Santrifüj nedir, Santrifüj ne demek

Santrifüj; bir fizik terimidir. Dil bilgisi yönünden Türkçe'de sıfat olarak kullanılır. kökeni fransızca dilinden gelmektedir.

  • Merkezkaç.
  • Merkezkaç kuvvetten yararlanarak bir karışımın taşıdığı çökebilir ögeleri ayırıp çöktürmekte kullanılan laboratuvar aleti, santrifüjör

Biyoloji'deki anlamı:

(Yun. kentron: merkez; phyge: kaçış) Farklı yoğunluktaki sıvı ya da katı parçacıkların yoğunIuklarına göre farklı hızlarda döndürülme ile birbirinden ayrılmasının sağlanması.

Su ürünleri alanındaki kelime anlamı:

Merkezkaç kuvvetinden yararlanılarak bir karışımın taşıdığı çökebilir ögeleri ayırıp çöktürmekte kullanılan laboratuvar aleti.

Sıvı içindeki tanecikleri ayırma amacıyla sıvıyı santrifüj tüpüne koyarak hızla çevirmek.

Veterinerlik alanındaki anlamları:

Dönmeyle sağlanan kuvvetle sıvı içindeki maddeleri veya parçacıkları santrifüj tüplerinin dibine veya kenarlarına toplayan cihaz.

İngilizce'de Santrifüj ne demek? Santrifüj ingilizcesi nedir?:

centrifuge

Santrifüj hakkında bilgiler

Santrifüj, genel olarak elektrikli bir motor yardımıyla sabit eksenli, dairesel dönme hareketi gerçekleştiren bir laboratuvar aletidir.

Santrifüj aletinin yüksek devir sayısı, içerisine yerleştirilen karışımların çökelme prensibine göre ayrılmasını sağlar. Ağır parçalar merkezkaç kuvveti yardımıyla tüpün alt kısmında toplanır(dairesel harekette dışarı doğru gider). Aynı mantıkla daha hafif parçalar tüpün üst kısmına doğru hareket eder(dairesel hareketin merkezine doğru yol alır). Süspansiyonlar veya emülsiyonlar bu sekilde kolaylıkla ayrılabilir. Örneğin kan, en üst kısmında serum, orta kısımda yağ, alt kısımda ise pıhtı kalacak şekilde ayrıştırabilir.

 

Santrifüjde, istenen karışımın asılabileceği, sallanabilen seleler bulunur. Motor çalışmaya başlayınca tüpler yatay konuma yaklaşır.

Bir diğer tasarım şeklinde, tüplerin yerleştirileceği eğimli yataklar bulunur. Tüpler dönme esnasında açılarını korur.

Santrifüj anlamı, kısaca tanımı:

Merkezkaç : Merkezden uzaklaşan, santrifüj.

Kuvvet : Dayanıklı olma durumu. Bir ülkenin silahlı gücü. Fiziksel güç, takat. Şiddet, zor, cebir. Durgunluğu harekete veya hareketi durgun bir duruma çeviren etken, direnci kıran veya direnç doğuran özellik. Güç. Yetke, erk, nüfuz. Bir niceliğin kendisi ile çarpılarak yükseltildiği derecelerden her biri: 2x2x2=23 denkleminde, 3 sayısı 2'nin kuvvetini gösterir.

Karışım : Birden çok şeyin karıştırılmasıyla elde edilen veya ortaya çıkan şey. İki veya daha çok maddenin kimyasal tepkimeye girmeden bir araya gelmesi, mahlut.

Laboratuvar : Dil laboratuvarı. Ayrıştırma, birleştirme yoluyla bir sonuca ulaşmak veya teşhis koymak için çeşitli araçlar kullanılarak tıp, eczacılık, fizik, kimya gibi bilim dallarıyla ilgili araştırmaların, deneylerin yapıldığı özel donanımlı yer.

 

Alet : Bir el işini veya mekanik bir işi gerçekleştirmek için özel olarak yapılmış nesne. Maşa. Bir makineyi oluşturan ve işlemesine yardım eden parçalardan her biri. Bir sanatı yapmaya, uygulamaya yarayan özel araç.

Santrifüjör : Santrifüj.

Yarar : Yarayan, elverişli, uygun. Çıkar. Bir işten elde edilen iyi sonuç, fayda, avantaj.

Çöktürmek : Çökmesine yol açmak, çökmesine sebep olmak.

Genel : Bir genelleme sonucunda elde edilen. Ayrıntıları göz önüne alınmayarak bütünü bakımından ele alınan. Bir şeye veya bir kimseye özgü olmayıp onun bütün benzerlerini içine alan, umumi. Yetkisi ve sorumluluğu çok olan. Herkesin yararlanabileceği (yer, nesne).

Elektrikli : Elektriği olan, elektrik enerjisiyle yüklü olan, elektrikle işleyen. Sinirli ve gergin bir duruma gelmiş olan.

Motor : Motosiklet. Akaryakıtla işleyen deniz aracı. Herhangi bir enerjiyi mekanik enerjiye dönüştüren düzenek.

Yardım : Bir ülkeye bağış veya ödünç olarak verilen para ve ihtiyaç maddeleri. Bağış, iane. İşlerin daha etkin ve verimli olabilmesi için sağlanan katkı, destek. Etki. Kendi gücünü ve imkânlarını başka birinin iyiliği için kullanma, muavenet.

Sabit : Yerinden oynamayan, yerini değiştirmeyen, durağan. Gerçekliği tespit edilmiş, kanıtlanmış olan. Değişmeyen, hep aynı kalan, önceden ayarlanmış.

Santrifüj tüpü : Santrifüje edilecek materyalin konulduğu, tazyike dayanıklı cam veya plastikten yapılmış, konik veya silindirik tüp.

Santrifüjle ayırma : Bir maddeyi diğerinden santrifüj yoluyla ayırma.

Diğer dillerde Santrifüj anlamı nedir?

İngilizce'de Santrifüj ne demek? : adj. centrifugal

n. centrifuge

Almanca'da Santrifüj : Zentrifuge

Rusça'da Santrifüj : adj. центробежный