Projective türkçesi Projective nedir

  • İzdüşümsel.
  • Projektif.
  • Yansıtmalı.

Projective ingilizcede ne demek, Projective nerede nasıl kullanılır?

Projective geometry : Projektif geometri. İzdüşüm geometrisi. İzdüşümsel geometri.

Projective limit : İzdüşümsel limit. İzdüşümsel erey.

Projective plane : İzdüşümsel uzay. Projektif düzlem.

Projective properties : Projektif özellikler. İzdüşümsel özellikler.

Projective space : Projektif uzay. İzdüşümsel uzay.

Projective technique : Bireye, ilk bakışta açık bir anlamı bulunmayan uyarıcı bir durum sunarak bu durum karşısında gösterdiği özgür tepkilerle dile getirdiği yanıtlar aracılığıyla kendisini yansıtma olanağı veren ölçme yordamı, bk. dolaylı yordam, kestirimci inceleme. Yansıtmalı teknik. Uzancalı yordam. Projektif teknik.

Projection : Belirli bir uzam bilgisel (geometrik) yolla, uzayın bir noktasına ya da maktaların bir kümesine, bir doğrunun ya da bir yüzeyin bir noktasını ya ida noktaların bir kümesini karşılık getirme işlemi. Çıkıntı. Atma. Öznel bir yaşantıyı dış dünyaya bağlama; örneğin bireyin bir nesne, kişi ya da toplumsal kümede tasarladığı nitelikleri, duyguları ya da tutumları gerçekten varmış gibi düşünmesi. Kristal cisimlerinin, kristal fiziksel özelliklerini (yüzeyler, kenarlar, kuşak bağıntıları, optik özelliklerle biçim ilişkileri), bir düzlem üzerine yansıtma. Atış. Bilinen verilere dayanarak bir ölçüm değerinin gelecekte ya da geçmişteki değerini kestirme yordamı. İzdüşüm. Seans. Projeksiyon.

 

Projective system : Projektif sistem. İzdüşümsel dizge.

Projecting : Çıkıntı oluşturmak. Planlamak. Çıkıntılı. Projesini hazırlamak. Fırlatmak. Yansıtmak. Atmak. İz düşürmek. Çıkık olmak. Taşkın.

Projectile : Atma. İtici. Atıcı. Atılan cisim. Roket. Fırlatılan. Mermi. Projektil. Kurşun.

İngilizce Projective Türkçe anlamı, Projective eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Projective ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Custodial : Koruma ile ilgili. Emanet. Koruyucuya ait veya ilgili. Gözetim ve vesayete ait veya ilgili.

Tutelar : Hami. Vasi. Koruyucu. Vesayet.

Safety related : Güvenlikle ilgili.

Defensive : Defansif. Savunmalı. Koruyuculu. Savunma amaçlı. Savunucu. Savunmaya geçen (hedef alındığını zannederek). Savunma. Savunan. Müdafaa eden. Koruyan.

Preventive : Karşılayıcı. Önleyici tedbir. Engel olan. Önleyici. Engelleyici. Koruyucu. Önleyici ilaç. Men eden. Önleyici şey. Önlem.

Tutelary : Himaye eden. Vasi olan. Vasi. Vesayet. Koruyucu. Hami.

Contraceptive : Doğum kontrol hapı. Gebeliği önleyici ilaç veya araç. Gebelik önleyici. Gebeliği önleyici. Doğum kontrolü sağlayan. Gebeliği önleyici (hap veya alet). Doğum kontrol aleti. Koruyucu. Gebelik önleyici uygulama.

Prediction : Bir olay, bir deney ya da hesaplama sonucunu önceden kabaca bilme. Kestirim. Kestiri. Geleceğe yönelik tahmin. Bilgisayar, ekonomi, fizik, veterinerlik alanlarında kullanılır. Öngörü. Genellik ve yasalara dayanılarak yapılan geleceğe yönelik çıkarım ya da öngörülen nedensel ilişkinin gerçekleşeceğine ilişkin beklenti, kestirim. Tahmin. Beklenti. Kehanet.

 

Evasive : Hile oluşturan. Kaçamak yapmaya meyilli. Baştan savmaya yarayan. Hileyle kurtulmaya eğilimli. Baştan savma. Kaçamak. Baştansavma. Cevap vermekten kaçan. Yan çizen (bir işte). Kaçamaklı.

Prophylactic : Profilaktik. Koruyucu ilaç. Hastalığı önleyici, koruyucu. Hastalıktan koruyan. Asalağı dış ortamda yok eden ya da onun konakçıya ulaşmasına engel olan ilaç veya işlem. Hastalıktan koruyucu. Hastalıktan koruyucu, hastalığı önleyen veya balığı hastalıktan koruyan ilaç. Koruyucu. Önleyici.

Projective synonyms : antifertility, overprotective, preservative, projectional, prevision, anticipation, cautionary, preventative, protecting, restrictive.

Projective zıt anlamlı kelimeler, Projective kelime anlamı

Offensive : Ofansif. İğrenç. Hatır kırıcı. Hücum. Taaruza ait. Pis. Saldırgan. Hakaret eden. Saldırı. Saldırıyla ilgili.

Permissive : Aşırı hoşgörülü. İsteğe bağlı. Liberal. İzin veren. İzin verici. Müsamahakar. Her şeye açık. Hoşgörülü. Serbest. Seçmeli.

Past : Eski. Dilb.geçmiş. Olmuş. Bir kimsenin geçmişi. Dün. Geçen. Mazi. -siz. Geçmişte kalan. Geçmiş.

Projective antonyms : unprotective, present, retrospective.