Sapın nedir, Sapın ne demek

Yerel Türkçe'deki anlamı:

[Bakınız: sarpın].

Un ve tahıl ambarı.

Ekmek ve benzerleri konulmaya yarayan dört gözlü sandık.

Sapın ile ilgili Cümleler

  • Bu tavanın sapını tutmak kolaydır.
  • “O sapına kadar askerdir; asker doğmuş, asker ölecektir.”
  • Şüphelinin sinirli bir yaradılışı vardı, bir sigara tiryakisiydi ve sapına kadar tırnaklarını yemişti.
  • “Sonra benim kuyruğumu tava sapına çevirirler efendim diye bağırıyor, masa başındaki erkândan tekrar yardım istiyor.”

Sapın ile ilgili Atasözü veya Deyim

boynu armut sapına dönmek : çok zayıflamak.

herkes kaşık yapar ama sapını ortaya (veya doğru) getiremez : “herkes bir iş yapar ancak istenildiği kadar güzel ve kusursuz olmaz” anlamında kullanılan bir söz.

kuyruğunu tava sapına çevirmek : haddini bildirmek, gereken dersi vermek.

sapına kadar : tam anlamıyla, bütünüyle.

Sapın anlamı, tanımı

Sapı : Sarp, insan ve yol uğramayan yer

Hayvan sapıncı : Hayvanlara karşı cinsel ilgi duyma.

Işıksal sapınç : Bir noktadan gelen ışınları tanı olarak bir noktada toplayamayan mercek ya da ayna gibi ışıksal araçların kusuru.

Kuyruğu tava sapına dönmek : Uslanmak.

Küresel sapınç : Mercek ve aynaların çeşitli bölgelerinin farklı odak uzaklığına sahip olması.

Renk sapıncı : Bir merceğin odak noktasının gelen ışığın rengine bağlı olması, bu yüzden sonsuzdaki beyaz birnokta ışık kaynağının görüntüsünün seçik olmaması renkli halkalar biçiminde görülmesi.

 

Renkser sapınç : Değişik dalga boylarındaki ışığın mercekte değişik noktalarda odaklanmasından ileri gelen görüntü renklenmesi. Merceklerin, aynı dalga uzunluğundaki renklere, değişik kırılma göstergesi taşımasından ileri gelen ve görüntünün kenarlarında renkli lekeler biçiminde kendini gösteren mercek kusuru. (Bu kusur, renksemez mercekle düzeltilir).

Sapınlaşmak : Sersemlemek.

Sapıntılı : Her hangi bir çeşitlenmede, temel diye sayılan şekilden uzaklaşmış (kelime): Bana, sana gibi, ki "bene", "sene" olması gerekirdi.

Yıllık sapınç : Yer'in Güneş çevresinsindeki dolanma deviminden ileri gelen ışık sapması ya da yıldızların yer değiştirmesi.

Yuvarsal sapınç : Mercek kıyılarından gelen ışığın, ana eksene yakın gelen ışıktan daha yakında odaklanmasından kaynaklanan mercek kusuru. Bir konudan gelen ışınların, aynı odak noktasında kesişmemelerinden dolayı görüntünün kenarlarında seçikliğin bozulması biçiminde ortaya çıkan mercek kusuru.

Sapınç : Özel bir görevin normal sonucuna ulaşmasına engel olan sapıklık, aberasyon. Bir mercek, ayna veya optik dizgenin odaklama özelliklerindeki yanlış, aberasyon. Işık hızının sonlu olmasından dolayı bir gök cisminin görünen konumu ile gerçek konumu arasındaki fark, aberasyon.

Tahıl ambarı : Tahılın çok yetiştirildiği yer.

Dört göz : Gözlüklü kimse.

Konulma : Konulmak işi.

Sarpın : Tahıl kuyusu, zahire ambarı, silo. Ekmeği koymaya yarayan dört gözlü sandık.

 

Sandık : İçine çeşitli şeyler konulan, tahtadan yapılmış, kapaklı ev eşyası. Kamu kesiminde çalışan personelin kendi durumunda düşük faiz ve taksitler hâlinde geri ödemek üzere borç para aldığı birim. Meyve, sebze koymaya yarayan, tahta veya plastikten yapılmış, dört köşe kap. Mahalle tulumbacılarının omuzda taşıdıkları sandık biçimi tulumba. Bir kurumda para alınıp verilen yer. Kamu kesiminde çalışan personelin sosyal güvenlik işlerini yürüten kuruluş. Yapılarda kum, çakıl vb. şeyleri ölçmek için kullanılan, üstü ve altı açık, dört köşeli tahtadan ölçü aleti. Seçimlerde oy pusulalarının atıldığı kutu.

Benzer : Nitelik, görünüş ve yapı bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan, benzeri, müşabih, mümasil. Benzeşim. Bazı önemsiz veya tehlikeli sahnelerde asıl oyuncunun yerine çıkan, yapı ve yüz bakımından bu oyuncuyu andıran kimse, dublör.

Ambar : Genellikle tahıl saklanan yer. Kum, çakıl vb. yapı malzemesini ölçmekte kullanılan ve her yanı çoğunlukla 75 santimetre olan küp ölçek. Genellikle tahılın çok üretildiği yer, bölge. Geminin yük koymaya ayrılmış yeri. Yiyecek ve bazı eşyanın saklandığı yer. Eşya taşıma işleri yapan kurum veya ortaklık.

Tahıl : Buğday, arpa, mısır, yulaf, çavdar, pirinç vb. hasat edilen ürünler ile tohumlarının genel adı, hububat.

Diğer dillerde Sapık şehir özentisi anlamı nedir?

Fransızca'da Sapık şehir özentisi nedir ? : hyperurbanisme