Borrower türkçesi Borrower nedir

  • Borç para alan kişi.
  • Ödünç alan.
  • Ariyet alan.
  • Borçlanan.
  • Ekonomi alanında kullanılır.
  • Borçlu.
  • Müstakriz.
  • Ödünç alan kimse.
  • Kredi alan.
  • İstikraz eden.
  • Borç alan kimse.
  • Borç alan.

Borrower ile ilgili cümleler

English: Banks are cutting lending to industrial borrowers.
Turkish: Bankalar endüstriyel boçlulara kredi vermeyi kesiyor.

English: I know that interest rates are fixed in accordance to the borrower's business risk.
Turkish: Faiz oranlarının ödünç alanların iş riskine uygun olarak tespit edildiğini biliyorum.

English: Neither a borrower nor a lender be.
Turkish: Ne ödünç alan, ne de ödünç veren ol.

English: Neither a borrower nor a lender be!
Turkish: Ne borçlu ne de ödünç veren ol!

Borrower ingilizcede ne demek, Borrower nerede nasıl kullanılır?

Borrowers : Borç alan kimse. Borç alanlar.

Borrowed : Ödünç. Borç alınmış. Ödünç olarak alınmış. İğreti. Nesneyi bedava kullanma ve belirli bir süre bitiminde geri verme koşuluyla başkasına geçici olarak verme. Geçici olarak alınmış. Eğreti verme. Borç alınan. Eğreti.

Borrowed funds : Borç alınan paralar.

Borrowed light : İçduvar penceresi. İç pencere. Dolaylı ışık.

Borrowed word : Bir dile yabancı bir dilden girmiş; ancak, daha o dilde benimsenmemiş olan kelime: fr. animatör “sunucu, çizgi film yapımcısı”, deflasyon < fr. deflation “durgunluk, para durgunluğu”, brifing (<ing. briefing “bilgilendirme”, best-seller “satış rekoru kıran kitap”, departman <fr. departement, dipfriz < ing. deep-freeze “derin dondurucu”, ekoloji (<fr. ecologi) “çevre bilimi”, fiktif < fr. fictif “kurmaca”, franchising < ing. franchi-sing “isim hakkı”, dejenerasyon < fr. degeneration “soysuzlaşma”, factoring < ing. factoring “aracı”, ing. handling “yer hizmetleri”, ing. off-shore “kıyı bankacılığı”, realizasyon < fr. realisation “gerçekleştirme”, transparan < ing. transparency “saydam”, ing. underground “yer altı” vb. || dilimize arapça ve farsçadan geçmiş doğu kökenli sözlerin pek çoğu, yeni türetmelerle kullanılıştan düşmüş ise de çeşitli etkenler altında batı dillerinden girmiş olan sözlerin önü alınamamıştır. bunlar içinde estetik, karne, kontrol, kontenjan, ekose, enflasyon, envanter kredi, sektör, jüri, rapor, kontrol, kontenjan gibi kısmen benimsenerek alıntı kelime durumuna geçmiş olanlar varsa da, yukarda belirtilen türden pek çok söz yabancılık damgasını taşımakta ve türkçe karşılıklarının benimsenmesini beklemektedir. krş. alıntı kelime. Başka dilden alınmış kelime. Aktarma. Aktarma sözcük. Başka bir dilden alınmış kelime. Yabancı kelime.

 

Borrow trouble : Başına dert açmak. Gereksiz yere endişelenmek. Gereksiz endişe duymak. Tasasını çekmek.

Adorned himself with borrowed plumes : Ona ait olmayan şeylerle görünümünü daha iyi yapmak. Başkasının giysisiyle süslendi.

Borrow from : Ödünç almak. Borç almak.

 

Borrow of gold : Temel ve öğeleri ulusal paraya dayanmayıp karşılığında altınla ödeme yapılmak koşulu ile alınan borçlar. Altın karşılığı borçalma.

Can i borrow your pencil : Kurşunkaleminizi alabilir miyim.

İngilizce Borrower Türkçe anlamı, Borrower eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Borrower ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

In the red : Zararda. Sinyal seviyesi çok yüksek ve arızaya neden olabilir. Borç içinde.

Obligers : Zorlayıcı. Taahhüt altına girmiş borçlu. İyilik eden kimse.

Freeloader : Asalak. Otlakçı. Anaforcu. Başkalarının sırtından geçinen. Bedavacı. Lüpçü. Beleşçi.

Borrowers : Borç alanlar.

Drawee : Havale alan. Poliçe muhatabı. Üzerine poliçe çekilen kişi veya banka. Senet alan kimse. Poliçeyi ödeyecek olan. Keşideci. Keşide edilen. Muhatap. Poliçe keşide edilen kişi.

Aalen estimator : Aalen tahmincisi.

Abadir test : Abadir sınaması.

Debited : Borçlu duruma getirilmiş. Borç olarak kaydedilmiş.

Obliger : İyilik eden kimse. Zorlayıcı. Taahhüt altına girmiş borçlu.

Borrower synonyms : mutuary, indebted, recipient, debitor, drawees, a posteriori probability, a priori theoretical criteria, beholden, in hock, a posteriori analysis, abc method, a b model, a posteriori criteria, a level, debtors, a priori probability, aalens linear regression model, in debt, a priori analysis, a priori information, receiver, debtor, a error, obliged, abel blanchard model, a posteriori information, obligator, borrowing.

Borrower zıt anlamlı kelimeler, Borrower kelime anlamı

Lender : Borç veren kimse. Ödünç veren. Faizle borç para veren. Banka. Kredi açan. Borç para veren kişi. İkraz eden. Mukriz. Ödünç para veren.

Borrower ingilizce tanımı, definition of Borrower

Borrower kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : One who borrows.