Saprogenic türkçesi Saprogenic nedir

  • Çürükte yetişen.
  • Bozulmaya sebep olan.
  • Çürüme ile ortaya çıkan.
  • Bozulma veya çürüme ile sonuçlanan.
  • Çürümüş maddede yetişen.
  • Çürümüş.
  • Saprojenik.
  • Çürüten.
  • Çürümeye sebep olan.

Saprogenic ingilizcede ne demek, Saprogenic nerede nasıl kullanılır?

Saprogen : Saprojen. Çürüme veya kokuşmaya neden olan mikroorganizma.

Saprogenous : Bir şeyin çürümesine sebep olan. Çürümüş. Bozulma veya çürüme ile sonuçlanan. Bozulmaya sebep olan. Çürümeye sebep olan. Çürüme ile ortaya çıkan.

İngilizce Saprogenic Türkçe anlamı, Saprogenic eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Saprogenic ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Addled : Cılk. Cılk (yumurta). Şaşkaloz. Şaşkın. Kafası karışmış. Çürük (yumurta). Sersem.

Witherers : Bozan. Solduran. Kurutan.

Bluest : Canı sıkkın. Morali bozuk. Keyifsiz. Mavi. Sınav. Mavi yapmak. Çarçur etmek. Morarmış. Har vurup harman savurmak.

Doty : Terbiyesi bozulmak. Çürümek. Çürüklü. Çürümeden etkilenmiş. Alay etmek. Benekli. Saçmalamak. Kokuşmak. Bozulmuş (ağaç).

Ecchymosed : Ekimoz geçirmiş.

Decadents : Yıkılmış. Çökmekte olan sanatçı. Dekadan. Çökmekte olan. Batmış. Gözden düşen. Çökmüş. Yozlaşmış. İtibarını yitiren.

 

Putrefacient : Kokmuş. Bozuk. Çürük. Çürütücü.

Decadent : Çökmüş. Çökmekte olan sanatçı. Gözden düşen. Dekadan. Çökmekte olan. Yıkılmış. Batmış. İtibarını yitiren. Gerileyen.

Putrefactive : Kokmuş. Çürük. Çürütücü. Bozuk. Çürüme veya kokuşmayla ilgili olan. çürüme veya kokuşmaya neden olan. Pütrefaktif.

Bluer : Morali bozuk. Çivit. Muhafazakar partili. Har vurup harman savurmak. Çarçur etmek. Çivitlemek. Açık saçık. Mavi. Keyifsiz.

Saprogenic synonyms : acrogenous, blue, degenerated, contused, bruised, decayed, contusioned, disprover, black and blue, decomposed, witherer, induced, cankerous, saprogenous, carious, sapremic, decomposer.

Saprogenic zıt anlamlı kelimeler, Saprogenic kelime anlamı

Spontaneous : Anında yapılan. Kendi kendine olan. Düşünmeden yapılan. Spontane. Kendiliğinden. Doğal. Spontan. Kendiliğinden olan. Eğitim, fizik alanlarında kullanılır. Doğuş özelliklerinin ya da erkesinin yapısal sonucu olan, bir dış etkenin uygulamasından bağımsız.