Seafood türkçesi Seafood nedir

  • Yenilebilen deniz ürünü.

Seafood ile ilgili cümleler

English: Have you eaten seafood? Shellfish, let's say.
Turkish: Deniz ürünleri yedin mi? Diyelim ki, kabuklu deniz hayvanı.

English: I have not eaten any seafood since the recent oil spill.
Turkish: Son petrol sızıntısından beri hiç deniz ürünü yemedim.

English: Ali likes seafood.
Turkish: Ali deniz ürünlerini sever.

English: He likes seafood.
Turkish: O, deniz ürünlerini seviyor.

English: Ali seldom eats seafood.
Turkish: Ali nadiren deniz ürünü yer.

Seafood ingilizcede ne demek, Seafood nerede nasıl kullanılır?

Seafood restaurant : Balık lokantası. Balık restoranı.

Seafoods : Deniz mahsülleri. Deniz mahsulleri. Deniz ürünü. Deniz mahsulü.

Seafowl : Denizkuşu.

Seafowls : Genellikle açık denizlerde ve deniz kıyılarında yaşayan kuşlar. Denizkuşu.

Seafarer : Denizyolu ile seyahat eden. Gemici. Gemi yolcusu. Gemi ile seyahat eden kişi. Denizci.

Sea air : Denizde bulunan taze tuzlu hava. Deniz havası.

Sea anchor : Sürüklenmesini engellemek amacıyla gemiden atılan aygıt. Deniz demiri. Açık deniz demiri. Denizdeyken bir gemiyi bir yerde tutmak için kullanılan cihaz. Deniz çapası.

Seafloor : Deniz tabanı. Deniz yatağı. Deniz veya okyanus zemini. Deniz yüzeyi.

Seafaring : Deniz yolculuğu. Gemi yolculuğu. Açık denizlerde seyre uygun. Deniz yoluyla seyahat eden. Denizcilik. Gemicilik. Gemicilikle uğraşan. Denizcilikle uğraşan. Denize alışkın.

 

Seafronts : Denize sıfır. Kıyı. Sahil. Deniz kenarında arsa. Denize nazır. Deniz kenarında bulunan kara bölgesi. Kıyı yerleşimi veya kıyıdaki tatil merkezinin denize bakan kesimi.

İngilizce Seafood Türkçe anlamı, Seafood eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Seafood ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Solid food : Katı yiyecek.

Soft roe : Balık menisi.

Squid : (abd) denizci. Kalamar. Kafadan ayaklılar (cephalopoda) sınıfından, 20 cm kadar uzunlukta, söbe biçiminde vücutlu, 8 kollu ve 2 uzun dokunaçlı olan, denizlerde yaşayan bir yumuşakça türü. 1 sterlin. Mürekkep balığı. Mürekkepbalığı. Aşırıiletken nicemsel girişim aygıtı anga. Kendine fazla güvenen ancak yetenekleri kısıtlı olan yarışçı. Supya.

Shellfish : Kabuklu deniz ürünleri. Kabuklu deniz ürünü. Yumuşakça. Kabuklular. Kabuklu deniz hayvanı.

Prawn : Büyük karides. Eklem bacaklı hayvanların, kabuklular (crustacea) sınıfından, uzun ve testereli hortumlu, 7-10 cm kadar uzunlukta, akdeniz'de bol bulunan bir tür. Küçük karides. Teke. Karides. Kabuklular (crustacea) sınıfından, 15-20 cm kadar uzunlukta, akdeniz'de bol bulunan ve yenen bir eklem bacaklı türü. Zayıf veya güçsüz kimse. İri karides. Deniz tekesi.

Calamary : Kalamar.

Whelk : Bir tür deniz salyangozu.

Roe : Havyar. Karaca. Maral. Balık yumurtası. Dişi geyik. Özkaynak getirisi. Meral. Dişi karaca. Belirli miktardaki bir özkaynağa karşılık ne kadar kar edildiğini, diğer bir deyişle yatırımın karlılığını gösteren ve net karın özkaynağa bölünmesiyle hesaplanan oran. krş. kar oranı, kar aralığı, varlıkların getirisi.

 

Freshwater fish : Tatlı su balığı.

Shrimp : Teke. Çalı karidesi. Bodur. Bücür kimse. Kabuklular (crustacea) sınıfından, 5-6 cm kadar uzunlukta, avrupa denizlerinde yaşayan bir tür. çalı karidesi. Cüce. Bızdık. Karides avlamak. Azgelişmiş.

Seafood synonyms : calamari, hard roe, winkle, milt, saltwater fish, whitefish, octopus, periwinkle, food.