Drug pusher türkçesi Drug pusher nedir

  • Uyuşturucu satıcısı.

Drug pusher ingilizcede ne demek, Drug pusher nerede nasıl kullanılır?

Drug : Uyuşturmak. Uyuşturucu. İlaçla uyuşturmak. Fizyolojik sistemleri veya patolojik durumları, alıcının yararına değiştirmek veya incelemek amacıyla kullanılan madde veya ürün. tıpta kullanılan ve biyolojik etkinliği olan saf bir kimyasal madde veya ona eş değer olan bitkisel veya hayvansal kaynaklı, standart miktarda etkin madde içeren karışım, hlk. mualecat, em, im. İlaç. Ecza. Uyuşturucu vermek. İçkisine ilaç katmak. Uyuşturucu ilaç katmak (yiyeceğe veya içeceğe). Uyuşturucu madde.

Pusher : Sürücü. Bebek arabası. Uyuşturucu satıcısı. Kaydırmacı. Fırsatçı. İtici lokomotif. Kaydırma arabasını yönetmekte uzmanlaşmış kişi. Çocuk arabası. İtici. Sürgü.

Drug abuse : Madde suistimali. Madde bağımlılığı. İlacı kötü amaçla kullanma. İlaç suistimali. İlacın kötüye kullanımı.

Drug addict : Hapçı. Uyuşturucu maddelere düşkün. Esrarkeş. İlaç bağımlısı. Uyuşturucu düşkünü. Uyuşturucu bağımlısı.

Drug addicted : Uyuşturucu bağımlısı. İlaç bağımlısı. Hapçı. Madde bağımlısı.

Drug addiction : Uyuşturucu özdek alışkanlığı. Madde bağımlılığı. İlaç alışkanlığı. Hap müptelalığı. Türlü toplumsal ve ruhsal etkenler sonucu bir uyuşturucu özdeği düzenli biçimde, gönüllü olarak ve ruhsal bir bağımlılıkla (yokluğu bunalmaya yol açacak biçimde) kullanma alışkanlığı. Uyuşturucu bağımlılığı.

 

İngilizce Drug pusher Türkçe anlamı, Drug pusher eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Drug pusher ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Drug dealer : Uyuşturucu madde satıcısı. Zehir taciri. Torbacı.

Clocker : Torbacı. Zamanı ölçen kimse (bir yarışta, vb.). Zaman hakemi.

Connection : İlgilenme. Bir kelimenin son ses ünsüzü ile ondan sonra gelen kelimenin önses ünlüsünü veya ünlü ile başlayan ilk hecesini birleştirerek tek bir hece halinde söyleme veya okuma: deniz_anası, yıkım_emri, gök_ova, sözlük_anlamı vb. İlişik. Ölçüye vurulan nesne ya da özellikler arasında bir sıra düzeninin kurulması için önkoşul olan "daha büyük " ve "daha küçük" ilişkilerinin tüm ölçümler için geçerli olmasını gerektiren kural. bk. sıralayıcı ölçek. Bağıntı. İrtibat. Dostluk. Muhit. Yakınlık.

Drug peddler : Esrar satıcısı.

Pushers : Sürgü. Fırsatçı. İtici lokomotif. İtici.

Peddler : Çerçi. Lafçı. Bohçacı. Seyyar satıcı. Dağıtıcı. Dedikoducu. İşporta işiyle uğraşan kişi. Tablacı. Belli bir satış yerinde çalışmayan, tüketicinin bulunduğu yere giderek malını satışa sunan kimse.

Pusher : İtici. Kaydırma arabasını yönetmekte uzmanlaşmış kişi. Madencilik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Sürücü. Bebek arabası. Fırsatçı. Kaydırmacı. Sürgü. Torbacı.

Slingers : Atan kimse. Torbacı. Wisconsin eyaletinde yerleşim yeri. Atıcı. Sapancı. Savuran kimse. Fırlatan kimse.

Clockers : Torbacı. Zamanı ölçen kimse (bir yarışta, vb.). Zaman hakemi.

Drug trafficker : Yasadışı uyuşturucu maddeler alıp satan kimse. Uyuşturucu kaçakçısı.

Drug pusher synonyms : narcotrafficker, peddlers, slinger.