Throw türkçesi Throw nedir
- Şal.
- Örtü.
- Alıcının merceği ile konu arasındaki uzaklık. göstericinin merceği ile görüntülük arasındaki uzaklık.
- [#fırlatma Fırlatmak].
- Yöneltmek.
- Atma.
- Çömlekçi çarkında çamura şekil verip bir eşya yapmak.
- Yere atmak (güreşçi veya at).
- Bir kırıkta, tavan ve taban kanatları arasındaki düşey yer değiştirme (kayma ölçüsü).
- İçinde yapmak (baraj vb nehrin).
- Atış.
- Atmak.
- Yer tabakasındaki çatlak.
- Düşürme.
- Kaçırmak.
- Uzaklık.
- Fırlatma.
- Çevirmek (sözü veya bakışı birine).
- Dikey atım.
- Madencilik, sinema, televizyon, jeoloji alanlarında kullanılır.
Throw ile ilgili cümleler
English: A good cook doesn't throw out yesterday's soup.
Turkish: İyi bir aşçı dünkü çorbayı atmaz.
English: Ali says he feels like he might throw up.
Turkish: Ali kusacak gibi hissettiğini söylüyor.
English: Ali asked Mary to throw the rotten apple into the garbage.
Turkish: Ali Mary'nin çürük elmayı çöpe atmasını rica etti.
English: Ali wants me to throw him a birthday party next Monday evening.
Turkish: Ali benim gelecek pazartesi akşamı onun için bir doğum günü partisi vermemi istiyor.
English: Ali asked me to throw him the ball.
Turkish: Ali topu ona atmamı istedi.
Throw ingilizcede ne demek, Throw nerede nasıl kullanılır?
Throw a banquet : Ziyafet vermek.
Throw a fight : Maçı bilerek kaybetmek. Maçı satmak.
Throw a firebomb : Yangın bombası fırlatmak. Molotof kokteyli fırlatmak. Bir patlayıcı madde fırlatmak.
Throw a fit : Aşırı sinirlenmek. Öfkelenmek. Çileden çıkmak. Canı sıkılmak. Tepesi atmak. Çok öfkelenmek. Sinirlenmek. Çılgına dönmek. Kriz geçirmek. Nöbeti tutmak.
Throw a game : (maçı veya müsabakayı) bilerek kaybetmek. Şike yapmak. Kasten yenilmek.
Throw a sop to : Önüne kemik atmak.
Throw a party : Davet vermek. Parti düzenlemek. Parti yapmak. Parti vermek.
Throw a spanner in the works : Faaliyetin durmasına sebep olmak. Pişmiş aşa su katmak. Tekere çomak sokmak. İçine etmek. Vitesleri durdurmak. İşlerin içine ingiliz anahratı atmak. İşin içine etmek. İşleri kösteklemek. Çarkına etmek. İşi bozmak.
Throw a spanner into the plans : Planı sabote etmek. Planların içine ingiliz anahtarı (veya somun) atmak. Planı berbat etmek.
Throw a monkey wrench into something : Birşeyin bozulmasına sebep olmak. Birşeyin içerisine ingiliz anahtarı atmak.
İngilizce Throw Türkçe anlamı, Throw eş anlamlısı
Sözcükler, direkt olarak Throw ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.
Get out : Defol. Çek git. Ayrılmak. Yayılmak. Çıkmak. Duyulmak. Çözümü bulmak. Ağızdan dökülmek. Sakınmak.
Hurtle : Hızla fırlatmak. Savurmak. Hızla hareket etmek. Fırlamak. Hızla uçurmak. Çarpmak. Hızla atmak. Son sürat gitmek. Kuvvetle uçurmak.
Mantillas : Başörtü. Kısa manto.
Exudes : Akıtmak. Sızdırmak. Terlemek. Sızmak. Akmak. Çıkarmak. Yaymak. Yayılmak. Sızıntı yapmak.
Destines : Nasip etmek. Kaderini önceden belirlemek. Kaderinde olmak. Ayırmak. Önceden belirlemek. Geleceğini önceden belirlemek.
Scarfed : Eşarp. Sürekli bir yüzey etkisi yaratmak için bir kaplama ile uyması için kesilmiş. Geçme yeri. Boyunbağı. Yuva. Geçirmek. Geçme. Atkı. İki ucu arasında bir birleşim yeri olan.
Bleed off : Boşaltmak. Kaçmak. Basınç. Boşaltma. Basınç boşalmak. Yük atma. Yük atmak. Gaz boşalmak.
Shawled : Başörtüsü. Eşarp takmak. Omuz atkısı. Atkı. Atkı takmak. Eşarp. Şal takmak.
Jettison : Atarak boşaltmak. Safra atma. Safra atmak. Ağırlık azaltma. (gemiyi hafifletmek için) denize yüke atıma. Ağırlık boşaltmak. Denize atmak (tehlike anında gemiyi hafifletmek için yükü). Gemi yükünün bir kısmının denize atılması. Yük boşaltımı. Başından savmak.
Toss : Sırtından atmak (at). Çekmek (kürek). Yavaş yavaş karıştırmak. Fırlatmak (yavaşça veya rasgele). Silkeleme. Saçmak (yavaşça veya rasgele). Çalkanmak. Sarsılmak.
Throw synonyms : deep six, flap down, cast aside, rollbacks, eliminating, skitter, bleed, heave, channel, juggle, cloths, inning, spacing, coating, catapulting, gunshot, caparison, catapult, pelts, shy, channelized, drive, jetting, throws, dampen, flick, hurling, shawl, pelt, interval, channelizes, cloak, firing.
Throw zıt anlamlı kelimeler, Throw kelime anlamı
Stand still : Hareket etmemek. Kımıldamadan durmak. Hareketsiz kalmak. Kıpırdamamak. Hareketsiz durmak. Kımıldamamak.
Disengage : Boşa almak. Çözmek. Kavramayı boşaltarak güç iletimini kesme işlemi. İlişkisini kesmek. Bağlantısını kesmek. Avaraya almak. Serbest bırakmak. Boşa alma. Kurtarmak. Kurtulmak.
Switch off : Bırakmak. Söndürmek. Akımı kesmek. Elektrik akımını kesmek. Düğmesini çevirerek elektrikli bir aygıtı kapatmak. (düğmeye basıp) söndürmek. Akım kesmek. (düğmeye basıp) kapatmak. Kapatmak.
Throw antonyms : switch on.
Throw ingilizce tanımı, definition of Throw
Throw kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To cast. While. Trice. Space of time. Moment. A cast. The act of hurling or flinging. Throe. Pain. To perform the act of throwing or casting. Distinguished from to toss, or to bowl. A driving or propelling from the hand or an engine. Specifically, to cast dice. Especially, pain of travail. Time. To fling, cast, or hurl with a certain whirling motion of the arm, to throw a ball.

Bu kısımda Throw kelimesinin türkçesi nedir? ingilizcede Throw ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik olarak hemen sorabilir, daha sonra kısaca ingilizce Throw anlamı, açılımı ya da türkçe kelime anlamı hakkında bilgiler verebilir veya dilerseniz Throw ile ilgili cümleler sözler yazılar ile ingilizce türkçe çeviri sözlük anlamları paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.