Overture türkçesi Overture nedir

Overture ingilizcede ne demek, Overture nerede nasıl kullanılır?

Overtures : Önerme. Görüşme teklifi. Görüşme önerisi.

Make overtures : Razı olduğunu göstermek.

Coverture : Saklanma. Evli kadının statüsü. Melce. Örtü. Kocanın himayesinde olma. Kapak.

Discoverture : Kocasızlık. Evlenmemiş kadın olma durumu (hukuk terimi).

Overturn : Alabora etmek. Çevirmek. Alaşağı etmek. Devrilmek. Altüst etmek. Bozmak. Tersini çevirmek. Alabora olmak. Devirmek. Ters dönmek.

Overturned : Devrilmek. Ters dönmüş. Devrik. Alabora olmak. Devirmek. Devrilmiş. Ters dönmek. Alabora olmuş. Tersini çevirmek. Altüst etmek.

Overturning : Devirme. Devrilme. Alt üst olma. Aşırı dönme. Altüst olma. Alabora. Kendine hakim olma.

Overturns : Devrilmek. Alabora olmak. Bozmak. Ters dönmek. Çevirmek. Devirmek. Alaşağı etmek. Altüst etmek. Alabora etmek. Tersini çevirmek.

Overtaken : Yetişen. Yetişip geçmek. Yetişmek. Bastırmak (yağmur vb). Yetişmiş. Sollamak. Yakalamak.

Being overturned : Devrilme.

İngilizce Overture Türkçe anlamı, Overture eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Overture ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Music : Bir filmde ya da televizyon yayınında kullanılan, özgün ya da derleme her çeşit müziği anlatır genel terim. Partisyon. Nota. Eğitim, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Ahenk. Nağme. Müzik. Makam. Orkestra. Musiki.

Offer : Önermek. Takdim. Sözleşmeyi yapabilmek için karşılıklı olarak ileri sürülen gerekli istem. Alıcıya, aranılan özelliğinde satılacak mal olduğunu ederiyle bildirme. genel olarak satılacak mal için ederleriyle birlikte aracıya ve alıcılarına bildiride bulunma. Sunma. Teklif vermek. Arz. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Açmak (savaş).

Proffering : Sunmak. Uzatmak. Önermek. Sunmak (elle). Teklif etmek.

Approach : Yaklaşım. Ele almak. Yaklaşım sergilemek. Atma ya da atlamalardan önce en iyi aşamayı elde edebilmek amacıyla, yarışçının gelişme alanında hız kazanmak için yaptığı koşu. Toplumbilim yönteminde toplumsal yapının biçimlenişi ve öğeler arasındaki ilişkilere bakış biçimleriyle birbirinden ayrılan ana doğrultulardan her biri. Koyulmak. Başvurmak. Varmak. Ulaşmak. Çok benzemek.

Feeler : Filer çakısı. Böceklerde ya da omurgasız başka bazı hayvanlarda bir veya iki çift bulunan, boynuzumsu duyu örgenciği. Delik pergel. Sentil. Duyarga. Duygulu insan. Algılayıcı. Dokunaç. Mastar ağzı. Yoklayıcı.

Bid : Elde etmeye çalışmak. Teşebbüs. Teklifte bulunmak. Emretmek. Girişim. Deklarasyon. Pey sürmek. Herhangi bir iktisadi mal ve hizmeti satın almak için önerilen bedel. İş, mal ve hizmetlerin, açık ve rekabetçi bir ortamda eksiltme veya artırma yöntemleriyle en uygun teklifte bulunana verilmesi. krş. açık artırma, açık eksiltme, kapalı artırma, kapalı eksiltme. Söylemek.

 

Bids : Deklarasyon. Davet. İhale. Teşebbüs. Para sürme. Girişim. Fiyat teklifi.

Estimate : Fikir edinmek. Düşünce. Kestirmek. Oranlamak. Ücretlendirmek. Takdir. Tahmin etmek. Hesap etmek.

Proposals : Tasarı. Tasavvur. Plan. Evlenme teklifi. Önerge.

Offering : Adak. Sunma. Kilisede toplanan para. Kurban. Sunuş. Bağış. Takdim. Ayin sırasında cemaatten toplanan para.

Overture synonyms : advisory, formality, bidding, etiquettes, entree, preluded, foreplays, advisories, preludes, proffers, premising, bargain, suggestion, offerings, fanfares, etiquette, entrees, preparations, premise, idea, propositioning, prelude, instigation, proffer, counsel, preparation, biddings, proposition, fanfare, propositioned, hypothesis, herb, propositions.

Overture ingilizce tanımı, definition of Overture

Overture kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To make an overture to. As, to overture a religious body on some subject.