Rower türkçesi Rower nedir

Rower ile ilgili cümleler

English: Neither a borrower nor a lender be!
Turkish: Ne borçlu ne de ödünç veren ol!

English: The rower blames his oar.
Turkish: Kürekçi küreğini suçluyor.

English: I know that interest rates are fixed in accordance to the borrower's business risk.
Turkish: Faiz oranlarının ödünç alanların iş riskine uygun olarak tespit edildiğini biliyorum.

English: I saw a soldier carrying a flamethrower.
Turkish: Alev makinesi taşıyan bir asker gördüm.

English: Banks are cutting lending to industrial borrowers.
Turkish: Bankalar endüstriyel boçlulara kredi vermeyi kesiyor.

Rower ingilizcede ne demek, Rower nerede nasıl kullanılır?

Rowers : Kayıkçı. Kürekçi.

Bale thrower : Balya makinesi. Sap veya diğer türlü materyalleri küçük balyalar haline getirerek bu balyaları bir kamyonete veya depolama alanına yerleştiren tarımsal makine.

Bathing drowers : Mayo (şort).

Beet grower : Pancar üreticisi. Pancar öndürücüsü.

Borrower : Borç alan. Borç alan kimse. Borçlanan. İstikraz eden. Ödünç alan kimse. Ödünç alan. Kredi alan. Müstakriz. Ariyet alan.

Furrowers : Bir yüzeye dar oluklar açan veya yontan kimse. Saban izi yapan kimse. İz açan kimse.

Burrower : Tünelci. Küçük tünel kazan kemirgenlerin belirli türleri. Kazıcı.

 

Borrowers : Borç alan kimse. Borç alanlar.

Discus thrower : Diskçi. Disk atıcısı.

Flamethrowers : Alev makinesi. Alev silahı. Yanan yakıt fışkırtan silah (çatışmada, tarımda kullanılan, vb.).

İngilizce Rower Türkçe anlamı, Rower eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Rower ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Charon : Denizci. Ölülerin ruhlarını ölüler diyarına taşıyan botu kullanan feribotçu (yunan mitolojisi). Plüto'nun uydularından birisi.

Boatman : Suda yaşayan bir böcek. Sandalcı.

Shovelers : Kürekle kazan veya birşeyleri kürekle atan kimse. Kürekle atan. Kaşıkgaga. Genişgagalı ördek. Kaşıkçın. Kürekleyen. Tatlı suda yaşayan bir tür ördek. Kürekle atan kimse. Uzun geniş gagası olan ve kuzey yarıkürede yaşayan tatlısu ördeği.

Oarswoman : Kürekçi (bayan). Bayan kürekçi.

Shoveler : Kürekle atan. Kuşlar (aves) sınıfının, kazlar (anseriformes) takımının, ördekgiller (anatidae) familyasından, 48 cm kadar uzunlukta, siyah, beyaz ve kahverengi karışık tüylü, gagası siyah, ayakları kırmızı, türkiye'de kışlayan, avrupa, asya ve kuzey amerika'da sazlık, göl ve bataklıklarda yaşayan, deniz kıyıları ve adalarda da görülebilen göçmen bir tür. Kürekleyen. Kaşıkgaga. Tatlı suda yaşayan bir tür ördek. Kaşıkçın. Uzun geniş gagası olan ve kuzey yarıkürede yaşayan tatlısu ördeği. Kaşık gaga ördeği. Kürekle atan kimse.

Boaters : Kanotiye. Hasır şapka. Sandalcı. Hazır şapka.

Boater : Kanotiye. Hasır şapka. Hazır şapka. Sandalcı.

Rower synonyms : paddlers, paddler, rowers, stroke, waterman, sculler, oaring, oarsman, oars, boatmen, oarsmen, shoveller, watermen, oar.

Rower ingilizce tanımı, definition of Rower

Rower kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who rows with an oar.