Pullout türkçesi Pullout nedir

  • Çekilme.
  • Dışa çekilme.
  • Dergi ya da gazete eki.

Pullout ingilizcede ne demek, Pullout nerede nasıl kullanılır?

Pullouts : Çekilme. Dışa çekilme.

Pullorum disease : Kimi kanatlı türlerinde salmonella enteritidis, pullorum serotipi tarafından oluşturulan iştahsızlık, durgunluk, yumurta veriminde düşme ve kuluçkadan çıkış oranında azalmayla, patolojik olarak birçok organda nekroz odakları, perikarditis ve salpingitisle belirgin bulaşıcı hastalık, beyaz ishal. Paratifoid salmonellatürleri. Pullorum hastalığı. Hareketli salmonella serotipleri. yaban hayvanlarında, evcil hayvanlarda ve insanlarda önemli enfeksiyonlara neden olurlar.

Pullover : Kazak.

Pullovers : Pulover. Kazak. Süveter. Tulum.

Dermatitis papullosa : Kabarcıklı bıcılgan. Çoğunlukla saf kan, kültür ırkı atların bacakların alt kısımlarını örten deride, özellikle soğuk mevsimlerde, çamur, kar ve benzeri irkiltici etkenlerin etkileriyle biçimlenen, deri üzerinde küçük papüller oluşturan ve bunların açılmasıyla içeriklerinin aktığı kabarcıklı deri yangısı.

Pull a face : Surat etmek. Surat yapmak. Yüzünü buruşturmak. Burun kıvırmak. Surat asmak.

Pull a boner : Büyük bir pot kırmak. Büyük bir gaf yapmak.

Pull a fast deal : Hileli iş yapmak.

Pull a long face : Suratını asmak. Yüzünü asmak. Surat yapmak. Suratından düşen bin parça olmak. Surat asmak. Yüzünden düşen bin parça olmak.

 

Pull a tooth : Diş çekmek.

İngilizce Pullout Türkçe anlamı, Pullout eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pullout ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Cessions : Bırakma. (mal veya hak vb) feragat. Terk. Verme. Ferağ. Vazgeçme. Devir. Feragat. Devretme.

Being drawn : Uzatılmış olma. Sürüklenme. Sürüklenmiş olma. Çekilmiş olma. Temsil edilme. Seçilmiş olma. Temsil edilmiş olma. Seçilme. Uzatılma.

Abjuration : İmtina etme. Vazgeçme. Yeminle vazgeçme. Feragat etme. Boyun kaçırma. Feragat. Dönme. Dünyevi yaşamdan çıkıp ruhani hayata geçme yemini. Tövbe etme.

Disengagement : Serbest kalma. Kopuş. Sıyırma. İlişki kesme. Bırakma. Bağlantı kesilmesi. Çözülme. Çatma doğrultusu kapalı olan savutun namlu ucunu, üst doğrultularda karşı savutun altından, alt doğrultularda ise üstünden bir yarım çember ile geçirme. (bir saldırı ya da saldırı öncesi için, savut namlusunu karşı doğrultuya yöneltmek amacıyla uygulanır.). İlişkinin kesilmesi.

Abjurations : Feragat etme. Dünyevi yaşamdan çıkıp ruhani hayata geçme yemini. Dinden çıkma. Tövbe etme. Vazgeçme. İrtidat. Feragat. Yeminle vazgeçme.

Cession : (mal veya hak vb) feragat. Feragat. Devretme. Devir. Terk. Vazgeçme. Verme. Ferağ. Bırakma.

Abdication : Tahttan çekilme. Tahttan vazgeçme. Tahttan vazgeçmek. Görevden çekilme. Çekilme (yüksek bir mevkiden). Feragat. El çekme. Yüksek bir mevkiden çekilme. Hakkından vazgeçme.

Breakaways : Gruptan kopma. Serbest kalan. Kopma. Ani atak. Ayrılma.

 

Desistence : Sarfınazar. Sonlandırma. Durma işi. Feragat. Vazgeçme. Son. Ara verme.

Defection : İhanet. Başarısızlık. Mensup olduğu zümreden çekilme. Sığınma. Parti değiştirme. Terk etme. Ayrılma. İltica. Düşman tarafına sığınma.

Pullout synonyms : contraction, being dragged, defections, breakaway, abdications, drainage, retreat, desistance, fallback, pullouts.