Quarrel türkçesi Quarrel nedir

  • Becelleşmek.
  • Dalaşmak.
  • Kavgalı olmak.
  • Münakaşa.
  • Tartışmak.
  • Ağız kavgası.
  • Kavga nedeni.
  • Dalaşma.
  • Kavga etmek.
  • Hukuk alanında kullanılır.
  • Kapışmak.
  • Atışma.
  • Kavga.
  • Bozuşma.
  • Bozuşmak.
  • Küsmek.
  • Anlaşmazlık.
  • [#çekişme Çekişmek].
  • Uyuşmazlık.
  • Çekişme.
  • Atışmak.

Quarrel ile ilgili cümleler

English: Don't quarrel with your bread and butter.
Turkish: Rızkınla oynama.

English: Adolescents often quarrel with their parents.
Turkish: Ergenler genellikle ebeveynleriyle tartışır.

English: Ali and Mary quarrel almost every day.
Turkish: Ali ve Mary hemen hemen her gün kavga ederler.

English: He ought to know better than to quarrel with such a fellow.
Turkish: Böyle bir adamla tartışılmayacağını bilecek kadar akıllı olmalısın.

English: I constantly quarrel with my wife.
Turkish: Karımla sürekli tartışırım.

Quarrel ingilizcede ne demek, Quarrel nerede nasıl kullanılır?

Quarrel with : Bozuşmak. Papaz olmak.

A quarrel of long standing : Çok eski mesele. Uzun zamandır devam eden ihtilaf.

Have a quarrel : Kavga etmek.

Pick a quarrel : Çıngar çıkarmak. Aranmak. Kavga çıkarmak.

Seek a quarrel : Kavga çıkarmaya çalışmak. Sürtünmek. Aranmak.

Quarreller : Tartışmak. Münakaşa. Becelleşmek. Ağız kavgası. Bozuşmak. Çekişmek. Kavgalı olmak. Dalaşma. Dalaşmak. Kavga.

 

Quarreling : Tartışma. Çekişme.

Quarreled : Dalaşmak. Kavga etmek. Kavgalı olmak. Atışmak. Becelleşmek. Ağız kavgası. Dalaşma. Münakaşa. Bozuşmak. Kavga.

Quarrelled : Kavgalı olmak. Küsmek. Kavga etmek. Atışmak. Çekişmek.

Quarrelsome : Geçimsiz. Dövüşken. Huysuz. Eli maşalı. Eli bayraklı. Horoz gibi. Şirret. Zilli. Kavgacı.

İngilizce Quarrel Türkçe anlamı, Quarrel eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Quarrel ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Fallen out : Ortaya çıkmak. Külahları değişmek. Sıradan çıkmak. Dışarıya çıkmak. Eksilmek. Dökülmek.

Brawl : Ağız dalaşı. Dalaş. Arbede. Sesli tartışmak. Ağız dalaşı etmek. Dövüşmek. Dövüş.

Controversion : İhtilaf. Tartışma.

Decompositions : Ayrıştırma. İnceleme. Dekompozisyon. Ayrışma. Bozukluk. Analiz. Dağılma. Bozulma. Faktörlere ayırma.

Breakup : Bozulma. Dağılma. Kırılma. Ayrılma. Çöküş. Sona erme. Son. Parçalanma. Çözülüm.

Quarrelling : Tartışma.

Scrap : Hurda olarak kullanmak. Parça. Hurda. Dövüş. Paçavra. Ufak parça. Artık. Atmak. Iskarta.

Dispute : İhtilaf. Kabul etmemek. Şüphe etmek. Karşı koymak. Reddetmek. Tartışma. Münakaşa etmek. Sürtüşmek.

Ambiguity : Anlam belirsizliği. Belirsizlik. İki manalılık. Anlam karmaşası. Muğlaklık. Bir kavram, anlatım ve ölçümün anlamca kapalı ya da çokanlamlı olma durumu. Müphemiyet. İki anlamlılık. Anlam bulanıklığı.

Slanging match : Ağız dalaşı. Küfürleşme.

Quarrel synonyms : polemicize, polemize, polemicise, polemise, bickered, feuding, contrarieties, feuded, embroglio, duetting, strifes, aggravating circumstances, contention, huffing, administer an oath, rumpus, strife, altercation, discrepancy, be at loggerheads, be in the sulks, quarrelled, competes, discords, argufied, agonism, contest, fence, discrepancies, feud with, argumentation, disagreeing, affrays.

 

Quarrel ingilizce tanımı, definition of Quarrel

Quarrel kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : So named because it commonly had a square head. To be or become antagonistic. To violate concord or agreement. To quarrel with. A brawl. To have a difference. A disagreement. An arrow for a crossbow. A difference. As, he had a quarrel with his father about expenses. An altercation. One who quarrels or wrangles. A breach of concord, amity, or obligation. One who is quarrelsome. To fall out. A falling out. Esp., an angry dispute, contest, or strife. An antagonism in opinion, feeling, or conduct.