Rail türkçesi Rail nedir

Rail ile ilgili cümleler

English: The cost of the air fare is higher than of the rail fare.
Turkish: Uçak bileti ücretinin tutarı tren bileti ücretinden daha yüksek.

English: A railway bridge is already being built over the river.
Turkish: Bir demir yolu köprüsü zaten nehir üzerinde inşa ediliyor.

English: Ali crosses the railroad tracks every morning on his way to work.
Turkish: Ali her sabah işe giderken demiryolu raylarını geçer.

English: A network of railroads spreads all over Japan.
Turkish: Bir demiryolu ağı tüm Japonya'yı sarar.

English: A rail is a piece of metal or wood which is long and thin. For example, a train runs on rails, which is why we call it a railway train.
Turkish: Ray, metal ya da tahtadan yapılmış ince ve uzun bir şeydir. Örneğin, trenler ray üzerinde gider, bu yüzden ona demir yolu treni diyoruz.

Rail ingilizcede ne demek, Rail nerede nasıl kullanılır?

Rail against : Sövüp saymak. Kızmak. Yakınmak.

Rail at : Hırlamak. Dil uzatmak. Sövüp saymak.

Rail bus : Raylı otobüs.

Rail car : Vagon.

Rail chair : Ray yatağı.

 

Rail crossing : Tren yolu.

Rail gauge : Ray mastarı. Ray açıklığı. Yoldemiri açıklığı. Hat genişliği.

Rail in : Parmaklıkla çevirmek. Tırabzan koymak.

Rail off : Parmaklıkla çevirmek.

Rail post : Korkuluk babası.

İngilizce Rail Türkçe anlamı, Rail eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Rail ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Fife rail : Selviçelerin bağlanmasında kullanılan bağlama pinleri. Armadura.

Balustrades : Merdiven korkuluğu. Kenarlık. Merdiven parmaklığı. Tırabzan parmaklığı. Trabzan parmaklığı.

Railway system : Demiryolu ağı. Demiryolu sistemi. Demiryolu şebekesi.

Badmouthed : Yerden yere vurmak. Şiddetle eleştirmek. Biri için kötü konuşmak. Yerden yere vurmak (argo terim).

Grunt : Homurdanmak. Oflayıp puflamak. Sızlanmak. Hırıltı. Domuz gibi homurdanmak. Domuz gibi ses çıkarmak. Böğürmek. Homurtu. Hırıldamak.

Taffrail : Geminin kıç tarafını çevreleyen tırabzanlar. Kıç küpeştesi. Morfidar.

Activated carbon : Etkin kömür. Etkin karbon. Etkinleştirilmiş karbon. Sudaki pisliklerin katı karbon tarafından absorbe edilmesi. Aktive edilmiş karbon. Aktif karbon. Emici kömür. Aktif kömür.

Admonished : Azarlanmış. Fırça yemiş. İhtar etmek. Tembih etmek. Uyarmak.

Grid : En yeni renkli almaçlarda, eleğin yerini alan, 60 cm'lik görüntülük için düşey sıralanmış 650 telden oluşan ızgara. Sahnenin mazgala benzeyen, makaralar için düşünülmüş, birbirlerini 90 derecelik açılarla kaleden demir çubuklu tavanı. sahne ızgarası. Izgara (elektrik). Sahne tavanı. Bilgisayar, biyoloji, nükleer enerji, sinema, televizyon, tiyatro alanlarında kullanılır. Kafes. Radyo ışıtaçlarında eksiuç ile artıuç arasına yerleştirilen ızgara biçiminde elektrikucu. Sistem. Bir x ışını tüpünde, anotla katot arasına yerleştirilen ve elektron akısını yönlendiren elektrot.

 

Rail synonyms : railway line, safety rail, badmouthing, railway bridge, brush down, actinolite, admonish, balusters, slamming, railroads, bastes, water rail, halter, berated, top rail, black guard, acid proof, baluster, moor hen, acidization, haltered, inveigh, advance per shift, blaspheme against, marsh hen, abandon, gratings, blow up, admonishing, baste, additional flotation, acetylene lamp, coot.

Rail zıt anlamlı kelimeler, Rail kelime anlamı

Cheer : Alkış. Keyif. Destekleyici şekilde bağırmak. Alkışlamak. Bağırış. Ferahlamak. Yardım etmek. Alkış tutmak. Neşeli sesler çıkarmak. Bağırarak yüreklendirmek.

Rail ingilizce tanımı, definition of Rail

Rail kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : Followed by at or against, formerly by on. An outer cloak or covering. A railroad as a means of transportation. To use insolent and reproachful language. To course. To flow forth. A place not accesible by rail. To rail at. To inclose with rails or a railing. Any one of numerous species of limicoline birds of the family Rallidæ, especially those of the genus Rallus, and of closely allied genera. They are prized as game birds. To scoff. A neckerchief for women. To utter reproaches. A bar of timber or metal, usually horizontal or nearly so, extending from one post or support to another, as in fences, balustrades, staircases, etc. As, to go by rail. To roll out.