Protracting türkçesi Protracting nedir

  • Temdit etmek.
  • Dışarıya uzatmak.
  • Küçük ölçekle planını çizmek.
  • Ölçekli çizmek.
  • (süresini) uzatmak.
  • Uzatmak (süreyi).
  • Uzatmak.
  • İletki ile çizmek.
  • Süresini uzatmak.

Protracting ingilizcede ne demek, Protracting nerede nasıl kullanılır?

Protractible : Ölçekli çizilebilir.

Protractile : Uzanan.

Protraction : İletki ile çizme. Ölçekli çizme. Protraksiyon. Temdit. Uzatma. Uzama (kas). Ölçekli çizimi.

Dose protraction : Doz uzatımı. Işınım dozunun düşük düzeyde, uzun süreli olarak uygulanması.

Protract : Süresini uzatmak. Ölçekli çizmek. Temdit etmek. İletki ile çizmek. Dışarıya uzatmak. Küçük ölçekle planını çizmek. Uzatmak (süreyi). Uzatmak. (süresini) uzatmak.

Lens protractor : Mercek iletkisi. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Belirli bir merceğin belirli bir uzaklıkta ne kadarlık yatay bir açıyı kapsadığını ya da bunun tersine, hangi yatay açının belirli bir uzaklıkta hangi mercekle kapsanabileceğini gösteren iletki çeşidi.

Protractor : Açı ölçmede ve çizmede kullanılan bölmeli araç. Minkale. Açı ölçer. Uzatıcı kas. Açıölçer. İletki.

Protracts : İletki ile çizmek. Süresini uzatmak. Temdit etmek. Uzatmak. Dışarıya uzatmak. (süresini) uzatmak. Uzatmak (süreyi). Ölçekli çizmek. Küçük ölçekle planını çizmek.

 

Protracted war : Bezdirici savaş.

Protractor muscles : Protraktör kaslar. Balıklarda yüzgeçleri dikleştiren kaslar.

İngilizce Protracting Türkçe anlamı, Protracting eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Protracting ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Augment : Artmak. Büyütmek. Arttırmak. Değerlenmek. Değerlendirmek. Çoğaltmak. Çoğalmak. Sayısını arttırmak. Büyümek.

Prolongs : Süreyi uzatmak. Savsaklamak. Sürdürmek. Devam ettirmek.

Renew : Yinelemek. Dinçleştirmek. Yenilemek. Bakım yapmak. Tekrarlamak. Gençleştirmek. Yenileştirmek. Onarmak.

Belabour : Çok uzatmak. Üzerinde fazla durmak. Pataklamak. Dövmek. Benzetmek. Lafı uzatmak.

Drag out : Sürüncemede bırakmak. Zorla söyletmek. Bir olayı uzatmak. Gereksiz yere uzamak. Ağzından laf almak. Uzun tutmak. Sızdırmak.

Carry over : Sonraki yıla nakletmek. Taşımak. Geri çekme. Ertelemek. Nakletmek. Ayırma. Gelmek. Aktarmak. Nakletmek (hesap).

Renews : Yinelemek. Onarmak. Tazelemek. Tekrarlamak. Canlandırmak. Gençleştirmek. Yenilemek. Bakım yapmak.

Continue : Ertelemek. Devam ettirmek. Devam etmek. Kalmak. Uzamak. Dayanmak. Devamı gelmek. Sürmek. Olagelmek.

Length : Müddet. Metres in length. Bilgisayar, sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır. Süre. Mesafe. Bir filmin uzunluk birimiyle (metre ya da ayak) belirtilen boyu. Parça. Perde ya da pano arkalarında kullanılan yukardan aşağıya dizilmiş lambalar. Boy. Uzunluk.

Fermata : Bir notayı belirtilenden daha uzun vurgulama. (es veya nota için) porte üzerindeki durak noktası. Durak ve uzatma işareti. (müzik) es. Durak.

Protracting synonyms : belabor, prolong, belabors, continuation, continues, prolongation, aggrandise, lengthiness, draw out, prolonging, belabours, belaboured, protective, duration, augments, protract, belaboring, belabored, protracts, add.

Protracting zıt anlamlı kelimeler, Protracting kelime anlamı

Protracting antonyms : unprotective, nonextensile.