Sağaltı nedir, Sağaltı ne demek
Yerel Türkçe'deki anlamı:
Süt.
[Bakınız: sağın].
Süt.
Süt veren, sağılan hayvan.
Sağaltı kısaca anlamı, tanımı
Sağa : Saha, alan. Sana (II. teklik şahıs zamiri yaklaşma ve bulunma hâli)
Anlatımsal sağaltım : Ruhsal hastalıkları ortaya çıkaran bilinçaltı karmaşalarının adım adım çözümünde müzik, oyun ve sahne çalışmaları gibi anlatımsal etkinliklerden yararlanan sağaltım.
Boşalma sağaltımı : Sağaltımcının gözetimi altında, hastaya saldırgan ve kırıcı eğilimlerini kolaylıkla açığa vurma olanağı vererek, ona rahatlık ve uyum kazandırma.
Davranış sağaltımı : Görüşülen ya da sorunları olan kişide davranış değişikliği yaratmayı amaçlayan sağaltıcı görüşme yordamı.
Dinsel gözdeğme sağaltımı : Göz değdiğine inanılan hastanın başucunda dua okuma, yastığının altına Kuran koyma ya da hastaya dualı su içirme gibi sağaltma türlerinden her biri. bk. gözdeğmesinden korunma, karşılığı gözdeğme sağaltımı, ilaçla gözdeğmesi sağaltımı.
Eğitsel sağaltım : Öğrencilerin örgensel ya da görevsel bozuklukları yüzünden ortaya çıkan eğitim sorunlarını düzeltmek ve gidermek için alınan önlemler.
Elektrik sarsıntısı sağaltımı : Ruh hastalıklarında, beyinden çok kısa süreli yüksek elektrik akımı geçirerek, hastayı iyileştirmeye çalışma.
Etkin küme sağaltımı : Topluma uyumu kolaylaştırmak ve sağaltıma yardımcı olmak için dikkatle düzenlenmiş toplu etkinliklere girilmesini sağlamak.
Etkin sağaltım : Sağaltım anında sağaltımcının sorular sorarak, öğütleyerek, hastanın davranışlarını etkileyip yönetmeğe çalışarak sağaltım yapması.
Gözdeğme sağaltımı : Gözdeğmeye uğrayan kişiyi sağaltmak amacıyla başvurulan uygulamaların tümü. bk. büyülü gözdeğme sağaltımı, dinsel gözdeğme sağaltımı, ilaçla gözdeğme sağaltımı.
Güdümsüz sağaltım : Hastanın gizil kaynaklarını harekete geçirerek ona kendi sorunlarını çözme yollarını buldurmak biçimindeki sağaltım.
Halk sağaltıcılığı : Halkın, sayrılıkların nedenleri, belirtileri, süreleri konusundaki görüş ve inanışlarıyla sayrılıkları geçirmek ve onları sağaltmak için kullandıkları yöresel ilâçların, büyüsel ve geleneksel işlemlerin, uygulamaların tümü.
İlaçla gözdeğmesi sağaltımı : Gözdeğmesine uğramış hastaya su, üzerlik ya da çöreotu suyu içirme yoluyla yapılan bir tür sağaltım, bk. gözdeğmesinden korunma, karşılığı büyülü gözdeğmesi sağaltımı, dinsel gözdeğme sağaltımı.
Kanla sağaltım : Hastaları kanla yıkama ya da ağrıyan organların üzerine kan sürme biçiminde yapılan halk sağaltımı.
Kitapla sağaltım : Tıpta ve ruhsal sağaltımda seçme okuma parçalar kullanarak iyileştirme yöntemi. Belli konulara yönetilmiş okumayla kişisel sorunların çözümlenmesine yardım etme yöntemi.
Konuşma sağaltımı : Konuşma bozukluklarının türlü yol ve yöntemlerle düzeltilmesi işi.
