Borrowed türkçesi Borrowed nedir

  • Ödünç.
  • Geçici olarak alınmış.
  • Borç alınmış.
  • Borç alınan.
  • Ekonomi alanında kullanılır.
  • Eğreti verme.
  • Nesneyi bedava kullanma ve belirli bir süre bitiminde geri verme koşuluyla başkasına geçici olarak verme.
  • Ödünç alınmış.
  • Ödünç olarak alınmış.
  • Eğreti.
  • İğreti.

Borrowed ile ilgili cümleler

English: Ali borrowed a book from Mary.
Turkish: Ali Mary'den bir kitap ödünç aldı.

English: Ali borrowed a large amount of money from Mary.
Turkish: Ali Mary'den büyük bir miktarda para ödünç aldı.

English: Ali borrowed $300 from Mary.
Turkish: Ali Mary'den 300 dolar ödünç aldı.

English: Ali borrowed a hammer from his neighbor.
Turkish: Ali komşusundan bir çekiç ödünç aldı.

English: Ali borrowed a car from a friend.
Turkish: Ali bir arkadaştan bir araba ödünç aldı.

Borrowed ingilizcede ne demek, Borrowed nerede nasıl kullanılır?

Borrowed funds : Borç alınan paralar.

Borrowed light : İç pencere. İçduvar penceresi. Dolaylı ışık.

Borrowed word : Yabancı kelime. Başka bir dilden alınmış kelime. Aktarma sözcük. Aktarma. Başka dilden alınmış kelime. Bir dile yabancı bir dilden girmiş; ancak, daha o dilde benimsenmemiş olan kelime: fr. animatör “sunucu, çizgi film yapımcısı”, deflasyon < fr. deflation “durgunluk, para durgunluğu”, brifing (<ing. briefing “bilgilendirme”, best-seller “satış rekoru kıran kitap”, departman <fr. departement, dipfriz < ing. deep-freeze “derin dondurucu”, ekoloji (<fr. ecologi) “çevre bilimi”, fiktif < fr. fictif “kurmaca”, franchising < ing. franchi-sing “isim hakkı”, dejenerasyon < fr. degeneration “soysuzlaşma”, factoring < ing. factoring “aracı”, ing. handling “yer hizmetleri”, ing. off-shore “kıyı bankacılığı”, realizasyon < fr. realisation “gerçekleştirme”, transparan < ing. transparency “saydam”, ing. underground “yer altı” vb. || dilimize arapça ve farsçadan geçmiş doğu kökenli sözlerin pek çoğu, yeni türetmelerle kullanılıştan düşmüş ise de çeşitli etkenler altında batı dillerinden girmiş olan sözlerin önü alınamamıştır. bunlar içinde estetik, karne, kontrol, kontenjan, ekose, enflasyon, envanter kredi, sektör, jüri, rapor, kontrol, kontenjan gibi kısmen benimsenerek alıntı kelime durumuna geçmiş olanlar varsa da, yukarda belirtilen türden pek çok söz yabancılık damgasını taşımakta ve türkçe karşılıklarının benimsenmesini beklemektedir. krş. alıntı kelime.

 

Adorned himself with borrowed plumes : Başkasının giysisiyle süslendi. Ona ait olmayan şeylerle görünümünü daha iyi yapmak.

In borrowed plumes : Başkalarının elbiselerini giyme. Başkalarının giysileriyle caka satma. (giyme veya kullanma) başkalarının giysileri içinde. Başkasının giysilerini giyinmiş. Başka birinin giyeceklerini giymiş.

Borrow trouble : Gereksiz yere endişelenmek. Başına dert açmak. Tasasını çekmek. Gereksiz endişe duymak.

 

Borrower : Müstakriz. Borçlanan. Kredi alan. İstikraz eden. Borç alan. Borçlu. Borç alan kimse. Borç para alan kişi. Ariyet alan.

Borrow money : Borçlanmak.

Borrow digit : Ödünç numarası. Ödünç basamağı. Ödünç sayamağı basamağı.

Can i borrow your pen : Kaleminizi alabilir miyim.

İngilizce Borrowed Türkçe anlamı, Borrowed eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Borrowed ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Juries : Seçici kurul. Yargıcılar kurulu. Jüri. Seçiciler kurulu. Yedek. Geçici. Jüri heyeti. Hakem kurulu.

Accept : Onaylamak. Hazmetmek. Eyvallah demek. Razı olmak. Evet demek. Almak. Kabullenmek. Kabul etmek. Üstlenmek. Anlamak.

Transitory : Kalımsız. Fani. Geçici. Muvakkat. Süreli. Kalıcı olmayan. Süreksiz. Ölümlü.

Improvised : Doğaçtan söylenmiş. Uydurma. İçten geldiği gibi. İrticalen. Hazırlıksız.

Abel blanchard model : Abel-blanchard modeli. A-b modeli.

A b model : Abel-blanchard modeli. A-b modeli.

Take over : Yönetimini almak. Devralmak. Yerine geçmek (başkasının veya başka bir şeyin). Devralmak (nöbeti). Egemen olmak. Yönetimi üstlenmek. Üzerine almak. Benimsemek. Ön plana çıkmak. Yüklenmek.

Jury : Bir gözlem aracının geçerliğini sınamak üzere görüş, değerlendirme ve yargılamalarına başvurulan uzman kişiler kümesi. Seçici kurul. Jüri. Seçiciler kurulu. Yarışma jürisi. Yedek. Hakem kurulu. Yargıcılar kurulu.

Provisional : Kesin olmayan. Nihai olmayan. Hazırlık niteliğinde. Şimdilik geçerli olan. Muvakkat. İhzari. Çatma. Koşullu. Geçici.

Borrowed synonyms : loaned, aalens linear regression model, a posteriori analysis, provisory, extrinsic, get, a posteriori criteria, a priori probability, take, a priori analysis, acquire, on loan, have, abadir test, artificials, adopt, a level, band aid, a error, artificial, makeshift, a priori information, a posteriori probability, abc method, stopgaps, a posteriori information, temporary, a priori theoretical criteria, makeshifts, stopgap, as a loan, take up, aalen estimator.

Borrowed zıt anlamlı kelimeler, Borrowed kelime anlamı

Lend : Faizle borç para verme. Katkıda bulunmak. Vermek. Eklemek. Borç vermek. Faizle borç vermek. Katmak. Ödünç vermek. İğreti vermek.

Refuse : İzin vermemek. Çöp. Kabul etmemek. Reddetmek. Cerh etmek. Artık. Ayak diremek. Süprüntü. Direnmek. Döküntü.