Saddles türkçesi Saddles nedir

Saddles ile ilgili cümleler

English: Tom favorite saying is "You can't put two saddles on one horse."
Turkish: Tom'un favori sözü "Bir ata iki eyer takamazsın."

Saddles ingilizcede ne demek, Saddles nerede nasıl kullanılır?

Packsaddles : Semer.

Sidesaddles : Kadın eyeri. Atayan binmeye yarayan eyer.

Unsaddles : Eyerini çıkarmak. Attan düşürmek.

Saddle a person with a task : Herkese bir görev vermek. Bir kimsenin sırtına bir görev yüklemek. Bir kimseye bir görev vermek. Bir görevi bir kimseye devretmek.

Saddle backed : Eşeksırtı. Beli çökük.

Saddle bag : Hurç.

Saddle embolus : Binici embolus. Ataraamarların dallanma yerlerinde takılı kalan, eyer görünümündeki embolus.

Saddle key : Bindirme kama.

Saddle joint : Yüzeylerinden biri konkav diğeri konveks olan eklem. Sırtlı kenet.

Saddle boil : Eyer çıbanı. Atlarda staphlococcus aureus’a bağlı olarak eyer altında oluşan, genellikle tımarlama hatasından kaynaklanan furunkul veya çıban oluşumuyla belirgin deri yangısı, eyer kabuğu.

İngilizce Saddles Türkçe anlamı, Saddles eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Saddles ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Saddlebow : Eyerin kemerli veya kavisli uç kısmı. Eyerin önünden yukarı doğru uzanan tutamak. Eyerkaşı. Eyer topuzu.

 

Saddle : Kaltak (eyer). Yatak kovanı. Eyer. Sele. Yastık. Telli çalgılarda telin gövdeyle temasını sağlamak amacıyla köprü üzerine yerleştirilen ve çalgının türüne bağlı olarak her tel için ayrı ayrı veya tüm teller için tek parça olabilen bileşen. Semer.

Ascribe : Vermek. -e yormak. İsnat etmek. Yakıştırmak. Hamletmek. Üstüne atmak. Yormak. Ayırmak. Atfetmek.

Downstream load : Aşağı akım yükü. Ana sistemden uçbirime veri akışı yükü. Aşağı yüklemek.

Burden : Yük. Sorumluluk. Yüklenmek. Sıkıntı çektirmek. Ağır yük. Yük taşıma. Sıkıntı vermek. Zorunluluk.

Ascribes : Vermek. -e yormak. Atfetmek. Yormak. Hamletmek. İsnat etmek. Yakıştırmak. Üstüne atmak. Ayırmak.

Seat : Ata oturuş biçimi. Oturacak yer. Oturtmak. Sinema salonundaki oturulacak yerlerden her biri. Mevki. Yerleştirmek. Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Koltuk. Yuvasına oturtmak. ...kişilik oturma kapasitesi olmak.

Burdened : Tahmil edilmiş. Yüklenmiş. Yüklü.

Burthen : Külfet. Yüklenmek. Sıkmak. Bir yük koyarak ağırlaştırmak. Nakarat. Ağırlaştırmak. Ana fikir. Yük. Mesuliyet.

Saddles synonyms : english cavalry saddle, stock saddle, western saddle, english saddle, weight down, burdens, sidesaddle, burdening, girthing, downloaded, girths, girth, cantle, embarked, girthed, stirrup iron, downloads, packsaddle, weight, ascribed, saddling, charge, stirrup, burthens, embark, pommel, download.

Saddles zıt anlamlı kelimeler, Saddles kelime anlamı

Unburden : Ferahlamak. Açmak. Rahatlatmak (vicdan). İçini boşaltmak. Derdini açmak. (vicdan vb) rahatlatmak. Derdini dökmek. Yükten kurtarmak. İtiraf etmek.

Gladden : Memnun etmek. Sevindirmek. Mutlu etmek. Sevinmek.

Lighten : Parlamak. Neşelendirmek. Işık saçmak. Hafiflemek. Parlatmak. Şimşek çakmak. Rengini açmak. Aydınlatmak. Yükü azalmak. Rahatlatmak.