Beard türkçesi Beard nedir

  • Sakalından tutmak.
  • Kılçık.
  • Sakal.
  • Karşı gelmek.
  • Eşcinsel bir erkeğe onun öyle olmadığı izlenimini vermek için eşlik eden kadın.
  • Püskül.
  • Başak dikeni.
  • Homoseksüel bir erkeğin cinsel tercihini saklamak amacıyla topluma romantik bir ilişki yaşıyormuş gibi gösterdiği kız.
  • Meydan okumak.

Beard ile ilgili cümleler

English: Ali grew his beard so he'd look older.
Turkish: Ali sakalını uzatmış, bu yüzden daha yaşlı görünüyor.

English: Ali grew a beard over the summer break.
Turkish: Ali yaz tatili boyunca sakal bıraktı.

English: A beard doesn't make a philosopher, nor does wearing a cheap coat.
Turkish: Ne sakalla, ne de hırkayla filozof olunur.

English: Ali decided to try trimming his beard with a knife, but he wasn't very successful.
Turkish: Ali bir bıçakla sakalını düzeltmeyi denemeye karar verdi, fakat çok başarılı değildi.

English: Ali grew a beard over the summer.
Turkish: Ali Yaz boyunca sakal uzattı.

Beard ingilizcede ne demek, Beard nerede nasıl kullanılır?

Full beard : Sakallı ve bıyıklı.

Grow a beard : Sakal bırakmak.

Spade beard : Köşeli uçları olan uzatılmış sakal. Üst kısmı çember şeklinde ve alt kısmı köşeli olan sakal.

Stubbly beard : Kirli sakal. Az çıkmış sakal.

Vandyke beard : Keçisakal. Keçi sakalı. Vandayk sakallı. Vandyke sakalı.

 

Bearded man : Sakalı olan adam. Sakallı adam. Sakallı erkek.

Beards : Meydan okumak. Eşcinsel bir erkeğe onun öyle olmadığı izlenimini vermek için eşlik eden kadın. Sakal. Kılçık. Karşı gelmek. Sakalından tutmak. Başak dikeni. Homoseksüel bir erkeğin cinsel tercihini saklamak amacıyla topluma romantik bir ilişki yaşıyormuş gibi gösterdiği kız. Püskül.

Bearded : Çapaklı (mühendislik terimi). Püsküllü. Sakallı.

Beardless : Püskülsüz. Köse. Toy. Sakalsız. Tüysüz.

With a beard : Sakallı.

İngilizce Beard Türkçe anlamı, Beard eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Beard ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Challenged : Tartışmak (doğruluğunu). Hiçe saymak. Davet etmek (düello). Meydan okunmuş. Düelloya davet etmek. Boy ölçüşmek. Reddetmek (hakim veya jüriyi). Meydan okunan. Kafa tutmak (argo terim).

Defies : Alnını karışlamak. Dayanmak. Kafa tutmak. Gücünü aşmak. Kışkırtmak. Dikelmek. Küçümsemek. Baş kaldırmak. Karşılaşmaya davet etmek.

Bridled : Frenlemek. Başkaldırmak. Zaptetmek. Gem vurmak. Dizginlemek. Dizginlenmiş.

Gilling : Solungaç. Sevgili. Çene altı. Derin ve ağaçlı dere. Gidiş. Kulak. Çeyrek pint. Sarkık yanak. Mantarın alt kısmı.

Rim : Tekerlek lastiğinin içine oturduğu oluk biçiminde metal bölüm. Jant. Ağız. Yaka. Çıkıntı. İspit. Kenar geçirmek. Kenar. Kasnak. Çember geçirmek.

Barbing : Olta kancası. Uç. Çengel. İğneli söz. Olta çengeli. Mağrip atı. İğneleyici söz. Diken. Çengel takmak.

Pompon : Ponpon. Toparlak püskül. Yıldızçiçeği türünden çiçek.

 

Whiskers : Bıyık. (hayvanlardaki) bıyık. (saç) favori. Favori. Favoriler. Bıyık (kedi vb hayvanlara ait). Kristal flaman.

Argues : İtiraz etmek. İkna etmek. Kandırmak. -e belirti olmak. Belli etmek. Tartışmak. Görüşmek. İleri sürmek. Savunmak.

Vandyke beard : Vandyke sakalı. Vandayk sakallı. Keçisakal. Keçi sakalı.

Beard synonyms : human face, attilio, imperial beard, soul patch, man's body, adult male body, dare, fish bone, tassel, fishbone, awns, tag, imperial, contravenes, goatee, thrummed, bridling, defy, beavers, coma, arguing, comas, challenges, braved, beaver, fringe, dares, fringes, brave, challenge, bridles, wattle, stubble.

Beard ingilizce tanımı, definition of Beard

Beard kelimesinin İngilizce - İngilizce çevirisi (English to English) : To seize, pluck, or pull the beard of (a man), in anger or contempt. The hair that grows on the chin, lips, and adjacent parts of the human face, chiefly of male adults. To take by the beard.