Program credit türkçesi Program credit nedir

  • İktisat alanında kullanılır.
  • Hükümetlerin uluslararası bir finansman kuruluşundan ya da bir başka hükümetten aldıkları, kullanımı belli bir projenin finansmanı ile sınırlandırılmamış olan ve genellikle ödemeler bilançosu açıklarının kapatılmasına veya kalkınmanın finansmanına yönelik bir dış kredi türü.
  • Program kredisi.

Program credit ingilizcede ne demek, Program credit nerede nasıl kullanılır?

Program : Programa bağlamak. Bilgisayar, bilişim, eğitim, fizik, kimya alanlarında kullanılır. Bir oyunu, oyunun yazarını, oyuncuları ve tasarımcıları seyirciye tanıtmada kullanılmak üzere basılan izlence. Gösteri. Düzen. Yazılım. Program. Çizeylemleme. Oyun izlencesi. İzlence dergisi.

Credit : İtibat etmek. Alacak. Güvenmek. Bir paranın ödenmesi, bir malın teslimi veya bir işin görülmesini karşı taraftan isteme hakkı. bilançonun aktifinde yer alan ve vadesi gelince kazanılacak para. Sadakat. Yatırmak. Beğeni. Kredi. Eğitim, iktisat, ekonomi alanlarında kullanılır. Para yatırmak.

Program block : İzlence işliği ile sunucu işliğinden oluşan bölüm. İzlence yayın bölümü. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır.

Program cards : Program kartları. Bağdarlama kartları.

Program check : Program denetimi. Bağdarlama denetimi.

 

Program checkout : Bağdarlama sağlaması. Program sağlaması.

İngilizce Program credit Türkçe anlamı, Program credit eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Program credit ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A shift in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

Abnormal budget : Olağan bütçeden ayrı bir belge olarak hazırlanan ve kabul edilen, her yıl tekrarlanmayan ve olağanüstü nitelik taşıyan harcama ve gelirleri gösteren özel bir bütçe. Olağanüstü bütçe.

A change in supply : Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması. Sunum kayması.

A shift in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

Ability rent : Özel yeteneklere sahip olan kişilerin üretime katkılarının üstünde elde ettikleri kazanç fazlası. krş. kıtlık rantı. Yetenek rantı.

A change in demand : Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. İstem kayması.

 

A type mutual funds : Ağırlıklı olarak hisse senetlerinden oluşan ve iç tüzüklerinde (esas sözleşmelerinde) asgari sınırları belirtilmek koşuluyla, portföy değerinin en az % 25’ini özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine bağlanmış olan uzun vadeli yatırım fonu. A tipi yatırım fonu. A tipi yatırım fonu ortaklığı.

Abolition of forced labour convention : Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi. Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi.

Ability to pay principle : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.

Program credit synonyms : programme credit, a shift in supply, abnormal budget receipts, a change in individual demand, a pass through certificate, ability to pay approach, a group shares, abnormal budget expenditures.