Sanay nedir, Sanay ne demek

Sanay; İsim olarak kullanılan bir sözcüktür.

Sanay isminin anlamı, Sanay ne demek:

Ay gibi güzel, ayı anımsatacak kadar güzel. Sanay ismi; Türkçe kökenli olup bir Erkek ismidir.

Sanay ile ilgili Cümleler

  • Sanayi devrimi bizim ülkede tam manasıyla gerçekleşmedi.
  • Sanayinin büyüme hızına şaşırdım.
  • Bilgisayar sanayinde çalışan iki erkek kardeşi var.
  • Ülke çok hızlı sanayileşti.
  • Bir sanayi adamı hayatta başarılı olacaktır.
  • Sanayi devrimi İngiltere'de başladı.
  • Petrol,Japon sanayinin gelişiminde önemli bir rol oynadı.
  • Bu şehir çelik sanayiinin merkezi.
  • Sanayileşme çoğu kez kirlilikle birlikte gider.
  • Sanayi Devrimi ilk defa İngiltere'de ortaya çıkmıştır.
  • Sanayi hızla büyüyordu.
  • Önce tarım toplumunu sonra sanayi toplumunu oluşturmak daha mantıklı değil miydi?
  • Bölgenin sanayileşmesi çevresel tahribatı önlemek için çok dikkatli yapılmalıdır.

Sanay anlamı, tanımı

Sana : Sen zamirinin yönelme durumu eki almış biçimi

Ana sanayi : Kendi imalat programına aldıkları belirli ürün, parça ve hizmetleri üreten ve ayrıca üretim maliyetlerinin yüksek olması, teknolojilerinin veya kapasitelerinin yetersiz kalması gibi nedenlerle kendi imalat programlarına alamadıkları belirli ürün, parça ve hizmetleri yan sanayiden tedarik ederek sonul mal üreten büyük ölçekli işletmelerden oluşan sanayi.

 

Avrupa ticaret ve sanayi odaları birliği : Rekabetçi, genişletilmiş bir Avrupa Birliği hedefiyle üyesi olan girişimcileri desteklemek ve güçlendirmek, küçük ve orta boy işletmeleri özendirmek, rekabette adaleti sağlamak, yasal ve fiziksel çevreyi eniyi duruma getirerek kârlılığı artırmak amacıyla oluşturulmuş ve üyelerin projelere katılımını geliştirmek ve aralarındaki bilgi akışını sağlayacak bir ağ gibi çalışan, 1958 yılında kurulan ve 45 ülkedeki 2000 odaya bağlı milyonlarca işletmenin üye olduğu merkezi Brüksel’de olan örgüt.

Devlet sanayi ofisi : Devletin ya tek başına ya da özel kesimle ortak olarak oluşturduğu sınai tesislerle imalat sanayinin kuruluşu ve gelişiminde öncü rol oynaması amacıyla 1932 yılında kurulan ve daha sonra yerini Sümerbank’a bırakan kurum.

Emek yoğun sanayi : Üretim sürecinde girdi olarak sermayeye oranla emeğin daha fazla kullanıldığı, diğer bir deyişle emek yoğun teknolojinin kullanıldığı sanayi. karşılığı sermaye yoğun sanayi.

Geleneksel sanayi : Üretimin, küçük imalathanelerde ve tarım işletmelerinde, emek yoğun teknikle, basit makine ve aletler kullanılarak gerçekleştirildiği sanayi.

İkinci beş yıllık sanayi planı : Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı’nın aksine, daha çok aramalı üretimine yönelik sanayi dallarında yatırımların programa bağlanması amacıyla 1936 yılında hazırlanan ancak İkinci Dünya Savaşı nedeniyle uygulamaya konulamamış plan.

İkinci sanayi devrimi : 1871-1914 yılları arasında kimya alanındaki gelişmelere bağlı olarak içten patlamalı motorların bulunuşu ve sanayiye uygulanmasıyla başlayan, çelik, elektrik ve petrol sanayileri ile haberleşme, ulaştırma ve tıp alanında yaşanan köklü değişimler.

 

İmalat dışı sanayi : Sanayi kesiminin imalat sanayi dışındaki enerji ve madencilikten oluşan alt kesimi.

İmalat sanayi : Sanayi kesiminin enerji ve madencilik dışındaki imalat yapan alt kesimi.

İstanbul sanayi odası : Üyelerinin ve Türk sanayisinin mevcut veya gelecekteki gereksinimlerini; bilgilendirme, eğitim ve danışmanlık hizmetleri aracılığıyla karşılayarak, ülke ekonomisi ve sanayisinin uluslararası rekabet gücünü artırmak ve ülke kalkınmasına katkıda bulunmak amacıyla 1952 yılında kurulan sivil toplum kuruluşu.

Kaynak yönelimli sanayiler : Ulaştırma maliyeti yüksek olan, kaba hacimli, ağır girdi ve hammaddeleri üretim sürecinde kullanması ve üretim sürecinde ağırlık ya da hacim kaybetmesi gibi nedenlerle bu girdilere yakın yerlerde kurulan sanayiler. karşılığı piyasa yönelimli sanayiler, kondu sanayiler.

