Sakal nedir, Sakal ne demek

"Sakal" ile ilgili cümle

  • "Sakalı kır, yaşı elliyi aşkın fakat dinçti." - F. R. Atay

Yerel Türkçe anlamı:

Sakal, bk. sakkal

Tütün kamışlarına iki ya da üç yerden bağlanan ip, kırnap.

Sakal hakkında bilgiler

Sakal, genel olarak erkeklerin çene, yanak, boyun ve üst dudak kısımlarında büyüyen kıllara verilen ad. Erkeklerde ergenlik çağından itibaren gözlenmeye başlayan sakal, hirsutizm rahatsızlığı olan kadınlarda da görülebilmektedir.

Sakalın bazı dinlerde özel bir yeri vardır.

Yunan mitolojisinde Zeus ve Poseidon sürekli sakalla betimlenirken Apollo'nun hiçbir portresinde sakal bulunmamaktadır. Hermes ise MÖ 5. yüzyıla dek sakalla betimlenmiştir.

İslam inancında sakal bırakmak sünnettir.

Sakal ile ilgili Cümleler

  • Tom'un sakal bırakmaya başladığını fark ettim.
  • Sakal mı bırakmaya çalışıyorsun?
  • Sakal da bıraktık ama lafımızı gene dinleyen yok.
  • Köyümüzdeki tüm yaşlı erkeklerin uzun sakalları var.
  • Sakal tıraşı olacağım.
  • Ali sakallı adam.
  • O, düğün için sakalını kesti.
  • Onun sakalında bir kırıntı var.
  • Sakal uzatırsan Tom'a çok benzersin.
  • Sakal mı bırakıyorsun?
  • Ne sakalla, ne de hırkayla filozof olunur.
  • Sakal bırakmaya mı çalışıyorsun?
  • Sakal filozof yapmaz.
  • Ne sakalla filozof olunur, ne de hırkayla.
 

Sakal anlamı, kısaca tanımı:

Erkek : İnsan, hayvan ve bitkilerin dişiyi dölleyecek cinsten olanı. Koca. Yetişkin adam, bay, er kişi. Sözüne güvenilir, mert. Sert, kolay bükülmez. Sperma oluşturan organizma. Girintili ve çıkıntılı olarak bir çift oluşturan nesnelerden çıkıntılı olanı.

Yanak : Yüzün göz, kulak ve burun arasındaki bölümü. Lastik tekerlekli taşıtlarda lastiğin jant ile yere temas eden bölümü arasında kalan yan yüzeyi.

Çene : Köşe. Baş bodoslamasının omurga ile birleştiği yer, çarık. Canlılarda baş bölümünde yer alan, kemik veya kıkırdak ile desteklenen, altlı üstlü dişleri taşıyan ve ağzın kapanıp açılmasını sağlayan kasları üzerinde barındıran iki parçaya verilen ad. Mengene, kerpeten vb. araçların eşyayı sıkıştıran karşılıklı iki parçasından her biri. Çok konuşma huyu, gevezelik.

Sakal bırakmak : Sakalını tıraş etmeyip büyütmek.

Sakal oynatmaz : Ağızda eriyecek kadar olgunlaşmış (yemiş, yiyecek).

Sakalı bitmek : Bir iş sürüncemede kalmak.

Sakalı değirmende ağartmamak : Yıllar pek çok deneyim kazandırmış olmak.

Sakalı ele vermek : Başkasının sözünden çıkmayacak bir duruma düşmek.

Sakalı saydırmak : Saygınlıktan düşmek.

Sakalına ak düşmek : Sakalı ağarmaya başlamak, yaşlanmak.

Sakalım yok ki sözüm dinlensin : "ancak yaşlı kimselerin söz ve öğütleri dinlenir" anlamında kullanılan bir söz.

Sakalına gülmek : Ciddi gibi görünen sözlerle alay etmek.

 

Sakalına kar yağmak : Sakalı aklaşmaya başlamak.

Sakalına göre tarak vurmak : Birinin hoşlanacağı biçimde konuşmak veya davranmak.

Sakalının altına girmek : Yakınlık kurarak ona düşüncesini aşılamak.

Sakal fırçası : Sakalı taramak, düzeltmek için kullanılan fırça. Karinadaki yabancı maddeleri temizlemekte veya kazımakta kullanılan fırça.

Aksakal : Ermiş, evliya. Köyün veya mahallenin ihtiyar heyetinde olan kimse. Bir meslekte yaşça, kıdemce ileride ve yetenek bakımından üstün niteliğe sahip olan kimse, duayen.

Çatal sakal : Sakalı ortadan ikiye ayrılmış (kimse). Çatal biçiminde ikiye ayrılmış sakal.

Çember sakal : Yuvarlak bir biçimde kesilmiş sakal.

Değirmi sakal : Değirmi bir biçimde kesilmiş sakal.

Didon sakal : Yalnız çenede olan sivri sakal.

Kaba sakal : Gür ve geniş sakallı.

Keçi sakal : Sakalı yalnız çenede sivri ve seyrek olarak bulunan (kimse).

Köse sakal : Çok seyrek sakal.

Top sakal : Uzun ve gür sakalı alttan yusyuvarlak düzeltilip kesilmiş olan (kimse). Çene bölgesinde yusyuvarlak düzeltilip kesilmiş olan, uzun ve gür sakal.

Erkeçsakalı : Keçisakalı.

