Sana nedir, Sana ne demek

Sana; Dil bilgisi yönünden Türkçe'de zamir olarak kullanılır.

Yerel Türkçe anlamı:

Sana.

Sana yağı

Sana kısaca anlamı, tanımı:

Sana taşla vurana sen aşla var : "sana sert davranana sen yumuşak davran" anlamında kullanılan bir söz.

Sana vereyim bir öğüt kendi ununu kendin öğüt : "kişi kendi işini kendisi yapmalıdır" anlamında kullanılan bir söz.

Sana yalan bana gerçek : "söylediğim şeyi sen bilmiyorsun ancak doğrudur, ben biliyorum" anlamında kullanılan bir söz.

Sanal : Gerçekte yeri olmayıp zihinde tasarlanan, mevhum, farazi, tahminî. Negatif bir sayı üzerinde alınan ve ikinci kuvvetten bir kök taşıyan cebirsel anlatım.

Sanal kart : Banka tarafından verilen bir karta bağlı olarak çalışan, kişiye özel olarak belirlenen ve değişebilen limit içinde Genel Ağ ortamında alışveriş yapmayı sağlayan şifreli kart.

Sanal reklam : Gerçek mekânda bulunmadığı hâlde elektronik görüntü sistemleri kullanılarak görüntü üzerine yansıtılan reklam.

Sanal sayı : Karmaşık sayı.

Sanal sohbet : Uluslararası iletişim ağ ortamlarını kullanarak çeşitli yazılımlar aracılığıyla kişilerle karşılıklı olarak yazılı, sesli veya görüntülü görüşme.

Sanat : Bir meslekte uyulması gereken kuralların tümü. Belli bir uygarlığın veya topluluğun anlayış ve zevk ölçülerine uygun olarak yaratılmış anlatım. Bir duygu, tasarı, güzellik vb.nin anlatımında kullanılan yöntemlerin tamamı veya bu anlatım sonucunda ortaya çıkan üstün yaratıcılık. Bir şey yapmada gösterilen ustalık. Zanaat.

 

Sanat adamı : Sanatçı.

Sanat danışmanı : Sanatsal etkinliklerde yol göstermek, yönlendirmek amacıyla görevlendirilmiş uzman kişi.

Sanat danışmanlığı : Sanat danışmanının yaptığı iş.

Sanat dünyası : Sanat çevresinin oluşturduğu atmosfer.

Sanat enstitüsü : Endüstrinin türlü dallarına ve küçük el sanatları alanına bilgili, usta işçi ve teknisyen yetiştirmek amacını güden öğretim kurumu.

Sanat eri : Sanatçı.

Sanat eseri : Yaratıcılık ve ustalık sonucu ortaya çıkan üstün ve değerli eser.

Sanat filmi : Kazanç düşünülmeden salt sanat kaygısıyla yapılmış olan film.

Sanat okulu : Çeşitli iş kollarında veya sanat dallarında eğitim veren okul.

Sanatçı : Sinema, tiyatro, müzik vb. sanat eserlerini oynayan, yorumlayan, uygulayan kimse. Güzel sanatların herhangi bir dalında yaratıcılığı olan, eser veren kimse, sanat adamı, sanat eri, sanatkâr, artist.

Sanatçılık : Sanatçı olma durumu.

Sanatevi : Sanat eserlerinin üretildiği veya sergilendiği yer.

Sanatlı : Sanatla yapılmış, bir usta elinden çıkmış, musanna.

Sanatoryum : Özellikle veremli hastaların iyileştirilmesi için kurulmuş sağlık kuruluşu.

Sanatsal : Sanata ilişkin, sanatla ilgili.

Sanatsever : Sanatı tutan, sanatı koruyan ve yaşatan (kimse).

Sanatseverlik : Sanatsever olma durumu.

 

Sanayi : Ham maddeleri işlemek, enerji kaynaklarını yaratmak için kullanılan yöntemlerin ve araçların bütünü, işleyim, uran, endüstri.

Sanayi bölgesi : Sanayinin yoğun olarak yer aldığı bölge.

Sanayi kuruluşu : Sanayi ham maddesini işleyen ve üretim sağlayan kuruluş.

Sanayi odası : Sanayiciler arasında dayanışmayı sağlamak, ortak sorunlarla uğraşmak, yabancı sanayicilerle ilişki kurmak, ortak çıkarları korumak için yasa ile kurulan, tüzel kişiliğe sahip kurum.