Kondu sanayiler : İlaç, saat, mücevher gibi üretim sürecinde hacim veya ağırlığında önemli değişme olmadığı için kaynağa veya piyasaya yakın yerlere kurmakla taşıma giderlerinden önemli bir tasarruf sağlamayan malların üretildiği, diğer bir deyişle kuruluş yerinin firmaya herhangi bir maliyet üstünlüğü sağlamayan sanayiler. karşılığı kaynak yönelimli sanayiler, piyasa yönelimli sanayiler.

Montaj sanayi : Yurtiçinde veya yurtdışında üretilen parçaların bir araya getirilerek sonul mala dönüştürüldüğü sanayi.

Nişasta sanayi kalıntıları : Nişasta endüstrisi yan ürünleri.

Organize sanayi bölgeleri : Sanayi yatırımlarını özendirmek ve sanayi üretiminin artmasını sağlamak amacıyla birbirleriyle uyumlu üretimde bulunan küçük ve orta ölçekli firmaların ortak altyapı hizmetlerinden yararlanmak üzere belirli bir alanda toplandığı büyük bölgeler.

Piyasa yönelimli sanayiler : Üretim sürecinde ağırlığı artan veya hacim kazanan otomobil, içecek gibi malları ürettikleri için tüketim merkezlerine yakın yerlerde kurulan sanayiler. karşılığı kaynak yönelimli sanayiler, kondu sanayiler.

Sanaydın : [Bakınız: diyesin]. [Bakınız: sanasın].

Sanayı : Aptal, sersem. Sanayi.

Sanayır : Aptal, sersem.

Sanayi bankası : Sanayi kesimi yatırımlarına uzun vadeli kredi veren veya iştirak eden banka.

Sanayi devrimi : 18. yüzyılın sonları ile 19. yüzyılın başları arasında İngiltere’de başlayan lokomotifin ve buhar gücüyle çalışan makine gibi bir dizi buluşla üretim sürecinde emeğin yerini mekanik enerjinin aldığı köklü değişimler. karşılığı ikinci sanayi devrimi, üçüncü sanayi devrimi.

Sanayi dizini : Borsalarda işlem gören ve yalnızca sanayi kesiminde yer alan şirketlerin hisse senetlerinin fiyatlarındaki değişmeler dikkate alınarak hesaplanan dizin.

Sanayi göçü : Sanayi tesislerinin bulundukları yerlerden ülke içi veya dışındaki başka bir yere taşınması.

Sanayi iktisadı : Aksak rekabet piyasalarında firma davranışlarını, fiyatın oluşum ve değişimini inceleyen; kimi iktisatçılara göre yeni, kimilerine göre ise mikroiktisadın alt dalı olan bir iktisat dalı.

Sanayi iştiraki : Bankaların ticari işletmelere yaptıkları yatırım.

Sanayi kapitalizmi : Kapitalizmin merkantilist aşamasında oluşan büyük miktarlardaki sermaye birikiminin makinelere yatırılması sonucu 18. yüzyılın ortalarında başlayan küresel düzeyde kapitalist üretim biçiminin egemenliğine dayanan ve Marx tarafından zanaat tipi üretimden, iş süreçlerinde ve süreçler arasında karmaşık iş bölümü ve çalışanların görevlerinin tek düzeleştirildiği fabrika üretim sistemine geçilmesi ve bu sistemin yerleşmesi biçiminde tanımlanan aşama. karşılığı merkantilizm.

Sanayi malları : İşletmeler tarafından üretimde girdi olarak kullanılmak ve/veya hanehalkları tarafından sonul mal olarak tüketilmek üzere sanayi kesiminde üretilen mallar.

Sanayi ruhbilimi : Ruhsal araştırmalardan elde edilen ilke ve sonuçların sanayide çalışanların seçimi, yetiştirilmesi ve yönetimi ile ilgili etkinliklere uygulanması ile uğraşan, bu konularda karşılaşılan sorunları inceleyen ruhbilim dalı.

Sanayi üretim dizini : Sanayi kesiminin belirli bir dönemde fiziksel üretim değerlerinde ortaya çıkan değişmeleri gösteren dizin.

Sanayileşebilme : Sanayileşebilmek işi.

Sanayileşebilmek : Sanayileşme imkânı veya olasılığı bulunmak.

Sanayileşmiş ülkeler : Sanayileşmesini tamamlamış gelişmiş ülkeler.

Sanayisizleşme : Bir ekonomide sanayinin payı düşerken hizmetler kesiminin payının artmasına bağlı olarak ortaya çıkan iktisadi durum. (hollowing-out) Bir ülkenin sanayi kesiminin uluslararası rekabet yüzünden küçülmesi.

