Run the gauntlet türkçesi Run the gauntlet nedir

  • Eleştirililere göğüs germek.
  • Sıra dayağı yemek.
  • Tehlikesini göze almak.

Run the gauntlet ingilizcede ne demek, Run the gauntlet nerede nasıl kullanılır?

Run : Tabanları yağlamak. Aday olmak. Adaylığını koymak. Göstermek (film). Gitmek (gemi). Yarışa katılmak. Kaçakçılığını yapmak. Taşımak. Erimek. Sürmek.

The : Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belgili tanımlık. Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer).

Gauntlet : Düelloya davet için yere atılan eldiven. Geçme ray. Eldivencik. Zırh eldiveni. Uzun eldiven. Kırbaçlayarak işkence etmek. İş eldiveni.

Run the gamut : Her çeşidi olmak. Başından geçmek. Her türü olmak.

Run the risk of : Göze almak.

Take up the gauntlet : Meydan okumayı kabul etmek. Ona verilen kontrolü alan. Çatışmayı kabul etmek. Düelloyu kabul etmek. İş eldivenlerini alan. Meydan okuyanın çağrısını kabul etmek. Bir sonraki hareketi yapması gerektiğinin farkına varan.

Throw down the gauntlet : Hodri meydan demek. Meydan okumak. Düelloya davet etmek. Savaşmaya ya da düelloya davet etmek. Alnını karışlamak.

Took up the gauntlet : İş eldivenlerini alan. Bir sonraki hareketi yapması gerektiğinin farkına varan. Ona verilen kontrolü alan.

 

First run theater : Öncelik (oynatımı) sineması. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Öncelik oynatımına ayrılmış sinema.

Second run theater : Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. İkinci oynatım sineması. Genellikle her vakit ikinci oynatımı gerçekleştiren sinema; sinema sınıflamasında en geride gelen sınıf.