Pullover türkçesi Pullover nedir

Pullover ile ilgili cümleler

English: He has a sky-blue pullover.
Turkish: Gök mavisi bir kazağı var.

English: He wore a pullover sweater to keep from getting cold.
Turkish: Kendini soğuktan korumak için kazak giydi.

English: Jale knitted Tom a pullover for his birthday.
Turkish: Jale, doğum günü için Tom'a bir kazak ördü.

Pullover ingilizcede ne demek, Pullover nerede nasıl kullanılır?

Pullovers : Pulover. Süveter. Tulum. Kazak.

Pullorum disease : Kimi kanatlı türlerinde salmonella enteritidis, pullorum serotipi tarafından oluşturulan iştahsızlık, durgunluk, yumurta veriminde düşme ve kuluçkadan çıkış oranında azalmayla, patolojik olarak birçok organda nekroz odakları, perikarditis ve salpingitisle belirgin bulaşıcı hastalık, beyaz ishal. Hareketli salmonella serotipleri. yaban hayvanlarında, evcil hayvanlarda ve insanlarda önemli enfeksiyonlara neden olurlar. Pullorum hastalığı. Paratifoid salmonellatürleri.

Pullout : Çekilme. Dergi ya da gazete eki. Dışa çekilme.

Pullouts : Dışa çekilme. Çekilme.

Dermatitis papullosa : Kabarcıklı bıcılgan. Çoğunlukla saf kan, kültür ırkı atların bacakların alt kısımlarını örten deride, özellikle soğuk mevsimlerde, çamur, kar ve benzeri irkiltici etkenlerin etkileriyle biçimlenen, deri üzerinde küçük papüller oluşturan ve bunların açılmasıyla içeriklerinin aktığı kabarcıklı deri yangısı.

 

Pull a tooth : Diş çekmek.

Pull a muscle : Adaleyi fazla çekerek incitmek.

Pull a fast one : Kazık atmak. Oyun etmek (kötü). Oyuna getirmek. Fırıldak çevirmek. Kazıklamak. Dolandırmak. Kandırmak.

Pull a face : Yüzünü buruşturmak. Surat asmak. Surat yapmak. Surat etmek. Burun kıvırmak.

Pull a long face : Surat yapmak. Surat asmak. Yüzünden düşen bin parça olmak. Suratından düşen bin parça olmak. Yüzünü asmak. Suratını asmak.

İngilizce Pullover Türkçe anlamı, Pullover eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pullover ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Slipovers : Süeter. Süveter. Düğme veya diğer bağlayıcı malzemeler kullanmaksızın yapılan ve kolaylıkla giyilip çıkarılabilen elbiseler.

Sweater : Sömüren işveren. Pulover. Üç kuruşa işçi çalıştıran patron. Köle gibi çalıştıran patron. Süveter. Hırka. Az paraya çok çalıştıran işveren.

Jumper : Jile. Süveter. Bluz ya da kazak üzerine giyilen kolsuz elbise. Atlamacı. Atlatıcı. Bebek önlüğü. Çocuklara giydirilen pantolonlu ceket. Kazak (kadın için). Atlayıcı. Kaya matkabı.

Sweaters : Pulover. Az paraya çok çalıştıran işveren. Hırka. Sömüren işveren. Süveter. Köle gibi çalıştıran patron. Üç kuruşa işçi çalıştıran patron.

Jumpers : Engelli koşu atı. Atlamacı. Atlayıcı. Köprüleme kablosu. Bebek önlüğü. Örgü bluz. Geçici bağlantı teli. Kaya matkabı.

Kazakh : Kazakistanlı veya kazakistan'da ikamet eden kimse. Kazak dili. Kazakistan'da yaşayan göçebe müslüman halkın bir üyesi. Kazakça.

 

Masterful : Zorba. Buyurucu. Egemen. Amirane. Hükmeden. Buyurgan. Dediğini yaptıran. Hakim. Ustalıklı.

Jerseys : Jarse. Jersey. Kılık. Örgü kumaştan yapılmış üste oturan giysi (süveter, etek, vs.). Yün kazak. (yün) kazak. Tişört. Pulover. Örme kumaş.

Cossach : Lehistan kıralı ı. sigismund'un 1516'da sınır boylarını bekletmek üzere kurduğu, sonradan ruslarca da benimsenen bir sınıf atlı asker. güney rusya kıyılarında ve ırmak boylarında oturan, çok kez şayka denilen kayıklarıyle karadeniz kıyılarında korsanlık yapan islavlaşmış bir budun. türkistan'da ve güney sibirya'da, bugün kazakistan sovyet cumhuriyeti topraklarında yaşayan türk topluluğu.

Slipover : Süeter. Düğme veya diğer bağlayıcı malzemeler kullanmaksızın yapılan ve kolaylıkla giyilip çıkarılabilen elbiseler. Süveter.

Pullover synonyms : cossack, cossacks, jersey, pullovers, sweatshirt.