Keçisakalı : Gülgillerden, beyaz veya pembe çiçekli, bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen bir ağaççık, erkeçsakalı, çayırmelikesi (Spiraea aruncus). Ladengillerden, çayırlarda, nemli yerlerde yetişen, yaprakları mızraksı ve çizgili, çiçekleri mavimtırak veya mor renkte bir tür laden bitkisi, keçisedefi (Cistus creticus).

Tekesakalı : Birleşikgillerden, kökleri sebze olarak kullanılan otsu bir bitki (Tragopogon porrifolius).

Sakalı : Saka hastalığına tutulmuş.

Sakalık : Sakanın işi.

Sakallanma : Sakallanmak işi.

Sakallanmak : Sakalı çıkmak. Sakallı duruma gelmek.

Sakallı : Sakalı olan. Yaşı geçkin savaş tutsağı.

Sakallı kartal : İri vücutlu, güçlü ve gagası çengelli yırtıcı kuş (Gypaetus barbatus).

Sakallılık : Sakallı olma durumu.

Sakalsız : Sakalı olmayan.

Sakalsızlık : Sakalsız olma durumu.

Ak sakaldan yok sakala gelmek : Çok yaşlanıp iyice kuvvetten düşmek.

Ak sakallı : Yaşlı.

Aşağı tükürsem sakal yukarı tükürsem bıyık : İki karşıt ve aynı derecede sakıncalı durum karşısında karar verme zorluğunu anlatan bir söz.

Çember sakallı : Çember sakalı olan (kimse).

Didon sakallı : Yalnız çenesinde sivri sakalı olan, didona sakallı.

Didona sakallı : Didon sakallı.

Fırsat sakal altından geçer : "fırsatı yakalayabilmek için uygun zamanı kollamak gerekir" anlamında kullanılan bir söz.

Her gördüğü sakallıyı babası sanmak : Görünüşe aldanmak.

Her sakaldan bir tel çekseler köseye sakal olur : "herkes biraz fedakârlık etse bir yoksul perişanlıktan kurtulur" anlamında kullanılan bir söz.

Keçi sakallı : Keçi sakalı olan.

Keçi sakallılık : Keçi sakallı olma durumu.

Keçide de sakal var : "sakal, kişiye değer kazandırmaz" anlamında kullanılan bir söz.

Kösenin sakalı gibi : Her zaman olduğu gibi kalan, değişikliğe uğramayan.

Köseyle alay edenin top sakalı kara gerek : "başkasının eksikleriyle eğlenen kimsenin kendisi kusursuz olmalıdır" anlamında kullanılan bir söz.

Saçlı sakallı : Yaşlanmış (kimse).

Top sakallı : Top sakalı olan.

Yukarı tükürsem bıyık aşağı tükürsem sakal : Aşağı tükürsem sakal, yukarı tükürsem bıyık.

Yetişkin : Kanunların belirttiği belli bir yaşı aşmış, toplumsal sorumluluklarını bilme durumunda olan genç. Yetişmiş, olgunlaşmış. Beden, ruh ve duygu bakımlarından olgunluğa erişmiş olan (kimse). Gelişimin herhangi bir yönünde veya tümünde duraklama düzeyine erişmiş olan. Evlenme çağına gelmiş (kimse).

Hayvan : Akılsız, duygusuz, kaba, hoyrat (kimse). Kızılan bir kimseye söylenen bir söz. Duygu ve hareket yeteneği olan, içgüdüleriyle hareket eden canlı yaratık. At, eşek, katır gibi türlü hizmetlerde kullanılan yaratık.

Altın : Altından yapılmış sikke. Atom sayısı 79, atom ağırlığı 196,9 olan, 1064 °C'de eriyen, kolay işlenen, yüksek değerli, paslanmaz element, zer (simgesi Au). Bu elementten yapılmış. Üstün nitelikli, değerli.

Gemi : Su üstünde yüzen, insan ve yük taşımaya yarayan büyük taşıt, sefine.

Karina : Gemi teknesinin su içinde kalan bölümü. Gemi omurgası.

Yosun : Çoğu sularda, ağaç veya taşların üzerinde yetişen tallı bitkilerin ilkel yapıdaki örneklerine verilen genel ad.

Yapış : Yapma işi.

Genel : Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne). Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Bir genelleme sonucunda elde edilen. Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan.

Sakal başı göstermek : Kendini önemli kişi gibi göstermek.

Sakal bırakmak : sakalını tıraş etmeyip büyütmek. İlgili cümle: "“Yaşıtlarının hemen hepsi sakal koyuverdi.”" Y. Z. Ortaç.

Sakal likeni : (botanik)

Sakal sürüştürmek : Öpüşmek.

Sakalaçarpan : Hamur ile mercimek karıştırılarak yapılan yemek. İnce, uzun kesilip haşlanan hamur üstüne sarımsaklı yoğurt dökülerek yapılan bir çeşit mantı.

Sakalak : Mantar.

Sakalar : Kireç sandığı. Artvin şehrinde, Ortaköy nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Kastamonu şehri, İnebolu ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Mardin ilinde, Akıncı bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Van kenti, Gürpınar ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.

Sakalasarkan : Hamurdan kesme makarna.

Sakalbaşı : Araba tekerleğinde lobutun ağaç çembere girdiği yerde bulunan demir parçası. (Ortayazı *Senirkent -Isparta)

Sakalçürüten : Bir çeşit sulu şeftali.

Diğer dillerde Sakal anlamı nedir?

İngilizce'de Sakal ne demek? : [Sakal] n. beard, whiskers, beaver, fungus; barb, sharp hook-like projection

pref. pogono

Fransızca'da Sakal : barbe [la]

Almanca'da Sakal : n. Bart

Rusça'da Sakal : n. борода (F), бородка (F), усик (M)