Salters türkçesi Salters nedir

  • Tuzlayıcı.
  • Tuz üreticisi ya da satıcısı.

Salters ingilizcede ne demek, Salters nerede nasıl kullanılır?

Desalters : Tuz alan alet. Tuzsuzlaştıran. Tuz giderici cihaz (genellikle deniz suyundan). Tuzdan arındırma cihazı. Tuz giderici.

Psalters : Zebur. Mezmurlar kitabı.

Salter harris fracture classification : Büyüme çağındaki köpeklerde ve özellikle 3-11 aylık gelişme döneminde uzun bacak kemiklerinin üst ve alt epifizer bölgesinde rastlanan kırıklar, kısaca eklem içi ve ekleme yakın kırıklar için kullanılan sınıflandırma tipi. Salter-harris kırık sınıflandırması.

Dry salter : Kurutulmuş yiyecekler.

Salter : Tuz üreticisi ya da satıcısı. Tuzlayıcı.

Salted : Tuzlu. Salamura. Tuzlanmış.

Drysaltery : Bir kumaş ve kimyasal madde satıcısının sattığı mallar. Bu satıcının işi.

Saltern : Tuz fabrikası. Tuzla.

Desalter : Tuz giderici cihaz (genellikle deniz suyundan). Tuzdan arındırma cihazı. Tuz giderici. Tuz alan alet. Tuzsuzlaştıran.

Salted cheese : Sıcak süt ve yalın ve kuru tuzdan üretilen sert peynir. Tuzlanmış peynir. Tuzlu peynir.

İngilizce Salters Türkçe anlamı, Salters eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Salters ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

 

Envenom : Kızıştırmak. Zehir katmak. Aşılamak. Dolduruşa getirmek. Zehirlemek. Kin aşılamak. Bozmak.

Invert : Sırasını değiştirmek. Homoseksüel. Tersini çevirmek. Evirmek. Tersyüz etmek. Evirtmek. Ters şey. Evirme. Alt-üst çevirmek.

Allegorise : Kinaye etmek. Bir hikayeyi alegorik bir şekilde anlatmak. Bir şeyi alegoriye dönüştürmek (ayrıca allegorize). Kinaye yapmak. Alegori biçiminde yorumlamak. Kinaye yazmak.

Set up : Durdurmak. Kurmak. Açıklamak. Kırmak (rekor). Yerleştirmek. Aday göstermek. İşe girmek. Gevşek dokulu ve daha çok göstermeci nitelikteki oyunda, başka oyunlardan ya da sahnelerden alınmış çeşitli yerleri, durumları, kişileri, belgeleri, film ve diyaları uyumlu bir biçimde birleştirmek. Tuzak kurmak.

Scramble : Yumurtanın akıyla sarısını karıştırarak pişirmek. Tırmanma. Kapışma. Yağda pişirmek. Çırpmak (yumurta). Çekişme. Acele havalanmak. Bir yayında isteyerek yapılan karışma. (yayını bozmak amacıyla yapılır). Sürünerek ilerlemek. Çırpmak (yum.).

Commercialize : Pazarlamak. Ticarete dökmek. Bir şeyi finansal kazanç için sömürmek. Ticaret aracı yaparak bayağılaştırmak. Ticarileştirmek. Ticarileşmek. Daha fazla kar elde etmek için kaliteyi düşürmek (ayrıca commercialise).

Etiolate : Soldurmak. Sarartıp soldurmak. Işıksızlıktan solmak. Işıksızlıktan sarartmak.

Subtilize : Seyreltmek. İncelmek. İnceltmek. İnce farklara dikkat etmek.

Womanize : Kadın peşinde dolaşmak.

Clarify : Açıklık getirmek. Arıtmak. Aydınlatmak. Açıklanmak. Açıklamak. Anlaşılır olmak. Aydınlanmak.

Salters synonyms : arterialise, etherialise, uniformize, bolshevize, conventionalise, sensibilize, animise, bolshevise, colourize, acetylize, constitutionalise, color in, renormalise, unsanctify, acetylise, domesticise, devilise, automatise, plump out, mythologise, make grow, devilize, deodourise, colour in, isomerise, digitalise, symmetrise, intransitivize, paganise, opalize, sensify, professionalise, lifehack.

 

Salters zıt anlamlı kelimeler, Salters kelime anlamı

Decelerate : Yavaşlamak. Yavaşlatmak. Hız kesmek. Hızı azalmak. Hız azaltmak.

Dissimilate : Farklılaştırmak. Farklı yapmak. Farklı sesler çıkarmak. Farklılaşmak. Bir kelimede birbiriyle ilgili iki sesi atlamak (sesbilim). Farklı olmak.

Focus : Odak ayarı yapmak. İlgi merkezi. Merkez çekit. Odak. Depremin yer içinde başladığı nokta. Odağı ayarlamak. Odağa getirmek. Bilgisayar, fizik, uzay, sinema, televizyon, veterinerlik, jeoloji alanlarında kullanılır. Odaklamak. Odaklama.

Salters antonyms : orientalise, denationalise, odourise, deconcentrate, de iodinate, demulsify, de ionate, detransitivize, personalise, occidentalise, complicate, tire, brighten, destabilize, better, wet, odorize, nationalize, transitivize, demythologize, stabilise, awaken, cool, stiffen, stabilize, depersonalise, assimilate, decrease, centralize, activate, deoxidise, desensitize, accelerate, decontaminate, occidentalize, worsen, orientalize, increase, beautify, decentralise, dirty, dehydrogenate, hydrogenate, personalize, clarify, emulsify, concentrate, magnetise, dry, deoxidize, qualify, invalidate, dehumanize, inactivate, sensitize, sharpen, sensitise, strengthen, scramble, inflate, empty, decentralize, enable, demilitarise, heat, dull, darken, demilitarize, discolor, thin, centralise, clutter, magnetize, naturalize, loosen, rejuvenate, destabilise, depersonalize, nationalise, cause to sleep, denationalize, unstring, weaken, demagnetise, fill, quieten, begin, clean, deflate, simplify, wrong, disable, discharge, validate, tune, denazify, demagnetize, denaturalize, unscramble, mythologize, order, let out, diversify, take in.