Seemed türkçesi Seemed nedir

Seemed ile ilgili cümleler

English: Ali and Mary seemed to be very happy to see each other again.
Turkish: Ali ve Mary birbirlerini tekrar gördüklerine çok mutlu gibi görünüyordu.

English: Ali and Mary seemed to get along.
Turkish: Ali ve Mary iyi geçiniyor gibi görünüyordu.

English: "What is it that you liked about her?" "I don't know. She seemed mysterious."
Turkish: "Onun hakkında sevdiğin nedir?" "Bilmiyorum. O gizemli görünüyordu."

English: Ali began to wonder how Mary always seemed to know where he'd been.
Turkish: Ali Mary'nin onun nerede olduğunu nasıl her zaman biliyor gibi göründüğünü merak etmeye başladı.

English: Ali certainly seemed hungry.
Turkish: Ali kesinlikle aç görünüyordu.

Seemed ingilizcede ne demek, Seemed nerede nasıl kullanılır?

Seemed to be : -miş gibi bakılmış. Görünmüş.

Beseemed : Yakışmak. Yakışık almak. Uygun olmak. Yaraşmak.

Seemer : Sık sık numara yapan kişi.

Seemers : Sık sık numara yapan kişi.

Seem as if : Gibi gelmek.

Seem to hear voice : Sesler duyar gibi olmak.

Seem : Benzemek. Gibi görünmek. Gözükmek. Gibi gözükmek. Görünmek… gibi görünmek. Gelmek. Görünmek. Gibi gelmek. Görünmek.gibi görünmek. Görünmek….gibi görünmek.

 

Seemings : Görünüşteki. Zahiren. Görünen. Görünüşte.

Seem to be : Görünmek. -miş gibi bakılmış. Görünmüş.

Seemingly unrelated time series equations : Sutse. Görünürde ilişkisiz zaman serisi denklemleri.

İngilizce Seemed Türkçe anlamı, Seemed eş anlamlısı

Sözcükler, direkt olarak Seemed ile ilgili eş anlamlı kelimeler olmayabilir. Kelime anlamı benzer olan sözcükler olabilirler.

Approximating : Benzeyen. Benzetme. Benzeme. Yaklaşmak. Andıran. Andırma. Andırmak.

Approximates : Yaklaşık olarak değerlendirmek. Yaklaşık. Çok yaklaşmak. Tahmin etmek. -e yakın olmak. Yaklaşık olmak. Yaklaştırmak. Yaklaşmak. Andırmak.

Look : Ümit etmek. Görmek. İyileşmek. Göstermek. Görünmek (güzel veya hasta vb). Bakmak. Görünüş. Bakış. Aramak.

Come into sight : Görünmeye başlamak. Görüş açısına girmek.

Purport : Anlam. Göstermek. Anlamında olmak. Niyet. İddia etmek. Anlamına gelmek. Görünümünde olmak. Belirtmek. İddiasında olmak. Demek istemek.

Glisten : Pırıltı. Işıldamak. Kesik kesik parlamak. Parıltı. Kıvılcım. Parıldamak. Pırıldamak. Parlama. Parlamak.

Approach : Çok benzemek. Yaklaşım. Görüşmek. Koyulmak. Yaklaşmak. Toplumbilim yönteminde toplumsal yapının biçimlenişi ve öğeler arasındaki ilişkilere bakış biçimleriyle birbirinden ayrılan ana doğrultulardan her biri. Yaklaşım sergilemek. Yanaşmak. Başvurmak. Gelişme koşusu.

Glint : Işıldamak. Parıltı. Kıvılcım saçmak. Parlamak. Fırlamak. Pırıltı. Ani parlayan ışık. Işıltı. Parıldamak. Pırıldamak.

Come on : Ortaya çıkmak. İzlemek. Baş göstermek. Gafil avlamak. Çıkmak. Basmak. Rastlamak. Üstüne gelmek. Sahneye çıkmak.

 

Seemed synonyms : leap out, jump out, appear like, pass off, beam, come across, approximated, be, appears, approached, appear to be, approve oneself, rise, come along, soundest, approaches, purports, make like, break through, lift, arise, conform to, assimilates, make, come into view, gleam, seem, glitter, sembling, come out, come in view, broken through, compare.

Seemed zıt anlamlı kelimeler, Seemed kelime anlamı

Unnecessary : Fuzuli. Gereğinden fazla. Lüzumsuz. Gereksiz. Faydasız. Abes.

Slow : Zor anlayan. Eli ağır. Bati. Geç olan. Yavaşlamak. Ağır. Kesat. Hızı azaltan. Uzun süren.

Fast : Hızlı geriye sarma. Hızlı. Yapışmak. Sıkı. Çabuk. Geriye sarmanın hızlı olanı. Rengi atmaz. Sabit (renk). Sinema, televizyon alanlarında kullanılır. Perhiz yapmak.