Dares türkçesi Dares nedir

Dares ile ilgili cümleler

English: Tom dares not tell Mrs. White the truth.
Turkish: Tom, Bayan White'a gerçeği söylemeye cesaret edemedi.

English: No girl dares approach him.
Turkish: Hiçbir kız ona yaklaşmaya cesaret etmez.

English: No one dares to contradict his employer for fear of being fired.
Turkish: Kovulma korkusundan kimse işvereni ile çelişmeye cüret edemez.

Dares ingilizcede ne demek, Dares nerede nasıl kullanılır?

Daresay : Galiba. Söyleyebilmek. Tahmin etmek. Bir şeyin neredeyse kesin farz etmek. Zannetmek. Söylemeye cesaret etmek. Öyle olduğunu düşünmek.

I daresay : Sanırım.

Dare devil : Düşüncesizce davranan. Atak. Yiğit. (eylemler veya hareketler için söylenen) cüretkar ve tehlikeli. Cesur kimse. Maceraperest. Gözü pek. Atılgan.

Dare devilry : Yiğitlik. Gözüpeklik. Atılganlık.

Dare deviltry : Gözüpeklik. Atılganlık. Yiğitlik.

Daredevilry : Gözüpeklik.

I double dare you : Sen yap ben de yaparım. Sen yap ben de yaparim!. Yap da görelim.

Dare : Hodri meydan demek. Meydan okuma. Kafa tutmak (argo terim). Kalkışmak. Cesaretlendirmek. Meydan okumak. Yürekli olma. Kafa tutmak. Riske girmek. Zorlamak.

 

Dare to dream : Gerçeğin ötesinde düşünmeye cesareti olmak. Hayal etmeye cesaret etmek. Daha iyi bir gelecek için düşünmek.

Daredevil : Gözünü budaktan sakınmayan. Gözünü budaktan sakınmayan kişi. Gözünü çöpten sakınmaz kişi. Gözüpek kişi. Gözüpek kimse. Ölüm taklası. Cüretli kimse. Gözüpek. Gözünü budaktan sakınmaz kişi. Gözü pek kişi.

İngilizce Dares Türkçe anlamı, Dares eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Dares ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Challenge : Hiçe saymak. Soruşturmak. Karşı çıkmak. Düelloya davet etmek. Çoğunlukla, çifteker sporuna emeği geçmiş ya da yurda herhangi bir yolda yararlı olmuş kişileri anma ve yaşatma amacıyla düzenlenen çeşitli yarışlar. Havlamaya başlamak. Boy ölçüşmek. Zorlu iş veya görev.

Assayed : Ayar etmek. Tahlil etmek. Denemek. Yoklamak. Ayarlamak. Çözümlemek. Ayarını belirlemek. Değerli maden içermek. Analiz etmek.

Presume : Varsaymak. Kalkmak. Haddini aşmak. Farzetmek. Kabul etmek. Haddini bilmemek. İhtimal vermek. Farz etmek.

Stand up to : Dayanıklı olmak (bir şeye karşı). Karşı gelmek (birine). Cesaretle karşılmak. Karşı durmak. Göğüs germek. Yoğun biçimde direnmek. Dayanmak (bir şeye). Direnmek. Karşı koymak.

Cheerlead : Amigo lideri gibi hareket etmek. Amigoluk yapmak. Sevinç içerisindeki bir gruba liderlik etmek (genellikle bir spor olayında). Desteklemek. Alkışlamak.

Ventured : Riske atmak. Göze almak. Tehlikeye atmak.

Beard : Sakal. Eşcinsel bir erkeğe onun öyle olmadığı izlenimini vermek için eşlik eden kadın. Püskül. Karşı gelmek. Sakalından tutmak. Başak dikeni. Kılçık. Homoseksüel bir erkeğin cinsel tercihini saklamak amacıyla topluma romantik bir ilişki yaşıyormuş gibi gösterdiği kız.

 

Defied : Kışkırtmak. Karşı gelmek. Alnını karışlamak. Küçümsemek. Dikelmek. Baş kaldırmak. Gücünü aşmak. Dayanmak.

Take a chance : Rizikoyu göze almak. Şans yakalamak. Şansını kullanmak. Eline şans geçmek. Bir kere denemek. Denemek. Kendini riske atmak. Şansını denemek. Riski göze almak.

Embarks : Gemiye binmek. Uçağa binmek. Yüklenmek. Yolcu almak. Gemiye bindirmek. Girişmek. Atılmak. Yatırmak. Uçağa yüklemek. Uçağa bindirmek.

Dares synonyms : adventures, commit, bolster up, stumped, hazard, embarked, make bold, braves, have the face to, encourage, elevate, hazarded, chanced, bolster, try, stick up to, adventure oneself, take a crack at, comfort, brave, rise against, act, throw down the gauntlet, braved, opposes, presumes, strove, resist, braving, chance it, hazarding, essay, resisted.

Dares zıt anlamlı kelimeler, Dares kelime anlamı

Refrain : Frenlemek. Kendini tutmak. Çekinmek. Sakınmak. Alıkoymak. Geri durmak. Nakarat. Kaçınmak.