Throw down the gauntlet türkçesi Throw down the gauntlet nedir

  • Hodri meydan demek.
  • Savaşmaya ya da düelloya davet etmek.
  • Meydan okumak.
  • Düelloya davet etmek.
  • Alnını karışlamak.

Throw down the gauntlet ingilizcede ne demek, Throw down the gauntlet nerede nasıl kullanılır?

Throw : Uzaklık. Atma. Örtü. İçinde yapmak (baraj vb nehrin). Fırlatma. Bir kırıkta, tavan ve taban kanatları arasındaki düşey yer değiştirme (kayma ölçüsü). Yer tabakasındaki çatlak. Alıcının merceği ile konu arasındaki uzaklık. göstericinin merceği ile görüntülük arasındaki uzaklık. Dikey atım. Atış.

Down : Aşağısında. Yere sermek. Boyunca. Aşağıya doğru. Yıkmak. Alaşağı etmek. Düşürmek. Yere yıkmak. Aşağı.

The : Belli bir objeyi veya kişiyi veya yeri nitelemek için kullanılır. Belirli veya spesifik bir kimse veya şeyi ifade etmek veya tanımlamak için kullanılan betimleyici (gramer). Belirli durumlarda isimden önce kullanılır. Belgili tanımlık.

Gauntlet : Geçme ray. Zırh eldiveni. İş eldiveni. Eldivencik. Düelloya davet için yere atılan eldiven. Uzun eldiven. Kırbaçlayarak işkence etmek.

Throw down the gage to somebody : Meydan okumak.

Run the gauntlet : Sıra dayağı yemek. Eleştirililere göğüs germek. Tehlikesini göze almak.

Throw down the glove : Meydan okumak. Düelloya davet etmek.

Fling down the gauntlet : Düelloya davet etmek. Meydan okumak.

 

Throw down : Smaç yapmak. Yere atmak. İmha etmek. Aşağı atmak. Altına almak.

İngilizce Throw down the gauntlet Türkçe anlamı, Throw down the gauntlet eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Throw down the gauntlet ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Call out : Söylemek. Seslenmek. Devreye sokmak. Yardıma çağırmak. Yüksek sesle okumak. Bağırarak söylemek. (dikkat çekmek için) bağırmak. Greve çağırmak. Çağırılmak. Göreve çağırmak.

Beards : Eşcinsel bir erkeğe onun öyle olmadığı izlenimini vermek için eşlik eden kadın. Homoseksüel bir erkeğin cinsel tercihini saklamak amacıyla topluma romantik bir ilişki yaşıyormuş gibi gösterdiği kız. Kılçık. Püskül. Karşı gelmek. Sakalından tutmak. Başak dikeni. Sakal.

Defy : Dayanmak. Karşı gelmek. Baş kaldırmak. Kafa tutmak. Küçümsemek. Dikelmek. Gücünü aşmak. Karşı koymak. Başkaldırmak.

Braved : Cesaretle karşılamak. Görkemli. Cesaret göstermek. Kızılderili savaşçı. Yiğit. Cesur. Cesaretle karşı koymak. Göğüs germek. Bahadır.

Dared : Riske girmek. Kalkışmak. Cesaretli. Cesaret etmek. Kafa tutmak (argo terim). Cüret etmek.

Challenge : Onur kupası yarışı. Zorlu iş veya görev. Kimlik sormak. Davet etmek. Hiçe saymak. Davet etmek (düello). Çoğunlukla, çifteker sporuna emeği geçmiş ya da yurda herhangi bir yolda yararlı olmuş kişileri anma ve yaşatma amacıyla düzenlenen çeşitli yarışlar. Havlamaya başlamak.

Dare : Yeltenmek. Cesaretlendirmek. Kafa tutmak (argo terim). Riske girmek. Cesaret etmek. Yürekli olma. Zorlamak. Kafa tutmak.

 

Braving : Göğüs germek. Cesaretle karşı koymak. Cesaret gösteren. Cesaret gösterme.

Defied : Karşı gelmek. Karşılaşmaya davet etmek. Karşı koymak. Gücünü aşmak. Küçümsemek. Dikelmek. Kafa tutmak. Baş kaldırmak. Dayanmak. Kışkırtmak.

Throw down the gauntlet synonyms : fling down the glove, brave, fling down the gauntlet, challenges, throw down the glove, beard, braves, dares, bearding, defying, defies, calling out, challenged.