Sanayi sitesi : Pek çok sanayi kuruluşunun bir arada bulunduğu semt veya bölge.

Sanayi ülkesi : Ekonomisinin ağırlığını sanayi ürünleri oluşturan ülke.

Sanayi yatırımı : Sermayesini sanayi alanında değerlendiren iş kolu.

Sanayici : Sanayiye önem veren. Herhangi bir sanayi dalına yatırım yapmış olan ve o alanda iş gören kimse.

Sanayicilik : İnsanın sanayiyi tek amaç olarak benimsediği sistem, endüstriyalizm.

Sanayiinefise : Güzel sanatlar.

Sanayileşme : Sanayileşmek işi, endüstrileşme.

Sanayileşmek : Üretimde makine, tezgâh vb. maddi üretim araçlarına giderek daha çok yer vermek, endüstrileşmek.

Sanayileştirme : Sanayileştirmek işi.

Sanayileştirmek : Sanayileşmesini sağlamak.

Abstre sanat : Soyut sanat.

Ada bana adayım sana : "sen bir kimse için fedakârlıkta bulunursan o da senin için fedakârlıkta bulunur" anlamında kullanılan bir söz.

Ağır sanayi : Üretim araçları yapan sanayi.

Al sana bir daha : Yeni bir aksilik olduğunda bezginlik bildirmek için "işte" anlamında kullanılan bir söz.

Babanın sanatı oğla mirastır : "bir evlat babasının sanatını onun ölümünden sonra sürdürür" anlamında kullanılan bir söz.

Betili sanat : Doğanın görünen biçimlerini işleyen sanat, figüratif sanat.

Betisiz sanat : Beti kullanmayan, nonfigüratif sanat.

Bugün bana ise yarın sana : "bugün birinin başına gelen kötü bir durum, daha sonra başka birinin de başına gelebilir" anlamında kullanılan bir söz.

Devlet sanatçısı : Sanata olan katkıları ve yaptıkları hizmetler sonucunda bazı sanatçılara devlet tarafından verilen unvan.

Edebi sanat : Edebiyatta anlatımı zenginleştirmek, renklendirmek ve daha çarpıcı bir duruma getirmek için temelde benzetme esasına dayalı söz ve manaya bağlı anlatım inceliği ve özelliği.

El sanatları : El tezgâhlarında bir yardımcı araç kullanarak yapılmış olan işlerin hepsi.

Figüratif sanat : İçinde insan, hayvan ve doğa ögeleri yer alan sanat, betili sanat.

Folk sanatçısı : Halk müziği ile uğraşan veya söyleyen sanatçı.

Görsel sanatlar : Ressamlık, oymacılık, heykelcilik, mimarlık vb. sanatlar, plastik sanatlar.

Gotik sanat : Temel özelliği sivrilik olan, XII. yüzyıldan sonra Rönesans'a kadar Avrupa'da gelişen sanat ve mimarlık üslubu.

Grafik sanatları : Özgün sanat eserlerinin kopyasını levha, blok vb. üzerine oyarak, çizerek basma sanatlarının tümü. Resim, yağlı boya, baskı sanatları.

Güdümlü sanat : Belli bir siyasi ve toplumsal ideoloji doğrultusunda oluşturulan sanat.

Güzel sanatlar : Edebiyat, müzik, resim, heykel, mimarlık, tiyatro vb. insanda coşku ve hayranlık uyandıran sanatlar.

Güzel yazı sanatı : Harflere güzel biçimler vererek yazma sanatı, hüsnühat, kaligrafi.

Hafif sanayi : Çeşitli tüketim malları üreten sanayi.

Kızım sana söylüyorum gelinim sen anla : Doğrudan doğruya kendisine söylenemeyen düşünce ve uyarıların, o kimsenin çok yakınına söylendiğinde kullanılan bir söz. herhangi birine dolaylı olarak söylenecek uyarı söz konusu olduğunda kullanılan bir söz.

Konuk sanatçı : Asıl programda olmayan, program dışı etkinliğe katılan sanatçı.

Organize sanayi : Birbirini bütünleyen, değişik sanayi kollarının ve kuruluşlarının oluşturduğu iş alanı.

Plastik sanatlar : Heykel, seramik gibi üç boyutlu olan sanatlar.

Sahne sanatları : Gösteriye dayalı tiyatro, orta oyunu, dans vb. sanat dalları.

Sinema sanatçısı : Sinema yapımında emeği geçen sanatçı.

