Beards türkçesi Beards nedir

  • Sakal.
  • Karşı gelmek.
  • Kılçık.
  • Püskül.
  • Sakalından tutmak.
  • Homoseksüel bir erkeğin cinsel tercihini saklamak amacıyla topluma romantik bir ilişki yaşıyormuş gibi gösterdiği kız.
  • Eşcinsel bir erkeğe onun öyle olmadığı izlenimini vermek için eşlik eden kadın.
  • Başak dikeni.
  • Meydan okumak.

Beards ile ilgili cümleler

English: How many of your friends have beards?
Turkish: Kaç tane arkadaşının sakalı var?

English: They had no beards, no hair and no eyebrows.
Turkish: Onların hiç sakalları, saçı ve kaşları yoktu.

English: All the old men in our village have long beards.
Turkish: Köyümüzdeki tüm yaşlı erkeklerin uzun sakalları var.

English: Even goats have beards.
Turkish: Keçilerin bile sakalı var.

Beards ingilizcede ne demek, Beards nerede nasıl kullanılır?

Beardsley : Minnesota eyaletinde şehir. Orijinal mükemmel siyah beyaz ve çoğunlukla kasvetli ve erotik çizim ver resimleriyle (oldukça bireysel ve tipik yeni sanat akımı tarzında) ünlü britanyalı bir çizer. Minnesota'da bir kasaba (abd). Bir soyadı. Aubrey vincent beardsley (1872-1898).

Graybeards : Beyaz veya ak sakkalı. İhtiyar adam. Üzerinde kardinal bellarmine'nin karikatürü bulunan taştan yapılmış içki sürahisi.

Full beard : Sakallı ve bıyıklı.

Grow a beard : Sakal bırakmak.

 

Spade beard : Üst kısmı çember şeklinde ve alt kısmı köşeli olan sakal. Köşeli uçları olan uzatılmış sakal.

Bearded man : Sakallı adam. Sakalı olan adam. Sakallı erkek.

Vandyke beard : Keçisakal. Vandyke sakalı. Vandayk sakallı. Keçi sakalı.

Bearded : Püsküllü. Çapaklı (mühendislik terimi). Sakallı.

Beardie : Sakallı. Sakallı kimse.

Beard : Meydan okumak. Püskül. Karşı gelmek. Homoseksüel bir erkeğin cinsel tercihini saklamak amacıyla topluma romantik bir ilişki yaşıyormuş gibi gösterdiği kız. Kılçık. Başak dikeni. Sakalından tutmak. Sakal. Eşcinsel bir erkeğe onun öyle olmadığı izlenimini vermek için eşlik eden kadın.

İngilizce Beards Türkçe anlamı, Beards eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Beards ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Face fungus : Yüz mantarı. (argo) bir erkeğin yüzündeki kıllar. Bıyık. Favoriler.

Argues : Kandırmak. Görüşmek. Münakaşa etmek. Çekişmek. İspatı olmak. Göstergesi olmak. İtiraz etmek. İkna etmek. -e alamet olmak.

Defies : Kışkırtmak. Gücünü aşmak. Küçümsemek. Dikelmek. Karşılaşmaya davet etmek. Dayanmak. Alnını karışlamak. Karşı koymak. Baş kaldırmak.

Braving : Cesaret gösterme. Cesaret gösteren. Göğüs germek. Cesaretle karşı koymak.

Dares : Cesaretlendirmek. Yeltenmek. Kalkışmak. Hodri meydan demek. Kafa tutmak. Kafa tutmak (argo terim). Cüret etmek. Cesaret etmek. Riske girmek.

Barbing : Çengel takmak. Olta çengeli. Mağrip atı. Diken. Uç. Olta kancası. İğneli söz. İğneleyici söz. Çengel.

Argue : Tartışmak. Görüşmek. Atışmak. Göstergesi olmak. -e belirti olmak. İkna etmek. İspatı olmak. Kanıtlamaya çalışmak. -e alamet olmak. Savunmak.

 

Braved : Cesaretle karşılamak. Göğüs germek. Kızılderili savaşçı. Bahadır. Görkemli. Yiğit. Cesaret göstermek. Cesaretle karşı koymak. Cesur.

Dare : Yürekli olma. Kalkışmak. Cesaretlendirmek. Kafa tutmak. Zorlamak. Riske girmek. Cüret etmek. Kafa tutmak (argo terim). Meydan okuma.

Thrummed : Saçak. Tıngırdatmak. İplik saçağı. Parmaklarıyla trampet çalmak. Saçak yapmak. Acemice çalmak. Patırdatmak. İplik döküntüsü. Saçak takmak.

Beards synonyms : crepis, genus crepis, hawk's beard, fish bone, braves, contravene, facial hair, bridles, tassel, awn, fishbone, bearding, defied, beavering, gill, tags, bridling, contravenes, fringes, lacinia, challenges, brave, fringe, breach, argued, wildflower, buck, beard, pompon, challenged, funguses, bone, barb.