Sars nedir, Sars ne demek

Sars; Veteriner alanında kullanılan bir kelimedir.

Veterinerlikte sözlük anlamı:

Etkeni SARS’la ilişkili koronavirüs olan, insanlarda tipik olmayan pnömoniyle seyreden, oldukça bulaşıcı ve öldürücü bir viral hastalık, şiddetli akut solunum sendromu.

Sars ile ilgili Cümleler

  • Herkes sarsılmış.
  • Jüri sarsılmış görünüyordu.
  • Yer sarsılmaya başladı.
  • Aniden sarsıntı gibi bir şey hissettim.
  • Tom'un bir beyin sarsıntısı var.
  • Oldukça sarsılmıştım.
  • Ali Mary'yi sarsarak uyandırdı.
  • Kalabalık sarsılmış görünüyordu.
  • Gerçekten sarsılmıştım.
  • Sarsılmış olmalısın.
  • Senin bir beyin sarsıntın var.

Sars ile ilgili Atasözü veya Deyim

güveni sarsılmak : güveni kalmamak.

sarsıntı geçirmek : beklenmedik bir olaydan çok etkilenmek, üzülmek.

Sars tanımı, anlamı

Deprem sonrası sarsıntı : Bir depremin etkisiyle, sonradan başka bir yerde başgösteren deprem

Elektrik sarsıntısı sağaltımı : Ruh hastalıklarında, beyinden çok kısa süreli yüksek elektrik akımı geçirerek, hastayı iyileştirmeye çalışma.

Gönlü sarsılmak : Acımak, merhamete gelmek.

Isıl sarsım : Çabuk ısınma ya da soğuma sonucu, tokluk özelliğinin yüksek olmadığı durumlarda beliren çatlama ve kırılma.

Sarsabilme : Sarsabilmek işi.

Sarsabilmek : Sarsma imkânı veya olasılığı bulunmak.

 

Sarsah : Sarsalak ahmak, aptal. Serseri, akılsız.

Sarsahlıh : Ahmaklık, budalalık : Sarsahlıh élleme sen onnan büyüyhsen.

Sarsaklamak : Gereksiz durmak, eğlenmek. Ahmaklaşmak.

Sarsalak : Sarsalak ahmak, aptal.

Sarsamba : Yersarsıntısı.

Sarsarma ellemek : Sımsıkı sarmak.

Sarsataş olmak : Sırnaşmak, başbelası olmak : Babasına sarsataş oldu.

Sarsıcı yaşantı : Kişinin onurunu kırıcı ya da değerler düzenini zedeleyici olduğu için anımsamak istemediği ve unutmaya çalıştığı bir yaşantı.

Sarsılanmak : Sarsılmak.

Sarsılmah : Yerinden oynamak: Az sarsıl altını süpüreyim.

Sarsım direnci : Sarsımlı yüklemeye ya da ısıl sarsım çatlamasına gösterilen direnç.

Sarsım dirençli : Sarsım direnci olan.

Sarsım dirençli takım çeliği : Sarsımlı yüklemelerin söz konusu olduğu yer ve uygulamalarda kullanılan, bileşiminde ortalama % 2-2.5 volfram, %. 1-1.5 krom ve % 0.25 vanadyum bulunan, % 0.4-0.5 karbonlu takım çeliği.

Sarsımak : Sarmısak.

Sarsımlı yükleme : Sarsım yaratan yükleme.

Sarsınmak : Sallanmak.

Sarsıntı bunaması : Kafatası ve beyin üzerindeki şiddetli sarsıntılar sonucunda oluşan ruhsal çöküntü.

Sarsıntı örnekbiçimi : Olasılıksal bozulumları içeren denklemler dizgesi. ay. bk. denklem yanılgısı.

Sarsıntı sağaltımı : Çıldırıya tutulanları, insülin, kardiyozol gibi ilâçları yüksek dozda iğneleyerek ya da beyinden yüksek voltajlı elektrik geçirerek sağaltmaya çalışma.

Sarsıntı yanılgı örnekbiçimi : Değişkenlerdeki ve denklemlerdeki yanılgıları birlikte içeren örnekbiçim. ay. bk. değişken yanılgısı, denklem yanılgısı.

 

Sarsina : Paket veya balya biçiminde yığınlar oluşturan koklara verilen ad.

Sarsla ilişkili koronavirüs : Köpeklerde bulunan ve SARS’a neden olduğu düşünülen koronavirüs.

Sarsuh : Düşüncesiz, anlayışsız.

Sarsuk : Sersem, ahmak, dağınık.

Sarsuntu : Sarsıntı.

Savaş sarsıntısı : Savaş koşulları ve özellikle ağır bombardımanlar sonucu olarak gelişen ruh ve sinir hastalıkları.

Sınuk sarsuk : Kırık dökük.

Artçı sarsıntı : Artçı deprem.

Sarsak : Yaşlılık, hastalık vb. sebeplerle güçsüz kalarak vücudu titrer gibi sarsılan (kimse). Değişken, sağlam olmayan.

Sarsak sursak : Sarsılarak, titreyerek.

Sarsakça : Sarsak bir biçimde, titreyerek.

Sarsaklık : Sarsak olma durumu.

Sarsalama : Sarsalamak işi.

Sarsalamak : Sarsmak.

Sarsık : Sarsılmış.

Sarsılış : Sarsılma işi.

Sarsılma : Sarsılmak işi.

Sarsılmak : Sarsma işine konu olmak. Güçsüz durumda kalmak. Beklenmedik bir olaydan çok etkilenmek.

Sarsım : Sarsma işi. Tedirginlik.

Sarsıntı : Sarsılma işi, birden sallanma. Canlı üzerinde beden ve ruh açısından önemli ve etkili yaralanma belirtileri bırakan durum, sadme, travma. Deprem sırasındaki yer hareketlerinin her biri. Bir kişi, toplum, kurum veya kuruluşun dengesini etkileyen, beklenmedik olumsuz değişiklik. Deprem. Titreme, titreyiş.

Sarsıntı bilimi : Cerrahinin yara ve bereleri tedavi eden bölümü, travmatoloji.

Sarsıntı bilimsel : Sarsıntı bilimi ile ilgili, travmatolojik.

Sarsıntılı : Sarsıntısı olan.

Sarsıntısız : Sarsıntısı olmayan, sarsılmayan.

Sarsış : Sarsma işi.

Sarsma : Sarsmak işi.

Sarsmak : Birdenbire ve güçle kımıldatmak, sallamak, oynatmak, titretmek. Zarar verecek yolda etkilemek.

Yer sarsıntısı : Deprem.

Diğer dillerde Sars anlamı nedir?

İngilizce'de Sars ne demek ? : sars