Savunma sanayii destekleme fonu : Türkiye’de savunma sanayine sürekli ve istikrarlı kaynak sağlayarak geliştirmek amacıyla 1985 yılında 3238 sayılı Kanun’la kurulan ve kaynağını tekel ürünleri, akaryakıt ve şans oyunlarına konan vergilerin oluşturduğu bütçe dışı fon.

Sermaye yoğun sanayi : Üretim sürecinde girdi olarak emeğe oranla sermayenin daha fazla kullanıldığı, diğer bir deyişle sermaye yoğun teknolojinin kullanıldığı sanayi. karşılığı emek yoğun sanayi.

Sosyalist sanayileşme : Sanayileşmenin ağır sanayinin gelişimine dayandırıldığı ve merkezi planlama ile gerçekleştirilmesi öngörülen sosyalist sistemdeki sanayileşme biçimi.

Sürükleyici sanayi : İleriye doğru bağlantısı ve geriye doğru bağlantısı yüksek olan ve diğer kesimleri etkileyip yönlendiren sanayi kesimi.

Tarımsal sanayiler : Tarım ürünlerini hammadde veya aramalı olarak kullanan sanayi.

Türk yan sanayi borsası : Yan sanayi kesiminde çalışan küçük ve orta ölçekli işletmeleri dışsatım yapmaları için yönlendirmek ve dışsatımı artırmak amacıyla Birleşmiş Milletler Sınai Kalkınma Örgütü işbirliği ile İstanbul Ticaret Odası içerisinde 1990 yılında kurulan kurum.

Türkiye sanayici ve işadamları derneği : Türk sanayici ve işadamları arasında deneyim ve görüş alış verişi sağlayarak özel girişimi desteklemek ve iktisadi, siyasi ve sosyal konularda araştırmalar yaparak yayım etkinliklerinde bulunmak amacıyla 1971 yılında kurulan ve merkezi İstanbul’da olan dernek.

Üçüncü sanayi devrimi : Bilgi teknolojisi, bilişim teknolojisi, bilgi ve iletişim teknolojisinin gelişmesine bağlı olarak ekonomiyi yeniden biçimlendiren, yeni mal ve hizmetlerin üretilmesini sağlayan, yeni iş alanları ve meslekler yaratan, başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere diğer sanayileşmiş ülkelerde yaşanmakta olan devrim.

Yeni sanayileşen ülkeler : 1960’lı yıllarda dışsatıma yönelik kalkınma modeli izleyerek doğrudan yabancı sermaye yatırımlarını ülkelerine çeken ve bu yolla yüksek iktisadi büyüme oranlarına ulaşan, sanayi ve finansal kesimleri hızla gelişen Doğu ve Güneydoğu Asya ile Latin Amerika ülkeleri.

Yüksek teknoloji sanayileri : Yüksek teknoloji ürünleri üretilen sanayiler.

Ağır sanayi : Üretim araçları yapan sanayi.

Hafif sanayi : Çeşitli tüketim malları üreten sanayi.

Organize sanayi : Birbirini bütünleyen, değişik sanayi kollarının ve kuruluşlarının oluşturduğu iş alanı.

Sanayi : Ham maddeleri işlemek, enerji kaynaklarını yaratmak için kullanılan yöntemlerin ve araçların bütünü, işleyim, uran, endüstri.

Sanayi bölgesi : Sanayinin yoğun olarak yer aldığı bölge.

Sanayi kuruluşu : Sanayi ham maddesini işleyen ve üretim sağlayan kuruluş.

Sanayi odası : Sanayiciler arasında dayanışmayı sağlamak, ortak sorunlarla uğraşmak, yabancı sanayicilerle ilişki kurmak, ortak çıkarları korumak için yasa ile kurulan, tüzel kişiliğe sahip kurum.

Sanayi sitesi : Pek çok sanayi kuruluşunun bir arada bulunduğu semt veya bölge.

Sanayi ülkesi : Ekonomisinin ağırlığını sanayi ürünleri oluşturan ülke.

Sanayi yatırımı : Sermayesini sanayi alanında değerlendiren iş kolu.

Sanayici : Herhangi bir sanayi dalına yatırım yapmış olan ve o alanda iş gören kimse. Sanayiye önem veren.

Sanayicilik : İnsanın sanayiyi tek amaç olarak benimsediği sistem, endüstriyalizm.

Sanayiinefise : Güzel sanatlar.

Sanayileşme : Sanayileşmek işi, endüstrileşme.

Sanayileşmek : Üretimde makine, tezgâh vb. maddi üretim araçlarına giderek daha çok yer vermek, endüstrileşmek.

Sanayileştirme : Sanayileştirmek işi.

Sanayileştirmek : Sanayileşmesini sağlamak.

Sinema sanayisi : Sinema endüstrisi.

Yan sanayi : Ana sanayiye yardımcı sanayi kolu.

Yarı sanayileşme : Sanayileşme sistemini tam oturtamamış veya kuramamış olma durumu.

Diğer dillerde Sanatta yantutma anlamı nedir?

İngilizce'de Sanatta yantutma ne demek ? : partisanship in art