Second international türkçesi Second international nedir

  • İkinci enternasyonal.
  • İktisat alanında kullanılır.
  • Birinci enteryasyonalin dağılmasından sonra sosyalist ve işçi partilerinin uluslararası sosyalizm için birlikte çalışmak amacıyla 1889 yılında paris’te kurdukları birlik.

Second international ingilizcede ne demek, Second international nerede nasıl kullanılır?

Second : Göreve getirmek (brit. ask.). İlerletmek. İkinci çelgi. Desteklemek. Düelloda şahit. Üç savutta da gövdenin aşağı-dışarı kesimini (doğrultusunu) korumak için uygulanan çelgi. (namlu ucu biraz yere eğik, savut tutan el göğüsten az aşağıda ve dışta, tırnaklar yere dönüktür. kesici kılıçla uygulamada namlunun kesici yüzü dışa doğrudur.). Saniye. Destek vermek. Bir dakikalık sürenin altmışta biri. Yardım etmek.

International : Beynelmilel. Milletlerarası. Enternasyonel. Devletlerarası. Arsıulusal. Enternasyonal. İnternasyonel. Uluslararası.

Second a motion : Bir öneriyi desteklemek.

Second adar : Bir yahudi artık yılı içinde adar'ın ikinci ayı. İkinci ay.

Second advent : (hristiyanlık) yaşayanları ve ölüleri yargılamak için hz. isa'nın dünyaya dönüşü. İkinci geliş. İkinci diriliş. Parousia.

Second aliyah : 1904-1914 yılları arasında israil'e göç dalgası. İkinci alliyah.

İngilizce Second international Türkçe anlamı, Second international eş anlamlısı

 

Sözcükler, direkt olarak Second international ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

A shift in demand : İstem kayması. Tüketicilerin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu istemin artması veya azalması diğer bir deyişle istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması.

A change in individual demand : Bir tüketicinin bir mala olan istemini etkileyen fiyat dışındaki diğer değişkenlerde ortaya çıkan bir değişme sonucu bireysel istemin artması veya azalması, diğer bir deyişle bireysel istem eğrisinin sağa (yukarıya, kuzeydoğuya) veya sola (aşağıya, güneybatıya) kayması. Bireysel istem kayması.

Abnormal budget receipts : Olağanüstü bütçe geliri. Olağanüstü bütçe harcamalarını karşılamak için, söz konusu dönemde ek harç, vergi ve borçlanma gibi yollarla elde edilen gelir.

Ability to pay principle : Vergilemenin bireylerin ödeme gücüne uygun bir biçimde yapılması gerektiğini ifade eden bir vergileme ilkesi. kaynağı bol olanların kamu projelerine daha fazla katkı vermesi gerektiği ilkesi. Ödeme gücü ilkesi.

Ability to pay approach : Bireylerin, devlet harcamalarının finansmanına, elde ettikleri gelir düzeyiyle orantılı olarak vergilendirilmeleri yoluyla katılmalarını ifade eden ve adam smith tarafından geliştirilen vergileme yaklaşımı. krş. yararlanma yaklaşımı. Güç yaklaşımı.

A pass through certificate : Tutsat senedi. Taşınmaz rehniyle sağlanmış bir kişisel alacak karşılığında alacak sahibi finansal kurum tarafından çıkarılan değerli kağıt.

 

A change in supply : Sunum kayması. Üreticilerin mal sunumunu etkileyen fiyat dışındaki değişkenlerde ortaya çıkan değişme sonucu sunumun artması veya azalması diğer bir deyişle sunum eğrisinin sağa (aşağıya, güneydoğuya) veya sola (yukarıya, kuzeybatıya) kayması. krş. sunumun sağa kayması, sunumun sola kayması.

Abnormal budget expenditures : Olağanüstü bütçe gideri. Olağanüstü bütçenin giderleri.

Socialist international : Sosyalist enternasyonal. Demokrasi yoluyla sosyalizmi destekleyen avrupa sosyalist partileri organizasyonu.

Abolition of forced labour convention : Zorla çalıştırmanın yasaklanması sözleşmesi. Zorla ya da zorunlu çalıştırmanın herhangi bir biçiminin siyasal zorlama ve eğitme, siyasal ya da ideolojik görüşlerin açıklanması nedeniyle cezalandırma, işgücünü harekete geçirme, çalışma disiplinini sağlama, ayrımcılık ve işbırakımını, katılanları cezalandırma aracı olarak kullanılmasını yasaklayan, 1957 yılında kabul edilen temel uluslararası çalışma sözleşmelerinden birisi.

Second international synonyms : a group shares, abnormal budget, a change in demand, ability rent, a type mutual funds, a shift in individual demand, a shift in supply.