Salted türkçesi Salted nedir

Salted ile ilgili cümleler

English: Maria salted the meat.
Turkish: Maria eti tuzladı.

English: Is it true you love salted coffee?
Turkish: Tuzlu kahveyi sevdiğin doğru mu?

English: Do you have dried salted beef?
Turkish: Kurutulmuş tuzlanmış sığır etin var mı?

English: You salted the meat.
Turkish: Sen eti tuzladın.

English: Ali salted his egg.
Turkish: Ali yumurtasını tuzladı.

Salted ingilizcede ne demek, Salted nerede nasıl kullanılır?

Salted cheese : Sıcak süt ve yalın ve kuru tuzdan üretilen sert peynir. Tuzlu peynir. Tuzlanmış peynir.

Salted dried : Kuru tuzlamayla kurutma. Kurutma teknolojisinin, tuzlama teknolojisiyle kombine uygulandığı bir teknoloji olup bu tip kurutma uygulamasında diğer metotlara göre tuz kullanılmasından dolayı ürün daha dayanıklı olmakta ayrıca tuzun olgunlaştırma etkisinden dolayı balıkta değişik aromaların oluştuğu işleme yöntemi.

Salted fish : Salamura balık.

Pinking in salted fish : Tuzlanmış balıklarda halofil bakterilerin neden olduğu pembeleşme olarak görülen bozulma, pembeleşme, pinking. Tuzlanmış balıklarda pembeleşme.

Dry salted : Balığın üzerine kuru tuz serpilerek osmoz aktivitesiyle tuzun ete geçmesi ve suyun dışarı alınması sonucu yoğun tuz çözeltisinde muhafaza yöntemi. Kuru tuzlama.

 

Unsalted : Tuzsuz. Tuzlanmamış. Tuz konulmamış.

Desalter : Tuz giderici. Tuz giderici cihaz (genellikle deniz suyundan). Tuzsuzlaştıran. Tuzdan arındırma cihazı. Tuz alan alet.

Desalted : Tuzu alınmış veya giderilmiş. Tuzlarından arındırılması. Tuzdan arındırmak. Tuzunu almak. Tuzsuzlaştırmak. Tuzunu gidermek (genellikle deniz suyunu).

Dry salter : Kurutulmuş yiyecekler.

Drysaltery : Bu satıcının işi. Bir kumaş ve kimyasal madde satıcısının sattığı mallar.

İngilizce Salted Türkçe anlamı, Salted eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Salted ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Salty : Esprili. Açık saçık. Keskin.

Salt : Tuz koymak. Bir asit hidrojenlerinin tümü, ya da bir bölümü metal ya da köklerle yer değiştirdiğinde oluşan bileşik. nacı; sodyum klorüre halk dilinde verilen ad. Heyecan katmak. Tat tuz. Salt. Kimya, madencilik, veterinerlik alanlarında kullanılır. İlginçleştirmek. Çeşni. Heyecan verici şey. Tuz.

Briniest : Salamuraya ait. Çok tuzlu. Salamuralı.

Salines : Tuzlu pınar. Tuz madeni. Tuzla. Tuz gibi. Maden tuzu. Saline. Maden tuzlu ilaç. Tuz niteliğindeki. Tuzlu bataklık.

Salt solution : Tuz çözeltisi. Tuz solüsyonu. Tuzlu eriyik.

Brines : Turşu suyu. Deniz suyu. Deniz. Salamura suyu. Tuzlu su. Okyanus.

Corned : Salamurada saklanan.

Pickled : Yüzeyi asitle temizlenmiş. Dut gibi. Turşusu yapılmış. Turşu olmuş. Salamuralanmış. Paklanık. Turşu haline getirilmiş (sebze veya meyve). Matiz. Dekape.

Pricey : Kazık marka. Pahalı.

Preserved : Muhafaza etmek. Masun. Korumak. Korunan. Konserve yapmak. Korunmuş.

Salted synonyms : salt cured, brine cured, brine, brinier, brinish, souse, saline, pricy, saltier, vell, saltiest, saliferous, in salt, briny, brackish.

Salted zıt anlamlı kelimeler, Salted kelime anlamı

Fresh : Hayat dolu. Serinlik. Yeni. Arsız. Taze. Dinç. Giyilmemiş. Temiz. Taravet. Körpe.