Razing türkçesi Razing nedir

  • Ortadan kaldırmak.
  • Yerle bir etmek.
  • Temelinden yıkmak.
  • Yerle bir etme.

Razing ile ilgili cümleler

English: A flock of sheep was grazing in the fields.
Turkish: Bir koyun sürüsü tarlalarda otluyordu.

English: If you want to get skinny, you should stop grazing between meals.
Turkish: Sıska olmak istiyorsan öğünler arasında otlanmayı bırakmalısın.

English: Cattle were grazing in the field.
Turkish: Sığırlar kırsalda otlanıyorlar.

English: We saw cows grazing in the meadow.
Turkish: İneklerin çayırda otladığını gördük.

Razing ingilizcede ne demek, Razing nerede nasıl kullanılır?

Alternative grazing : Nöbetleşe otlatma. Alternatif otlatma.

Aluminium brazing alloy : Alüminyum sert lehimleme alaşımı.

Brazing : Lehimleme. Kuvvetli lehim kullanarak kaynak yapma. Sert lehim. Pirinç kaynak. Sarı kaynağı. Pirinç kaynak yapma. Erime noktası. Sert lehimleme. Pirinç kaynağı.

Brazing alloy : Sert lehim alaşımı.

Continuous grazing : Bir sezonda meraların hayvanlar tarafından sürekli otlatılması. meraların bozulup yok olmasını hızlandıran, bu nedenle mera idaresini zorlaştıran uygulama. Sürekli otlatma.

Furnace brazing : Fırınlamalı pirinç kaynağı. Ocakta sert lehimleme.

Electric brazing : Elektrik lehimi.

Daily ration grazing : Hayvanların her gün o günkü gereksinimlerine yetecek kadar yeni merayı otlamalarına izin verilen ve meranın otlanmayacak kısımlarına hayvanların girmelerini önleyen bir otlatma yöntemi. Günlük rasyon otlatması.

 

Grazing capacity : Bir meradaki ot kapasitesine bağlı olarak ne kadar hayvan otlatılacağının hesaplanması. Otlatma kapasitesi.

Dip brazing : Daldırmalı sert lehimleme. Daldırma kaynağı.

İngilizce Razing Türkçe anlamı, Razing eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Razing ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Coventrize : Bombalamak.

Blot out : Gizlemek. Silmek. Ortadan silmek. Karalamak. Yok etmek. Kapatmak. Bozmak.

Leveled : Nişan almak. Amaç olarak seçmek. Düzey. Düzgünleştirmek. Yıkmak. Seviye. Eşit düzeye getirmek. Kademe. Düzeçlemek. Düzeltmek.

Tearing down : Sökme.

Devastation : Tahribat. Yıkım. Hasar. Tahrip. Mahvetme. Yakıp yıkma. Harap etme. Zarar. Perişan olma. Haraplık.

Raze something to the ground : Taş üstünde taş bırakmamak.

Flatten : Yassılaşmak. Yassıltmak. Matlaştırmak. Bozum etmek. Tatsızlaşmak. Keyfini kaçırmak. Dümdüz etmek. Yassılaştırmak. Yaslamak.

Blowing up : Genişleme. Büyüme. Yerle bir olma. Patlatma. Havaya uçma. Havaya uçurma. Patlama. Şişkin hale gelme. Şişirilmiş hale gelme.

Demolition : Tüketme. Yok etme. Tahrip etme. Yıkılma. Bir yeniden bayındırma etkinliğinin gereği olarak ya da yarattığı çekince, eskime gibi nedenlerle bir yapının yerine daha sağlam, daha iyi bir yapı yapmak üzere yıkılması, ortadan kaldırılması. bu nitelikteki yapılardan oluşan bir kent kesimindeki bütün yapıların, bu amaçla yıktırılması. Yıktırım. İmha. Yıkma. Sökme. Yıkım.

 

Destruction : Afet. Öldürme. Yok etme. Tahribat. Yok olma. Harap etme. Tahrip. İzmihlal. Yıkımlanma, zedelenme. Mahv.

Razing synonyms : clear off, lay waste to, levels, sap, levelled, cover up, razes, abscises, annihilates, annihilate, annihilating, lay waste, annihilated, abscising, wrecking, level to the ground, demolishing, wipeout, raze to the ground, razed, abolish, bear off, leveling, clearing off, abscise, abscised, flattens, abolishes, clear away, raze, pull down, level.