma durumu.

Dedektör : Gaz, mayın, radyoaktif mineral, manyetik dalga vb.ni bulmaya, tanımaya yarayan cihaz, algılayıcı.

Dedelik : Dedeye yakışan davranış. Dede olma durumu, büyükbabalık.

Bağ babadan zeytin dededen kalmalı : "bağ, bir kuşak geçecek kadar yaşlandıktan sonra bol ürün verir, zeytinin bol ürün verebilmesi için en azından iki kuşaklık bir zaman geçmelidir" anlamında kullanılan bir söz.

Gaz dedektörü : Boru hatlarıyla taşınan gazın kontrol edilen ortamda bulunup bulunmadığını tespit eden cihaz.

Giden gelse dedem gelirdi : "ölen bir kimse dirilemeyeceği gibi elden çıkan bir şey de bir daha ele geçmez" anlamında kullanılan bir söz.

Torun : Acemi er. Takip eden, benimseyen, seven kimse. Bir kimseye göre çocuğunun çocuğu. Aynı soydan gelenlerden her biri.

Erkek : Girintili ve çıkıntılı olarak bir çift oluşturan nesnelerden çıkıntılı olanı. Yetişkin adam, bay, er kişi. Koca. Sert, kolay bükülmez. İnsan, hayvan ve bitkilerin dişiyi dölleyecek cinsten olanı. Sperma oluşturan organizma. Sözüne güvenilir, mert.

 

Büyükbaba : Dede.

Büyükpeder : Büyükbaba, dede.

Mevlevi : Mevlevilik tarikatına bağlı kimse.

Tarikat : Aynı dinin içinde birtakım yorum ve uygulama farklılıklarına dayanan, bazı ilkelerde birbirinden ayrılan Tanrı'ya ulaşma ve onu tanıma yollarından her biri.

Çile : Yay kirişi. İpek, yün, pamuk vb. her türlü iplik demeti. Zahmet, sıkıntı. Dervişlerin kırk gün süre ile kendilerine uyguladıkları zahmetli ve perhizli dönem.

Dede koruk yer, torununun dişi kamaşır : “eskilerin yaptığı yanlış işlerden daha sonrakiler de zarar görür” anlamında kullanılan bir söz.

Dedeağacı : Sapanda okun ucundaki deliğe geçirilerek boyunduruk ve sapanı birbirine bağlayan kayış halkaya geçirilen ağaç çivi.

Dedeağaç : Sinop ilinde, Ayancık belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Tunceli şehri, Sütlüce nahiyesine bağlı bir bölge.

Dedebaba : Kırşehir'de oturan Bektaşî pirinin sanı.

Dedebağı : Bingöl ilinde, Servi nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Denizli şehrinde, Acıpayam ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Dedebakırı : Siirt şehri, Baykan ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

Dedebalı : Bursa ilinde, Harmancık ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer.

Dedebulak : Ağrı şehri, Diyadin ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.

Dedeburnu : Sığırların arka bacaklarının derilerinden yapılan ve dikilmeden ayağın ön kısmını kaplayan çarık. Balıkesir kenti, Konakpınar bucağına bağlı bir yer.

Dedeci : Dilenci.

Dede ile ilgili Cümleler

  • Annemin babası, anne tarafından dedemdir.
  • Dedektif Dan Anderson daha fazla sorgulama için Tuğba'yı karakola götürdü.
  • Dedektif gizemi çözmeyi başardı.
  • Dedektif adamın suçuyla ilgili kesin kanıtı buldu.
  • Dedede de telefon yok.
  • Ali dedesinin öldüğü gün doğdu.
  • Dedektif Dan Anderson ve takımı, parkta daha kapsamlı bir araştırma yaptı.
  • Ben sadece dedektif hikayeleri okurum.
  • O deneyimli bir dedektif.
  • Dedektif Dan Anderson bir tazı gibi iz üzerinde kaldı.
  • Gerçekten iyi bir yangın dedektörü almak istiyorum.
  • Dede 99 yaşına kadar yaşadı.
  • Tom'un büyük dedesi Boston belediye başkanıydı.
  • Ali beni dedesinin antika saatini çalmakla suçladı.

Diğer dillerde Dede anlamı nedir?

İngilizce'de Dede ne demek? : [Dedé] v. delate, publicly denounce

n. grandfather, grandpa, granddad, grandpapa; grandsire, progenitor, ancestor

Fransızca'da Dede : grand-père (grands-pères) [le], bon-papa [le], pépé [le], pépère [le]

Almanca'da Dede : n. Opa

Rusça'da Dede : n. дед (M), дедушка (M), предок (M)