Pusher türkçesi Pusher nedir

  • Çocuk arabası.
  • İtici.
  • İtici lokomotif.
  • Kaydırma arabasını yönetmekte uzmanlaşmış kişi.
  • Kaydırmacı.
  • Madencilik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır.
  • Uyuşturucu satıcısı.
  • Fırsatçı.
  • Bebek arabası.
  • Sürgü.
  • Torbacı.
  • Sürücü.

Pusher ingilizcede ne demek, Pusher nerede nasıl kullanılır?

Pusher type furnace : İterli fırın. İtici tip fırın.

Dolly pusher : Kaydırmacı. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Kaydırma arabasını yönetmekte uzmanlaşmış kişi.

Drug pusher : Uyuşturucu satıcısı.

Pencil pusher : Katip. Yazman.

Pneumatic pusher : Pnömatik itici. Havalı itici.

Pushes : Yaklaşmak (yaş). Çaba harcamak. Sürmek. Yürütmek. İtmek. Basmak (düğme vb'ne). Ikınmak. Kakmak. Zorlamak. İtelemek.

Be pushed : Zamanı az olmak. Zamana ihtiyaç duymak. İtilmek. Darda olmak. Sıkışmak.

Pedal pushers : Kapri pantolon.

Push about : Öteye beriye bakmak. Zorluk çıkarmak.

Pushed : Merdiven dayamak. Sıkıştırmak. Meşgul. Uğraşmak. Çaba harcamak. Zorla kabul ettirmek. Baskı yapmak. Zorlamak. Reklamla satmak. İşi başından aşkın.

İngilizce Pusher Türkçe anlamı, Pusher eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Pusher ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Carriage : Onaylama (tasarı vb). At arabası. Binek arabası. Duruş. Taşıma. Nakliye. Tavır. Nakliye ücreti. Nakliye vergini. Taşımacılık.

 

Pram : Düz burunlu sandal veya tekne. Çocuk arabası (ingiliz ingilizcesi). Norveç balıkçı teknesi.

Bolt : Cıvata. Fırlamak. Futbol, madencilik alanlarında kullanılır. Kaçmak. Cıvatalamak. Süzmek. Sıvışmak. Çekilmek (partiden). Saplaç.

Profiteers : Vurgunculuk yapmak. Vurguncu. Rantçı. Vurgun vurmak. Vurguncu kişi. Fırsatçılık yapmak. Voliyi vurmak.

Temporiser : Zamana uyan kimse. Uygun zamanı kollayan kimse.

Damper : Aracın salınımını sönümleyen aygıt. Sönümleç. Bir tür ekmek. Önleyici. Mürdümeriği. Üzen şey. Kapak. Pedal. Gizleyici. Hava kapağı.

Autoist : Şoför.

Clockers : Zaman hakemi. Zamanı ölçen kimse (bir yarışta, vb.).

Zori : Düz bir tabanı bulunan (başlarda hasırdan yapılırdı) ve başparmaklar üzerindeki bir kayışla ayağa bağlanan japon sandaleti. Samurayın giydiği hasırdan sandaletler.

Pusher synonyms : chancering, temporizer, booster, temporizing, baby buggy, propulsive, bedpans, crossbars, colourless, slingers, stroller, carpetbaggers, cursor, boosters, chauffeurs, crook, cutoff, drivers, chauffeured, perambulator, drug trafficker, peddler, buggies, chancer, narcotrafficker, arm swinger, push bolt, perambulators, malefactor, cleat, pushers, projectile, automobilist.

Pusher ingilizce tanımı, definition of Pusher

Pusher kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who, or that which, pushes.