Primine türkçesi Primine nedir

Primine ingilizcede ne demek, Primine nerede nasıl kullanılır?

Priming : Yemleme. Astar. Astar boya. Yoğun çalışma. Ateşleme. Belirsizce. Ağızotu. Çalışma. İşlemeye hazırlama. Çalıştırma.

Priming case : Bir hormonun diğer bir hormonun almacının üretimini ve hedef hücrelerdeki sayısını artırarak ona duyarlılığı artırması ve hücreyi ikinci hormonun etkisine hazırlayabilmesi. Priming olayı.

Priming pump : Besleme pompası. Havasızlandırma pompası.

Priming valve : Hava çıkarma valfi. Emniyet supabı.

Pump priming : Teşvik. Bütçe açığı finansmanı. Destekleme. Tazmin harcaması. Ekonomiyi durgunluktan kurtarmak ve ekonomik faaliyetleri canlandırmak amacıyla devletin piyasaya para pompalayarak satınalma gücünü artırmaya yönelik yaptığı harcamalar. Projeden gelir elde edilebilmesi için önce bir miktar harcama yapmanın gerekli olması. Telafi edici kamu harcaması. Para sağlama. Pompayı çalıştırma.

Primidone : Primidon. Çırpınma önleyici olarak kullanılan bir ilaç.

Primigravida : Primigravid.

Primitive : İlk, ilkel, özgün. Kaba. Basit. İlkel. İlk çağa ait. Önceki. Evvelki. İlk insan. Yabanıl. Gelişecek olan bir şeyin ilk biçimi, embriyoda herhangi bir organ veya oluşumun başlangıçtaki taslak biçimi. gelişmemiş, ilkel, basit. ham, kaba, işlenmemiş.

 

Primitive communal system : İlkel ortaklık düzeni. Bütün insan topluluklarının evrimlerinin çok erken bir aşamasında yaşamış oldukları, üretimin ortaklaşa gerçekleştirildiği, ürünün eşit olarak bölüşülüp tüketimin de ortaklaşa yapıldığı ilk toplumsal-ekonomik düzen.

Primitive cell : Kristal bileşimindeki bütün atom türlerinin, olanaklı bütün yerlerini aldıkları ve içinde bütün bakışım özelliklerinin bulunduğu en küçük ağcık. İlkel göze.

İngilizce Primine Türkçe anlamı, Primine eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Primine ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Undertake : Deruhte etmek. Kabullenme, bir işin uygulanmasını ya da yapımını üzerine alma. Başlamak. Üstlenmek. Girişmek. Yüklenmek. Denemek. Taahhüt etmek. Söz vermek.

Plight : Kötü durum. Sözlenmek. Vaat. Durum. Bağlılık sözü. Söz vermek. Vaade bulunmak. Hal. Ciddi durum. Söz kesmek.

Declare : Deklarasyon yapmak. İfade vermek. Haber vermek. Deklare etmek. İlan etmek. Beyan etmek. Afişe etmek. Bildirmek. Açıklamak. Söylemek.

Guarantee : Garanti etmek. Kefalet etmek. Teminat vermek. Tecim belgitlerinde üçüncü bir kişinin ödemeden sorumlu olanlar yararına alacaklılara karşı borçlanmada bulunması. Aval. Bir anlaşmada taraflardan birine ait sorumluluğun bir başkası tarafından söz, mal veya para biçiminde yüklenilmesi. bk. kefalet. Güvence. Borçlanımı, borcun ödenmesinin üçüncü bir kişi tarafından alacaklıya sağlanılması. kişisel inanca. Garanti altına almak. Kefil olmak.

Swear off : Tövbe etmek. Bir şeyi yapmamak için tövbe etmek. Bırakacağına yemin etmek.

 

Assure : Garanti etmek. İkna etmek. Kesinleştirmek. Temin etmek (rahatlatıcı veya ikna edici sözlerle). Sağlamak. Güvenceye almak. Sigorta etmek. Sigortalamak. Söz vermek. Sağlama almak.

Contract : Anlaşma yapmak. Sözleşme. Bağıtlaşmak. İktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Ölçüsünü küçültmek. Buruşturmak. Daralmak. Bir oyuncunun tiyatro yönetimiyle yaptığı yazılı anlaşma. Daraltmak. Sözlü veya yazılı olarak yapılan icap ve kabul irade bildirimlerinin birbirlerine uygun bir biçimde birleştirilmesiyle hazırlanan ve taraflarca imzalanan belge.

Pledge : Rehin vermek. Alınan borç para karşılığı alacaklıya verilen değerli nesnenin tutulu durumu. Yemin etmek. Şerefine içmek. Güvence vermek. Vadetmek. Tutu. Güvence. Sağlığına kadeh kaldırmak. Sağlığına içmek.

Primine zıt anlamlı kelimeler, Primine kelime anlamı

Last : Gitmek. Son olarak. Sonuncu olarak. Tutunmak. Devam etmek. Herkesten sonra. Sonuncu kimse. En son. Son. Çekmek.

Primine ingilizce tanımı, definition of Primine

Primine kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : The outermost of the two integuments of an ovule.