Pulveriser türkçesi Pulveriser nedir

Pulveriser ingilizcede ne demek, Pulveriser nerede nasıl kullanılır?

Pulverise : Zerreleşmek. Toz haline gelmek (ezilip). Toz haline getirmek (ezip). Haşat etmek. Toz yapmak. Toz haline getirmek. (sıvı) püskürtmek. Hezimete uğratmak. Un ufak etmek. Ufalamak.

Pulverised : Toz halinde. Tozlaşmış. Ezilmiş. Toz haline getirilmiş. Toz haline gelmiş. Tozlaştırılmış.

Pulverised coal : Toz kömür.

Pulveris ation : Sıvıları bir memeden püskürterek çok küçük tanelere bölüp sis benzeri bir fiziksel duruma geçirme. Püskürtme.

Pulverisation : Toz haline getirme. Pulverizasyon. Tozlaştırılma. Ezme. Tozlaştırma. Toz haline gelme. Püskürtme.

Pulverizable : Toz haline gelebilir.

Pulverising : Pülverizasyon. Bir maddeyi toz kıvamında öğütme.

Pulverizes : Zerreleşmek. (sıvı) püskürtmek. Mahvetmek. Haşat etmek. Ezmek. Hezimete uğratmak. Toz haline getirmek. Un ufak etmek. Püskürtmek. Ufalamak.

Pulverized coal : Pulverize toz kömür. Tozlaştırılmış kömür. Tozlaşmış kömür. Öğütülmüş kömür. Pülverize kömür. Pülverize toz kömür. Toz kömür.

Pulverize feed : Yem ham maddelerinin öğütülmüş formda bir karışımı, un yem, ince yem. Toz yem.

İngilizce Pulveriser Türkçe anlamı, Pulveriser eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Pulveriser ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Powdered : Pudralamak. Toz. Toz serpmek. Toz haline getirilmiş. Toz haline getirmek. Tozlandırılmış.

Syringe : Şırınga etmek. Enjektör. Püskürteç. Şırınga. Şırıngayla temizlemek. Enjekte etmek. Üstüne su püskürtmek (bitkinin). Şırıngalamak. Bir yere sıvı doldurmaya yarayan pompa.

Atomizers : Pulverizatör. Fısfıs. Karbüratörlerin püskürtme memesi. Püskürgeç. Atomizer. Püskürteç. Azomizor.

Injector : Enjektör. Vücuda sıvı vermede kullanılan araç, enjektör. Püskürteç. Fışkırtıcı. İçiter. Kimi patlamasız motorlardaki püskürtme dizgesinin, yakıtı yanma odası içine püskürten püskürteç gövdesiyle memesinden oluşan bölümü. Şırınga.

Nozzle : Ağızlık (hortum için). Meme ağzı. Yakıtyağı memesi. Ağızlık. Enjektör. Burun. Nozul. Meme. Hortum başı.

Propellant : İtici güç. Roket yakıtı. Uzay gemisi yakıtı. Uzay gemisini uçuran yakıt. Uzay gemişi yakıtı. Sevk maddesi. İleri iten. İleri sevk edici şey. Sürücü.

Atomizer : Pulverizatör. Fısfıs. Püskürgeç. Püskürteç. Karbüratörlerin püskürtme memesi. Atomizör. Azomizor.

Blaster : Püskürtme için kullanılan makine. Püskürtme için kullanılan makine (örneğin, kum püskürtme aleti). Patlatma için kullanılan makine. Yok edici. Patlatmak için kullanılan makine. Ateşleyici. Saldıran. Patlatıcı.

Sprayer : Tabanca. Sprey. Pistole. Püskürteç. Püskürgeç. Sıvı püskürten kimse.

Spray : Püskürteç. Serpinti. Sıkmak. Püskürtmek (püskürteçle veya boya tabancasıyla veya spreyle). Sprey. Toz halinde serpmek. Püskürtme aracı. Püskürtülen ilaç. Filiz.

 

Pulveriser synonyms : powderise, powder, sprinkler, pulverised, powderize, syringes, ejectors, pulverise, repelling, repellents, fine grained, ejector, repellent, syringed, fine, atomiser, disintegrate, blasters, small grained, powdery, injectors, syringing, pulverizer.

Pulveriser zıt anlamlı kelimeler, Pulveriser kelime anlamı

Integrate : Bütünlemek. Entegre etmek. Entegrasyon yapmak. Dahil etmek. Kaynaştırmak. Birleşmek. Değişken aralıkları ile her aralıktaki işlev değerleri çarpımları toplamının, aralıklar küçüldükçe vardığı erey işlevini bulmak. Bilgisayar, fizik, kimya alanlarında kullanılır. Birleştirmek. Tümlevini almak.

Coarse : İri taneli. Bayağı. İşlenmemiş. Yontulmamış. Terbiyesiz. İnce olmayan. Adi. Kalın. Kalitesiz. Kaba saba.