Quick türkçesi Quick nedir

  • Zeki.
  • Tırnak altındaki hassas et.
  • Canlı.
  • Çabuk kavrayan.
  • His.
  • Faal.
  • Çabucak.
  • Çabuk.
  • Can alıcı nokta.
  • Öz.
  • Bilgisayar alanında kullanılır.
  • Civa (amerikan ingilizcesi).
  • Hayat dolu.
  • Hemen.
  • Tez.
  • Anlayışlı.
  • Tırnak altındaki duyarlı et.
  • Süratli.
  • Ateşli.
  • Çabuk parlayan.
  • Hızlı.
  • Süratle.
  • Can evi.

Quick ile ilgili cümleler

English: Ali did a quick calculation in his head.
Turkish: Ali kafasında hızlı bir hesaplama yaptı.

English: Ali didn't know the meaning of "anglophobia," so he did a quick web search to see if he could find out what it meant.
Turkish: Ali "anglophobia"'nın anlamını bilmiyordu, bu yüzden onun ne demek olduğunu bulabilmek için hızlı bir web araştırması yaptı.

English: Ali ate a quick lunch then went back to work.
Turkish: Ali hızlı bir öğle yemeği yedi sonra işe geri döndü.

English: Ali ate a quick lunch.
Turkish: Ali hızlı bir öğle yemeği yedi.

English: Ali gave Mary a quick kiss and walked out the door.
Turkish: Ali Mary'ye hızlı bir öpücük verdi ve kapıdan çıktı.

Quick ingilizcede ne demek, Quick nerede nasıl kullanılır?

Quick acting : Çabuk etki eden.

Quick action : Çabuk. Hızlı.

Quick as a flash : Çabucak. Şipşak. Bir çırpıda.

Quick ash : Uçan kül.

Quick assets : Paraya çevrilir varlık. Likit kıymet. Bir tecim kuruluşunun, hemen yararlanabileceği paralarıyla kısa süreler içinde paraya çevrilebilen alacak belgitleri gibi değerlerinin toplamı.

 

Quick edit mode : Hızlı düzenleme kipi.

Quick change : Hızlı, tempolu bir yolda döşem, giysi ve makyaj değişimi. Hızlı bir biçimde dekor, giysi, donatımlık ve benzeri değişimler. Çabuk değişen. Hızlı kıyafet değiştiren. Çabuk değişme.

Quick change puppet : Değişken kukla. Oyun sırasında birden değişik bir görünüm alabilen kukla türü.

Quick change room : Oyuncuların zaman yitirmeden giysi değiştirebilmeleri için sahne üzerindeki küçük oda. Sahne üzerindeki oyuncuların çabuk giysi ve makyaj değiştirmelerine yarayan küçük oda. Çabuk değişme odacığı.

Quick change artist : Hızlı kostüm değiştiren artist.

İngilizce Quick Türkçe anlamı, Quick eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Quick ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Core : Eşelek. Bilişim, fizik, madencilik, sinema, televizyon, veterinerlik alanlarında kullanılır. Havuç. Ortasmdan geçen okuma/ yazma telinden belli bir yönde akım geçirildiğinde belli bir yönde mıknatıslanan ve bu durumunu, telden ters yönde bir akım geçirilmedikçe koruyan, olabildiğince küçük boyutlarda, halka biçiminde, bilgisayar ana belleği olarak kullanılan çekirdek belleği oluşturan mıknatıslı öğe. Çekirdeğini çıkarmak. Göbek. Bazı virüslerde nükleik asidi çevreleyen ve ökaryotik hücrelerde bulunan histon yapıya benzer protein kılıf, kor. Öz yapı. İç.

Hastier : Acele. Çabuk sinirlenen. Telaşçı. İvedi. Aceleci. Daha süratli.

 

Evangelical : Son derece protestanca (bir yaklaşım vb). İncil'de bulunan. İncil'in mesajına uyan. Protestan. Protestanlığa ait. Hararetli. İncil'i öğretmeyle ilgili. İncil ya da isa'nın öğretisi ile ilgili. İncil'e ait.

Feeling : Gibi gelme. Kanaat. Dokunma. Duygu. Bilinç. Kanı. Duyarlık. Duyarlı. Sezgi.

Access control entry : Erişim denetleme girişi. Erişim denetim girdisi.

At a rate of knots : Fırtına gibi. Jet gibi. Göz açıp kapayıncaya kadar. Son sürat. Hızlı hızlı. Göz açıp kapatana kadar. Hızla.

Bruskest : Sert. Kısa. Tatsız. Kaba.

Nimbler : Uyanık. Çevik. Açıkgöz. Tetik. Hünerli. Atik.

Beat the band : Mükemmel olmak. Hızla. Olağanüstü olmak.

Actives : Çalışkan. Muvazzaf. Aktif. İşleyen. Üretken. Etkin. Pratik. Çevik.

Quick synonyms : access key, admissive, eager, airiest, above ground, emotion, bouncy, dissertation, at the drop of a hat, heartthrob, corky, access mechanism, sensation, epicenters, promptly, ablaze, enthusiastic, commiserative, quicks, forthright, frequent, fevered, ac adapter, fleet, receptive, compendiums, hastily, agile, dynamic, expansive, at a glance, asap, sensations.

Quick zıt anlamlı kelimeler, Quick kelime anlamı

Slow : Acelesiz. Ağırlaşmak. Geri kalmış. Geç. Yavaşlamak. Yavaş. Bati. Ağır. Eli ağır. Geç anlayan.

Unhurried : Acelesiz. Sakin. Telaşsız. Rahat.

Quick ingilizce tanımı, definition of Quick

Quick kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Speedily. Especially, the hawthorn, or other plants used in making a living hedge. A living animal or plant. To quicken. To be or become alive. As, run quick. Get back quick. Alive. Quickly. Living. Promptly. Opposed to dead or inanimate. In a quick manner. Animate. To revive. That which is quick, or alive. With haste. Rapidly. Without delay.