Sinema sanayisi : Sinema endüstrisi.

Soyut sanat : Soyut gerçeği yansıtan sanat, abstre sanat.

Süsleme sanatları : Bir yapıyı, bir eşyayı kullanış amacıyla birlikte göze daha güzel göstermek için çeşitli türde yapılmış olan estetik çalışmaların tümü, süslemecilik.

Tahnit sanatı : İçi doldurulmuş süs hayvanı maketi yapma sanatı.

Tasası sana mı düştü : "sen karışma, seni ilgilendirmez" anlamında kullanılan bir söz.

Temaşa sanatı : Oyun, temsil, piyes, tiyatro, sahne sanatları.

Tembele iş buyur sana akıl öğretsin : Kendisinden bir konuda yardımcı olması istendiğinde yardım edeceği yerde çözüm yolları gösteren kimseler için kullanılan bir söz.

Tezyini sanat : Süsleme sanatı.

Yan sanayi : Ana sanayiye yardımcı sanayi kolu.

Yarı sanayileşme : Sanayileşme sistemini tam oturtamamış veya kuramamış olma durumu.

Yedinci sanat : Sinema.

Zamir : Kişi, dönüşlülük, gösterme, soru ve belirsizlik kavramları vererek varlıkların yerini tutan söz, adıl. İçyüz.

Yönelme : Yönelmek işi, yönlenme.

Durum : Bir şeyin içinde bulunduğu koşulların hepsi, vaziyet, hâl, keyfiyet, mevki, pozisyon. Duruş biçimi, konum, tavır. Ad soyundan kelimelerin birbirleriyle edatlarla ve fiillerle ilişkilerini belirleyen biçim, hâl. Bireyin toplum içindeki ilişkileriyle belirlenen yeri.

Biçim : Şiirlerin kuruluş ve uyak düzenlerine göre olan dış görünüşü, şekil. Yakışık alan şekil, uygun şekil. Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkâl. Herhangi bir şeyin benzeri. Disket vb.nin bilgisayarda kullanılabilir durumu. Tarz. Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli çerçevesi, düzeni, format. Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form. Biçme işi.

Sana godutmam : Yaptıklarını sana ödeteceğim, yanına bırakmayacağım anlamı için.

Sana sağışa gelmemek : Tahmin ve tadâda gelmemek.

Sana taşla vurana sen aşla var : “sana sert davranana sen yumuşak davran” anlamında kullanılan bir söz.

Sana vereyim bir öğüt, kendi ununu kendin öğüt : “kişi kendi işini kendisi yapmalıdır” anlamında kullanılan bir söz.

Sana yalan, bana gerçek : “söylediğim şeyi sen bilmiyorsun ancak doğrudur, ben biliyorum” anlamında kullanılan bir söz.

Sanabilme : Sanabilmek işi.

Sanabilmek : Sanma imkânı veya olasılığı bulunmak. İlgili cümle: "“Böyle bir kimse iki dile de aynı ölçüde söz geçirdiğini sanabilir.”" N. Uygur.

Sanaç : 3. Bir erkek ismi olarak anlamı; Dağarcık.

Sanad : Düğün : Sanada gidelim.

Sanada : O gün.

Sana ile ilgili Cümleler

  • Asla sana bir şey olmasına izin vermeyeceğim.
  • Sana 3000 yen borçluyum.
  • Sana 45 sente mal olur.
  • Yardımını istemediğimi sana söylemeye devam ediyorum.
  • Başka birine ödünç vermemen koşuluyla, bu CD'yi sana ödünç vereceğim.
  • Sana 30 dolar borçluyum.
  • Sana 1.000 $ borçluyum.
  • Sana 300 dolar borçluyum.
  • Hala Mustafa hakkında sana sormak istediğim bir sürü sorum var.
  • Sana 3 yıl süre veriyorum; bu durumu düzeltebilirsin.
  • Bu cuma sana partimden bahsettim mi?
  • O sana resimlerini ne zaman gönderdi?
  • Ali bu zarfı sana vermemi istedi.
  • Sana 30 dolar vereceğim.

Diğer dillerde Sana anlamı nedir?

İngilizce'de Sana ne demek? : [San‘a’] v. heal, put right, cure, restore, correct

adj. healthy, healthful, well, wholesome, whole, unharmed, hale, sound, right, fit; salubrious

v. cure, heal

Fransızca'da Sana : te, à toi

Almanca'da Sana : PROn. dir

Rusça'da Sana : n. разум (M)

pron. тебе