Küme sağaltımı : Ruhsal sağaltım gerektiren kişileri aynı yer ve zamanda tek bir kişinin sağaltması.
Ortam sağaltımı : Ruh hastalıkları ve uyumsuzluklarda sağaltım için kişinin yakın çevresinde önemli birtakım düzeltme ve değişiklikler yapma.
Oyunla sağaltım : Çocukta çatışma ve engellenmelerin yol açtığı uyum ya da davranış bozukluklarını oyun etkinlikleriyle azaltıp giderme.
Ruhsal sağaltım : Davranışta görülen uyumsuzluk ya da bozuklukların türlü yöntem ve tekniklerle düzeltilmesi.
Ruhsal sağaltımcı : Ruh hastalıklarını sağaltmak için gerekli yeterliği edinmiş olan uzman.
Sağaltıcı doz : Etkili doz.
Sağaltıcı görüşme : Bir bireyin ya da toplumsal kümenin sayrılıklarını, uyumsuzluklarını gidermek ve onları sağlığına, toplumsal uyuma kavuşturmak amacıyla yapılan görüşme, bk. özesağaltıcı görüşme.
Sağaltıcılık : Sağaltıcı olma durumu.
Sağaltım oyunu : Cin, şeytan, kötü ruh gibi görünmeyen güçlerle kutyasakları dinlememe, dinsel görevleri yerine getirmeme gibi eylemlerin yol açtığına inanılan hastalıkları sağaltmak amacıyla yapılan, içinde şaman, büyücü, din adamı gibi bireylerle dinsel, büyüsel ve geleneksel uygulamalardan bir ya da birkaçının bulunduğu halk oyunu türü. bk. cin, şeytan, din, kutyasak, hoca. karşılığı göbek oyunu.
Sağaltımcı : Ruhsal sağaltım tekniklerinde yeterlik edinmiş olan uzman.
Sarsıntı sağaltımı : Çıldırıya tutulanları, insülin, kardiyozol gibi ilâçları yüksek dozda iğneleyerek ya da beyinden yüksek voltajlı elektrik geçirerek sağaltmaya çalışma.
Sulandırma sağaltımı : Kişiyi, kötü davranış ya da yetersizliğin herkeste görülen bir şey olduğuna inandırarak suçluluk duygusundan kurtarma.
Uğraşı sağaltımı : Beden ya da ruh hastalığına tutulanları, ilgi ve yeteneklerine uygun işlerde çalışmaya yönelterek iyileştirmeyi amaçlayan sağaltım.
Uyutumla sağaltım : Ruh hastalıklarının sağaltımında deneği uyutarak bilinçaltındaki çatışma ve karmaşaları kavrama ve çözümleme işi.
Yorumcu sağaltım : Hastanın çatışmalarını sözlü olarak belirtmesine, bunların simgesel anlamlarını kavramasına ve bu süreç yolu ile sorunlarını çözmesine sağaltımcının yardımcı olduğu bir sağıtım yolu.
Sağaltıcı : Tedavici.
Sağaltım : Sağaltma işi, tedavi. Bir hastalığı yenecek etkenleri ve bu etkenlerin kullanılma yöntemlerini bularak hastanın sıkıntılarını giderme, iyi etme işi, terapi.
Diğer dillerde Sağaçık anlamı nedir?
İngilizce'de Sağaçık ne demek ? : outside _right

Bu kısımda Sağaltı nedir? Sağaltı ne demek? gibi ya da benzeri soruları üye olmadan pratik bir biçimde hemen sorabilir, daha sonra kısaca Sağaltı tanımı, açılımı, kelime anlamı hakkında ansiklopedik bilgi verebilir veya dilerseniz Sağaltı hakkında sözler yazılar ile ingilizce veya almanca sözlük anlamı paylaşabilir, diğer web sitelerinden de birçok kaynaklar sunabilirsiniz. Spam veya çok kısa yazılan mesajlar yayınlanmayacaktır.