Drug dealer türkçesi Drug dealer nedir

  • Uyuşturucu madde satıcısı.
  • Uyuşturucu satıcısı.
  • Torbacı.
  • Zehir taciri.

Drug dealer ile ilgili cümleler

English: Ali didn't want any of his friends to know that he was a drug dealer.
Turkish: Ali arkadaşlarından hiçbirinin onun bir uyuşturucu kaçakçısı olduğunu bilmesini istemiyordu.

English: Burak became a drug dealer.
Turkish: Burak bir uyuşturucu satıcısı oldu.

English: Ali was a drug dealer.
Turkish: Ali bir uyuşturucu satıcısıydı.

English: The convicted drug dealer was willing to comply with the authorities to have his death sentence reduced to a life sentence.
Turkish: Mahkûm uyuşturucu satıcısı ölüm cezasını ömür boyu hapis cezasına düşürtmek için yetkililere boyun eğmeye istekliydi.

English: I heard that Tom used to hang out with drug dealers and murderers.
Turkish: Tom'un eskiden uyuşturucu satıcıları ve katillerle takıldığını duydum.

Drug dealer ingilizcede ne demek, Drug dealer nerede nasıl kullanılır?

Drug : Uyuşturmak. Uyuşturucu vermek. Fizyolojik sistemleri veya patolojik durumları, alıcının yararına değiştirmek veya incelemek amacıyla kullanılan madde veya ürün. tıpta kullanılan ve biyolojik etkinliği olan saf bir kimyasal madde veya ona eş değer olan bitkisel veya hayvansal kaynaklı, standart miktarda etkin madde içeren karışım, hlk. mualecat, em, im. Uyuşturucu. İlaç. İlaç vermek. İlaçla uyutmak. İlaçla uyuşturmak. Ecza.

 

Dealer : Ticaretle uğraşan kişi. Satıcı. Kağıtları dağıtan kimse. İskambil kağıtlarını dağıtan kimse. Tacir. Ticaretini yapan kimse (belirli bir şeyin). Borsada kendi hesabına işlem yapan kimse. Bazı malları satma izni olan kişi ya da kuruluş. Kağıt dağıtan kimse.

Drug abuse : İlacı kötü amaçla kullanma. Madde suistimali. İlaç suistimali. Madde bağımlılığı. İlacın kötüye kullanımı.

Drug addict : Uyuşturucu düşkünü. Uyuşturucu maddelere düşkün. İlaç bağımlısı. Hapçı. Uyuşturucu bağımlısı. Esrarkeş.

Drug addicted : Uyuşturucu bağımlısı. İlaç bağımlısı. Hapçı. Madde bağımlısı.

Drug addiction : Uyuşturucu bağımlılığı. Türlü toplumsal ve ruhsal etkenler sonucu bir uyuşturucu özdeği düzenli biçimde, gönüllü olarak ve ruhsal bir bağımlılıkla (yokluğu bunalmaya yol açacak biçimde) kullanma alışkanlığı. Hap müptelalığı. Madde bağımlılığı. İlaç alışkanlığı. Uyuşturucu özdek alışkanlığı.

İngilizce Drug dealer Türkçe anlamı, Drug dealer eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Drug dealer ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Connection : Alışveriş. Muhit. Bağıntı. Müşteri. Dostluk. Bir kelimenin son ses ünsüzü ile ondan sonra gelen kelimenin önses ünlüsünü veya ünlü ile başlayan ilk hecesini birleştirerek tek bir hece halinde söyleme veya okuma: deniz_anası, yıkım_emri, gök_ova, sözlük_anlamı vb. İki borunun birbirlerine eklenme yeri. Yakınlık. Akrabalık.

 

Narcotrafficker : Uyuşturucu kaçakçısı.

Clocker : Zaman hakemi. Zamanı ölçen kimse (bir yarışta, vb.).

Corner boy : Köşe çocuğu.

Pusher : Sürgü. İtici. Çocuk arabası. Kaydırmacı. Madencilik, sinema, televizyon alanlarında kullanılır. İtici lokomotif. Sürücü. Fırsatçı. Bebek arabası.

Pushers : İtici. Fırsatçı. İtici lokomotif. Sürgü.

Slingers : Wisconsin eyaletinde yerleşim yeri. Atıcı. Savuran kimse. Sapancı. Fırlatan kimse. Atan kimse.

Clockers : Zamanı ölçen kimse (bir yarışta, vb.). Zaman hakemi.

Slinger : Wisconsin eyaletinde yerleşim yeri. Fırlatan kimse. Atan kimse. Atıcı. Savuran kimse. Sapancı.

Drug dealer synonyms : drug pusher, drug trafficker, peddler, drug peddler, peddlers, candyman.