Restaurants türkçesi Restaurants nedir

Restaurants ile ilgili cümleler

English: Ali can afford to eat at expensive restaurants every day.
Turkish: Ali pahalı bir restoranda her gün yemek yiyebilir.

English: Are there any good restaurants around here?
Turkish: Buralarda hiç iyi restoran var mı?

English: Are there any Chinese restaurants near here?
Turkish: Buralarda hiç Çin restoranı var mı?

English: Ali has to be careful about what he eats at restaurants because he's allergic to many foods.
Turkish: Ali lokantalarda yediği şeylere dikkat etmeli, çünkü birçok yiyeceğe alerjisi var.

English: Ali said there were no decent restaurants in his neighborhood.
Turkish: Ali çevresinde iyi restoranlar oladığını söyledi.

Restaurants ingilizcede ne demek, Restaurants nerede nasıl kullanılır?

Restaurant car : Lokanta vagonu. Restoranlı vagon. Vagon restoran. Yemek vagonu. Yemekli vagon.

Restaurant manager : Restoran müdürü.

Can you recommend a good restaurant : İyi bir restoran tavsiye edebilir misiniz.

Chinese restaurant : Çin yemekleri servisi yapan restoran. Çin lokantası. Çin restoranı.

Dairy restaurant : Süt ürünleri servisi yapan lokanta. Süt ürünlerine dayalı menüsü olan ve et servisi yapmayan lokanta.

Mexican restaurant : Meksika restorantı. Meksika yemekleri üzerine uzmanlaşan restorant.

 

Kosher restaurant : Yahudi restoranı.

Lebanese restaurant : Lübnan restorantı. Lübnan yemekleri servis edilen lokanta.

Drive in restaurant : Müşterilerine arabalarında servis yapılan lokanta. Arabayla girilip arabadan inmeye gerek kalmadan yiyecek alınabilen yer.

Does the hotel have a restaurant : Otelinizin restoranı var mı.

İngilizce Restaurants Türkçe anlamı, Restaurants eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Restaurants ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Auberges : Han. (fransızca) konaklama yeri. Hostel. Fransız hanlarına verilen isim. Konaklama yeri. Pansiyon.

Building : Duvarlar ya da sütunlar üstüne oturtulmuş bir çatısı bulunan, insanların, hayvanların ve malların barınması ya da başka gereksinmeleri karşılamaları amacıyla yapılmış; bir yapıtasarcılık ürünü. İnşaatçılık. Dikili. Yapı. Bina. İnşa. Yapma. Yapım. İnşaat. Dikinti.

Restaurateur : Lokantacı. Lokanta işleten veya lokanta sahibi kimse. Restoratör. Lokanta sahibi.

Steakhouse : Et lokantası. Biftek lokantası.

Owner : Mal sahibi. Sahip. Mutasarrıf. İye. Zilyet. Kiraya veren. Malik.

Coffee bar : Kafe. Kafeterya. Kahve ve içecek satış büfesi.

Cook shop : Pişirilmiş yemekler satan yer. Yemek dükkanı.

Edifice : Anıtsal önemde bina. Büyük. Yapı. Büyük bina. Gösterişli yapı. Bina. Mabet. Mersus. Büyük ve gösterişli bina. Büyük yapı.

Cafe : Kahve. Bar. Kahvehane. Kafeterya. Pastane. Kafe. Kale.

Teahouse : Çay salonu. Çayevi. Çayhane.

Restaurants synonyms : tea parlour, tea parlor, mobile canteen, cafeteria, restaurant chain, chophouse, brasserie, chophouses, bistro, canteen, rotisserie, diners, eating place, grill, greasy spoon, hash house, teashop, coffee shop, auberge, eating house, diner, brewpub, ordinary, ordinaries, coffeehouse, proprietor, cafes, eatery, tearoom, restaurant, grillroom, lunchroom.