Principalship türkçesi Principalship nedir

Principalship ingilizcede ne demek, Principalship nerede nasıl kullanılır?

Principals : Müvekkil. Anapara. Fail. Asli failler. Şef. Sermaye. Okul müdürü. Düellocu. Başkan. Anamal.

Principal axis : Temel eksen. Esas eksen. Baş eksen. Yuvarsal bir merceğin ya da aynanın yüzey özeğinden ve ışıksal özeğinden geçen doğru. Asal eksen.

Principal axis of a lens : Mercek yüzeylerinin özeklerinden geçen doğru çizgi. Mercek ana ekseni.

Principal axis of a mirror : Aynanın asal ekseni. Çukur ya da tümsek aynanın eğrilik özeğinden orta noktasına giden doğru çizgi; bu doğru boyunca giden ışın gittiği yoldan geri döner.

Principal beam : Ana kiriş. Esas kiriş.

Principal curvature : Bombeli bölüm. Asli eğrilik. Prinsipal eğrilik. Başçıl eğrilik.

Principal earthquake : Ana deprem. Ard arda olan depremlerin en yeğini. Yok edici deprem.

Principal components method : Temel bileşenler yöntemi.

Principal debtor : Asıl borçlu. Esas borçlu.

Principal directions : Başat yönler. Esas yöneltiler.

İngilizce Principalship Türkçe anlamı, Principalship eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Principalship ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Direction : Sahneye koyucunun belli bir oyun için oyuncuları düzene alması ve onları oyuna uygun bir uyum içine sokması için yaptığı hazırlık, çalışma. (oyun düzeni, sahneye koyma). Oyun düzeni. İdare. Talimat. Direktörlük. Kumanda. Yönetim. İstikamet. Yönerge.

 

Wardenship : Gardiyanlık. Reislik. Muhafızlık. Muhafızlık statüsü veya ofisi.

Office : Bilgisayar, hukuk, iktisat alanlarında kullanılır. İş. Ofis. Büro. İma. Dini tören. Ambar. Şirket veya kuruluş adına birtakım etkinlikler yapmakla görevlendirilen kurum veya kuruluş. Memuriyet. Hizmet.

Spot : Bilgisayar, uzay, sinema, televizyon, ekonomi alanlarında kullanılır. Her tür tecimsel işlemin peşin para karşılığı, günü içinde yapılması. Ayırt etmek. Lekelenmek. Kısa tanıtı. Televizyonda çok kısa süreli sözlü ve görüntülü tanıtı. Nokta. Tiyatroda kullanılan, mercekli ve aynalı, parlak ışıklı, yüksek dirençli ışıklama aygıtı. ışıldaklarla sert ya da yumuşak yöresel ışık sağlanabilir. Benek. Görmek.

Directorates : İdarecilik. Yöneticilik. Yönetim kurulu. Müdürler kurulu. Direktörlük.

Billet : Çelik çubuk. Kışla. Baraka. Yerleştirmek. Konaklatmak. Vazife. Pusula. Not. Konak yeri. Kütük.

Managements : Yönetim. İdarecilik. İdare. Sevk ve idare. Yönetim kurulu. İşletme. Usul. Yöneticilik.

Berth : Palamarla bağlamak. Rıhtıma yanaşmak. Yatak yer vermek. Yatacak yer bulmak. Rıhtıma bağlamak. Açıklık. Yatak. Görev. Demir yeri. Gemici ranzası.

Curatorship : Velayet. Vasilik. Kayyımlık. Velilik. Vesayet.

Place : Sorumluluk. Mahal. Koymak. Kim olduğunu çıkarmak. Hane. İş. Yerleşim yeri. Basamak. Kutsal olarak nitelenen, içinde ya da çevresinde dinsel, büyüsel, geleneksel, törensel işlemler yapılan, toplantılar düzenlenen alan, düzlük, dağ, tepe, orman vb. her biri. bk. adak, kurban. Oturtmak.

Principalship synonyms : directorate, post, directorships, situation, position, management, headship, directorship.