Proportional to türkçesi Proportional to nedir

Proportional to ile ilgili cümleler

English: The exit flowrate is proportional to the pressure difference around the exit valve.
Turkish: Çıkıştaki akış hızı, çıkış kapakçığının etrafındaki basınç farkıyla orantılıdır.

English: The force of gravity between two objects is proportional to the product of the two masses, and inversely proportional to the square of the distance between their centers of mass.
Turkish: İki nesne arasındaki çekim kuvveti iki kütlenin ürünü ile orantılıdır ve onların kütle merkezleri arasındaki mesafeyle ters orantılıdır.

Proportional to ingilizcede ne demek, Proportional to nerede nasıl kullanılır?

Proportional : Nisbi. Oransal. Nispi. Uygun. Orana göre. Nispetli. Orantılı. Orantılı miktar. Oranlı.

To : Kala. İle. Ye. -mek -mak (mastar). -e göre. E. Karşı. Kadar. İla. Arasında.

Proportional action : Oransal eylem. Orantılı eylem.

Proportional action coefficient : Orantılı eylem katsayısı. Oransal eylem katsayısı.

Proportional band of a controller : Denetleyicinin oransal kuşağı. Denetleyicinin orantısal kuşağı.

Proportional character spacing : Orantılı karakter boşluğu.

İngilizce Proportional to Türkçe anlamı, Proportional to eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Proportional to ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Commensurable : Eşit. Ölçekdeş boy ölçüşebilir. Aynı ölçekle ölçülebilen. Aynı birimle ölçülebilen. Aynı ölçü ile ölçülebilen. Ölçekdeş. Ölçeği bir olan.

Proportional : Uygun. Nispi. Oransal. Nispetli. Oranlı. Orantılı miktar. Orana göre. Nisbi.

Meanest : Eli sıkı. Ortalama. Ahlaksız. Adi. Düşünmek. Kastetmek. Orta. Huysuz. Anlamına gelmek. Vasati.

Scaled : Pul pul olmuş. Ölçekli. Ölçeklenmiş. Pullu. Pullanmış. Pul pul.

Comparative : Karşılaştırma yoluyla yapılan. Nispi. Karşılaştırma derecesi. Kıyaslamalı. Göreceli. Karşılaştırmalı. Mukayeseli. Sıfatlarda ve zarflarda birbiri ile yapılan karşılaştırmaların nitelik ve nicelik bakımından eşitlik, üstünlük ve en üstünlük derecelerinde olması. karşılaştırma derecesi, sıfat ve zarfların önüne getirilen gibi, kadar, denli, daha, çok, ziyade, fazla, en, pek gibi kelimelerle karşılanır: arı kadar çalışkan bir oğlunuz var. ayşe, nazlı'dan daha düzenli bir kızdır. sen bu işi onlardan daha iyi başarabilirsin. kardeşin burada benden çok yoruluyor. verdiğin emek bundan fazla gelir getirmez. arkadaşların en yaşlısı toplantıya başkanlık edebilir. funda pek uslu bir çocuktur vb. karşılaştırma derecesi; eşitlik, üstünlük ve en üstünlük olmak üzere üçe ayrılır. bk. karşılaştırma sıfatı, karşılaştırma zarfı.

Mean : Aşağılık. Kaba. Bayağı. Eli sıkı. Acımasız. Vasati. Aritmetik ortalama, ortanca ve mod gibi özeksel eğilimi anlamaya yarayan ölçülere verilen genel ad. Ortalama. Keyifsiz. Düşünmek.

 

In proportion : Oranla. Orantılı olarak. Oranında. Mantıklı bir şekilde.

Commensurate : Uygun. Eşit. Ölçüleri eşit olan. Yeterli. Oranlı.

Proportionate : Uygun. Münasip. Orantılı olarak.

Comparatives : Kıyaslamalı. Üstünlük derecesi gösteren. Göreceli. Karşılaştırma yoluyla yapılan. Uygun. Göreli. Mukayeseli. Karşılaştırmalı.

Proportional to synonyms : meaner, commeasurable.