Sünetlemek nedir, Sünetlemek ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

Yeni dikilen bağın gereksiz sürgünlerini ilk kez budamak.

Tabaktaki yemeğin tümünü bitirmek : Sahanda yimek galmasın sünetliyiver.

Birbiri içine girecek tahta parçalarını düzeltmek, rendelemek : Masanın ayaklarını sü-netlemedik henüz.

Sünetlemek tanımı, anlamı

Sünet : Ağaç nesnelerde tahtaların birbirine girerek tutturulduğu yerler. Genç asma ve fidanların gövdelerindeki dibe yakın gereksiz sürgünlerini ilk kez budama işlemi : Bu yıl çalı dikmelerinin sünet vaktıdır, üç yaşına girdiler. Sünnet. Su borularının birleşme kısımları. (Çukurören Güdül Ankara). Erkek menteşenin, kancık menteşeye girdiği kısım. (Akçaşar Yalvaç Isparta)

Süne : Yarım kanatlılardan, yumurtalarını ekin yapraklarına bırakan, esmer renkli, zararlı bir böcek (Eurigaster integriceps).

Rendelemek : Rende ile pürüzlerini gidermek, istenilen biçimi vermek. Rende ile ufak parçalara ayırmak.

Rendeleme : Rendelemek işi.

Düzeltmek : Düzgün duruma getirmek. Bozukluğunu gidermek, onarmak. Yanlıştan kurtarmak, tashih etmek.

Düzeltme : Düzeltmek işi, tashih. Düzelti. Daha iyi duruma getirmek için yapılmış olan değişiklik, ıslahat, reform.

Gereksiz : Gereği olmayan, yararsız, lüzumsuz. Boş yere.

Bitirmek : Bitmesini sağlamak, sona erdirmek, tüketmek, tamamlamak, sonuçlandırmak. Onulmaz duruma getirmek, mahvetmek. Güçsüz düşürmek, bitkin duruma getirmek, yormak.

 

Birbiri : Karşılıklı olarak bir diğeri.

Bitirme : Bitirmek işi.

Budamak : Daha çok ürün almak veya düzgün bir biçim vermek amacıyla ağaç, asma vb.nin dallarını kesmek, kısaltmak. Bir şeyi eksiltmek, azaltmak. Güreşte rakibinin ayaklarını bir ayak oyunu veya vuruşu ile yerden kesmek. Yeni filiz sürmesi için bir bitkinin dallarını kesmek.

Parçal : Kesinti, ulak. Kalan, faiz: Niye paranın parçalını alıyı?.

Birbir : Yabancı olmayan, akraba, yakın. Akraba, yakın.

Sürgün : Ceza olarak belli bir yerin dışında veya belli bir yerde oturtulan kimse. Filiz. İshal. Bir kimsenin sürüldüğü yer. Sürülme işi, nefiy.

Budama : Budamak işi.

Tahta : Çeşitli işlerde kullanılmak üzere düz, enlice, uzun ve az kalın biçimde işlenmiş ağaç parçası. Bu ağaçtan yapılmış. Çimlenen tohumlar için bahçede hazırlanan uzun tarh. Bu malzemeden oluşmuş yüzey, döşeme, ağaç. Sebze bahçelerinde ayrılan küçük yer. Kara tahta.

Tabak : Yiyecek koymaya yarar, az derin ve yayvan kap. Sepici. Bu kabın alacağı miktarda olan.

Tümün : Hep, bütün.

Yimek : Yemek. Rüşvet almak. Yemek (bk. yemek). Yemek, bk. yimah. Bir şey yemek. Yığmak.

Diğer dillerde Süneklik anlamı nedir?

İngilizce'de Süneklik ne demek ? : ductility